|
YALDO
"NOEL" BAYRAMI KUTLU OLSUN
"Bugün size Davut`un kentinde bir kurtarıcı doğdu…En yücelerde
Tanrı`ya izzet,yeryüzünde hoşnut olduğu insanlara esenlik olsun"
(Luka 2:11-14)
Balangıçta Söz vardı.Söz Tanrı'daydı ve Söz Tanrı'ydı…Yaşam O'ndaydı
ve yaşam insanların ışığıydı (Yuhanna 1:4)
Görüldüğü
gibi, Tanrı, Söz'dü.Ve "her şey O'nun aracılığıyla var olmasına rağmen
"Bu Söz, yaratılan dünya ve insan için erişilmez ve algılanmaz bir
olgudaydı.Biz Hristiyanların düşünce ve ruhlarımızla her yıl kutladığımız
"Yaldo" Noel Bayramı, İsa Mesih'in doğaüstü "Doğuş"uyla,
o erişilmezliğin erişilir, ve o algılanmazlığın -ruhani anlamda- algılanır
kılındığı yüce ve görkemli bir gündür. Çünkü Baba Allah, Söz'ü insan şeklinde
dünyaya göndererek, kendisine özgü özellikleri, kendi bildiğini ve kendisinde
olanları dünyaya açıkladı. Açıkladı ki, daha önce görünemez olanları görebilsin
ve kurtulabilsin.
İşte Söz"ün tenleşmesinin bir anısı olarak kutlamakta olduğumuz bu
"Bayram", aslında günahın ve köleliğin boyunduruğu altında inleyen
bizlerin,"Tanrı'nın Oğulları" gibi yüce bir statüye kavuşmuş
olmamızın bir sevincidir. Özlenen özgürlüğe kavuşmamızın içsel bir yansımasıdır.
Söz'ün (yani Mesih'in) Meryemana'dan -günah hariç her şeyiyle bizim gibi-
doğması, insanlararası eşitliğin (Galat 3:27-28) sağlandığı ve ilahi adaletin
tecelli ettiği mübarek bir gün ve insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır.
İnsanlararası ayrılıkları ortadan kaldıracak "eşitlik ve sevgi dinamiti"
2002 yıl önce, yoksulluğumuzu ve yoksunluğumuzu giyinerek zenginleşmemizi
sağlayan İsa Mesih'in bu doğuşuyla patlatılmış olmasına karşın, bunun
hala istenilen düzeyde kökleşmemiş olması, verilen mesajın yeteri kadar
algılanmamış ve içselleştirilmemiş olmasından kaynaklanıyor.
Kötülüğün kol gezdiği Eski Ahit dünyasında "doğruyu ve iyiliği"
inan yaşamında olanaklı kılmak için, sevgi inayet temeline dayanan "bağışlayıcı
ve özverili" yeni bir "Ahit'e" ihtiyaç duyulmaktaydı. Başkaları
için doğmak gibi, derin bir anlam taşıyan Söz"ün (yani İsa Mesih'in)
Doğuş'u, bu bağlamda Yeni Ahit başlangıcıdır. Hiç kimse Babamız Adem'in
işlediği suçtan arınmış olmadığından, O herkesin kurtuluşu için doğdu.
Bu Doğuş Süryanilerin Güneşi Aziz Mor Afrem (303-373)in düşüncesinde şöyle
anlam bulmaktadır."Hiç kimse üstündeki Gerçek'e bakmaması için,
açtığı kanatlarıyla günah her şeyi örttüğü bir sırada ,GERÇEK rahime inerek
, doğuşuyla günahın aldatıcılığını dağıttı."
İnsanı
aydınlatan gerçek Işık'ın görünmemesini perdeleyen bu günah, bir başka
anlamda Tanrı ve insan "sevgisizliğinin" dallanıp budaklanmasıydı.
Bir kara bulut gibi insanı karartan bu temel "sevgisizlik" etkeni,
iç dünyasında büyük yozlaşmalar, eksiklikler, uçurumlar ve tahribatlar
yarattığı bir esnada, İsa Mesih'in doğuşuyla Tanrı, kendisine -yani insana-sahip
çıkıyori. Bu olay, insani akılla algılanmayacak kadar, büyük bir lütuftur.Bu
lütuf Aziz Pavlus'un bir mektubunda "O'nun yoksulluğuyla siz
zengin olsanız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu"
(2.Kor.8:9) şeklinde anlam kazanmaktadır. Aziz Pavlus'tan esinlenerek,bu
lütufun esrarengiz gerçeğini ve anlamını, Kapadokya Episkoposu Nazianzlı
Aziz Grigorius(329-390) şöyle açıklamaktadır,"Tanrı, insanlığa
sahip çıkmakla aralarında ayrı olan iki gerçeği, yani insan doğasını ve
tanrısal doğayı birleştirerek insanlığı tamamladı.. Biri insanlığı verdi,
diğeri aldı."
Günahla birlikte Tanrı inayetini yitiren insanlık, büyük bir sevgisizliğin
cenderesi içinde itilip kakılırken, insan şekline bürünen yüce bir anlayışla,
yeniden sevgisine, umuduna ve esenliğine kavuşmuş oldu. İşte bu barışçı
ve paylaşımcı özellikleri nedeniyle, bütün Hıristiyanlık alemi, bu günü,büyük
ama kutsal bir coşku içinde kutlamaktadır."Çünkü Tanrı'nın
bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır."
Bugün, biz insanların ölümsüzlüğün şefkatli ve yumuşak kollarında kucaklandığı
olağanüstü ama ilahi bir gündür. Bu dünyada sağduyulu, doğru ve iyilik
yolunda bir yaşam tarzını devam ettirebilmemiz için, paklığımızı bulandıracak
her türlü etkene karşı mütevazi bir uyanıkla karşı koyarken, sevincimizi
başkalarının yararını gözeten işlerle pekiştirmemizi öğreten bir gündür.
Bugün, temiz ahlaklı, ilahi buyruğa ve insani kültüre yakışan bir erdem
yolunda yürüyebilmemiz için yüreklerimizin kapısını çalan bu anlayışın
sevgisiyle ruhlarımızı yeniden yapılandırırken, onun işleviyle,duyularımızı
dış uyaranlara karşı temiz ve dirençli kılabilmeyi formülleştiren barış
ve uzlaşma günüdür.
Bugün,
sosyal hayatımızın bir anlam kazanması için ,"Emanuel'in" "hizmet
edilmeye değil hizmet etmeye geldim"(Matta 20-28) anlayışını
ilke edinerek, ayrım gözetmeksizin, tutarlı ve içten bir biçimde herkese
ama herkese sevgiyle hizmet etmeyi olanaklı kılan, alçakgönüllüğün en
kutsal günüdür.
Bizleri Tanrısal Sevgi ile buluşturan Noel Bayramı'nın anlamı yalnızca
dünyevi yaşamla değerlendirilebilecek sınırlı bir anlam ve gün değil.
Ölüm ve ölüm ötesi değerlerde varlığı yaşatabilen ve sosyal hayatı güzelleştiren
niteliksel bütün anlayışları da özünde barındıran tek anlam ve yüce bir
gündür.
Bugün, sosyal anlamda cennet bir dünyada yaşamanın, ancak içsel dünyalarımızı
cennete dönüştürmekle mümkün olduğunu öğreten, insani ve ruhani duyarlılıkları
yüksek bir gündür. Bir başka ismi sevgi olan bu yüksek duyarlılıkların,
değerlerin yolu, dar ve engebeli oluşu, insani tekamülü sağlayacak pratiklerin
aksak yürümesine neden oluyor. Çünkü tekamül bilgiyi, bilgi ise büyük
sorumluluk gerektiriyor. İşte bunun için bugünün hazzı ve derin ruhani
anlamları, sorumluluk bilincimizi artırmak gibi önemli bir işleve sahiptir.
İnsanlararası ilişkiler ve bütün iletişimler, söz konusu sevginin ve duyarlılıkların
ölçütlerine göre şekillenmesi halinde, hiçbir etken insani tekamülün önünü
kesemez. Beceri ve içsel yetenekleriyle bu tekamülü gerçekleştirebilen,bilgi
ve sorumluluğuyla bu tekamülün bir gereği olarak insani hizmet yörüngesine
girebilen insanlara ne mutlu!
Bu ruhsal duygularla ,Süryanilerin ve bütün Hristiyan kardeşlerimizin
"Yaldo" Noel Bayramını bütün içtenliğimle kutluyor, bu
bayramın bizleri huzur ve engin bir mutluluğun doyumsuzluğuyla kutsamasını
niyaz ediyorum. Ruhani ve fiziksel yapımızın payandası olan "Tanrı
ve İnsan Sevgisi"nin közünü, içsel ve canlı bir aleve dönüştürecek
körüğün herkese bağışlamasını diliyorum.
Bayram mesajının, ruhlarımıza girebilmesi, duygu ve davranışlarımıza işlemesi
için "Tanrı ve İnsan Sevgisinin" bütün değerlerini yüreklerimizin
kundağına sarabilme gücüne ve duyarlılığına sahip olmamız gerekiyor.Bunun
yolu da İsa Mesih'in öğretisini özümsemekten ve "sevgisini"
dolu dolu yaşamaktan geçer. Ancak o zaman insani yürekler merhametle dolar.
Ancak o zaman acıma, barış, kardeşlik, uzlaşma ve hoşgörü kültürü gibi
insani hasletler hayata egemen olur. Çünkü insanları aynı görüşte ve aynı
hareket içinde buluşturabilen tek duygu var. O da, Tanrı'nın yeryüzünde
bir yansıması olan "sevgi" duygusudur. Sosyal bir olgu görünümündeki
ruhani mevsimlerin amacı, her şeye rağmen, karşılıklı iletişimler içinde
bir bütünleşmeyi gerektiren "sevgi" olayının, insanlar arasında
kökleşmesini sağlamaktır. Olaylara sevgi gözüyle bakmak, önyargılardan
ve olumsuz koşullanmaların etkisinden sıyrılmak demektir. Sevgi,farklılıkları,
farkı yorumlamayı öğretir. Sevgi, egosal baskılardan kaçıp "genelin"
yararını gözeten birlikteliklere ve paylaşımlara yöneliştir. Monologların
kısır döngüsünden kaçıp diyalogları kucaklamaktır.Unutulmamalıdır ki,
yaşam, sevgi içinde mutlu olmak ve mutlu etmek eyleminden başka bir şey
değil.
Sevgi ve mutluluk dolu bir yıl niyazıyla, saygılar sunuyorum.
Yusuf Beğtaş
Pencereyi
Kapat
|