Kalabalık Bir Süryani Ailesi

Kalabalık Süryani Ailesi Toplu HaldeYakup-Marta Özyürek çifti, 26 yıllık evliliklerine 20 çocuk sığdırdı. En küçüğü 6 aylık, en büyüğü ise 25 yaşında. Evlendirdiği üç çocuğu hariç hepsiyle her akşam aynı sofraya oturan baba Yakup Özyürek, başka çocuk isteyip istemediği konusunda, "Daha koymak istediğim isimler var." diyor. Marta Hanım ise 20 çocuğu olmasından çok mutlu. Eğer bir gün yolunuz Yakup (53) - Marta Özyürek (43) çiftinin evine düşerse burasının bir çocuk yuvası olduğunu sanmayın. Evde, bahçede, koridorlarda koşuşturan 17 çocuğun tamamı Yakup-Marta Özyürek çiftinin kendi çocukları. Üstelik ailenin bütün çocukları bu kadar da değil. Üçünü de evlendirmişler. Yani 20 çocuğu var Özyüreklerin...

Ticaretle uğraşan Yakup Özyürek kendilerini görenlerin çok şaşırmasına, hatta birçoğunun ya da resmi kurumlarda çalışan görevlilerin "şaka yapıyorsun herhalde" şeklinde konuşmalarına artık alıştığını söylüyor. Çocuk sayısı konusunda inandırıcılık sorunu yaşadığı için artık çocuklarının sayısını söylememeye başlamış. Ama, o ve eşi 20 çocuğa sahip olmaktan çok mutlular. Hatta "Başka çocuk istiyor musunuz?" sorusuna "Allah bilir." cevabını veriyorlar.

Özyürekler, Mardin-Midyat'tan yaklaşık 40 yıl önce İstanbul'a göç etmiş bir Süryani ailesi. Yakup Bey de Marta Hanım da dinî hayatları konusunda son derece hassaslar. Çok çocuklarının olmasının temelinde de bu yatıyor. Doğan her çocuğu Allah'ın bir lütfu olarak görmüşler ve hiçbir zaman "Nasıl bakacağız?" endişesi duymamışlar; "Biz tamamen doğal yaşadık. Nüfus planlaması yapmadık, yapmayacağız da. Allah ne kadar çocuk bahşederse o kadarına razıyız."

15 yıl boyunca hamile yaşadı:Şüphesiz 20 çocuk söz konusu olunca hemen herkesin aklına "Kaç eşten?" sorusu geliyor. Baba Yakup Özyürek, bu soruların sıklıkla kendisine sorulduğunu; fakat tek eşli olmanın inançları için önemli olduğunu, ikinci ya da üçüncü eşi asla düşünmediğini ifade ediyor.

Çocuklarla ilgili Özyürek çiftine gelen sorulardan bir diğeri de annenin sağlığı hakkında. Çünkü her yıl çocuk doğurmuş ve yaklaşık 15 yıl boyunca hamile olarak yaşamış anne Özyürek. Şimdi 43 yaşında olan ve her yıl hamile kalan Marta Hanım, "çocuk doğurmanın kadın vücudunu deforme edeceği" inancının gerçekleri yansıtmadığını söylüyor. Çocuk bakmanın, hele hele 20 çocuğa bakmanın çok yorucu bir iş olduğunu kabul eden Marta Özyürek, "Aslında bir annenin 20 çocuğunun olması imkansız gibi gelebilir. Fakat bu imanın bir sonucudur. Biz Allah'a iman ettik ve Allah da bana bu çocukları doğurma ve onlara bakma gücünü verdi. Her bir çocuk için ailecek çok mutlu olduk." diyor.

Henüz 17 yaşında iken evlenen ve 18 yaşında ilk çocuğunu doğuran Marta Özyürek, dördüncü çocuğuna hamile kalınca doktorlar "Bundan sonra çocuk doğurursan ölürsün." demiş; ama o dinlememiş. Doğan her çocuktan sonra doktorları çok şaşırmış. "Şimdi onlar da alıştı artık. Hatta çocuk sayısı espri konusu olmaya bile başladı." diyor. Çocukların bakımı için bir yardımcısı olan Marta Hanım, yine de çok sabırlı olması gerektiğini söylüyor.

Hemen hemen birer yıl arayla doğan çocukların her birbirin ayrı bir derdi var. Mesela tam 12 çocuk okula gidiyor. Marta Hanım, eşinden ve çocuklarından büyük destek gördüğünü, bunun yanında çocuklara bakmayı bir ibadet olarak değerlendirdiğini söylüyor. "Çocuk doğurmak ve onlara bakmak elbette kolay bir iş değil. Fakat inancım bana güç veriyor. Bütün çocuklarım normal doğdu ve yaşadığım sürece anne olma isteğim devam edecek." diyor. Anne Marta, "Hiç yeter dediğiniz oldu mu?" sorusunu net bir şekilde cevaplıyor: "Hayır."

Her çocuk rızkıyla gelir: Halen 5 oğluyla birlikte ithalat, ihracat ve döviz işiyle uğraşan Yakup Özyürek, çocukların bakımı ve masrafı konusunda rakam vermek istemiyor. Mesela ayda ne kadar masraf yaptığını 12 çocuğun okul masraflarının ne kadar tuttuğunu hiç hesaplamadığını söylüyor: "Evlendiğimde küçük esnaftım. Buna rağmen nasıl bakarız, nasıl yetiştiririz diye endişe etmedim. Biz inanıyoruz ki Allah her bebekle beraber rızkını da gönderir. Çocuklarım arttıkça iş hayatımdaki bereketim de arttı." Özyürek çifti çocuklarının devlet okullarına gittiğini, lüks bir hayatları olmadığını; dolayısıyla ekstra masrafları bulunmadığını vurguluyor.

Marta-Yakup Özyürek çifti doğan her çocuğa kendi kutsal kitaplarından isimler koymuşlar:Evli çocuklarından biri kız ikisi erkek. Kız yurtdışına gelin gitmiş. Oğullarından birinin yeni çocuğu olmuş diğer kardeşin eşi ise şu anda hamile. Yani ailenin nüfusu giderek artıyor. Ailenin nüfusunun bundan sonra daha da artacağının bir başka belirtisi de Yakup Özyürek'in "İsim bulmakta zorlanıyor musunuz?" sorumuza verdiği cevapta saklı: "Allah sağlık sıhhat versin. Daha koymak istediğimiz çok isim var."

Özyürek çifti baştan bu yana kaç çocuk istedikleri ile ilgili herhangi bir plan yapmadıklarını, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmadıklarını, "Allah ne kadar verirse kabulümüzdür." inancında olduklarını, bundan sonra da böyle olacaklarını söylüyor. Peki çocuklar açısından durum nasıl? 19 tane kardeşi olmak nasıl bir duygu? Halen Beykent Üniversitesi'nde okuyan İmmanuel Özyürek esprili bir cevap veriyor; "Sırtım sağlam." İmmanuel 19 kardeşi olduğunu söylediği zaman arkadaşları "Bu kamera şakası mı?" diyerek inanmak istememişler. Ama o bunu dert etmiyor. Hatta çok kardeşi olmasından da memnun. Bazen ailede isimler karışsa da kimse bundan şikayetçi değil.

Baba Yakup, anne Marta çocukların bakımı ve eğitimleri konusunda da özel bir yöntem uygulamadıklarını, evde İncil okuduklarını, geleneklerine bağlı bir aile olduklarını, bundan sonra da sade bir yaşam sürmeye devam edeceklerini ifade ediyorlar. Yakup-Marta Özyürek çifti, 26 yıllık evliliklerine 20 çocuk sığdırdı. En küçüğü 6 aylık, en büyüğü ise 25 yaşında. Evlendirdiği üç çocuğu hariç hepsiyle her akşam aynı sofraya oturan baba Yakup Özyürek, başka çocuk isteyip istemediği konusunda, "Daha koymak istediğim isimler var." diyor. Marta Hanım ise 20 çocuğu olmasından çok mutlu.
Baba Yakup, anne Marta çocukların bakımı ve eğitimleri konusunda da özel bir yöntem uygulamadıklarını, evde İncil okuduklarını, geleneklerine bağlı bir aile olduklarını, bundan sonra da sade bir yaşam sürmeye devam edeceklerini ifade ediyorlar.


Güncelleme Tarihi: 5 Temmuz 2005

Pencereyi Kapat