|
|
 |
Süryanilerin müzikal çığlığı
Diaspora
Süryanilerinin arşivinden yararlanılarak hazırlanan "Anadolu'nun
Solan Rengi, Süryani Halk Ezgileri" albümü her dinleyenin kendi tarihsel,
kültürel mirasından belki ortak tınılar da duyabileceği bir çalışma.

Yakup ustanın baba toprağı Diyarbakır'dan ayrılışının üzerinden neredeyse
çeyrek asır geçmişti. Ama çekiyordu işte bu şehir Süryani Yakup ustayı.
Her sene sektirmeden Nisan-Mayıs aylarında birkaç günlüğüne de olsa memleket
hasretini gideriyordu, Diyarbakır sokaklarında. Ama sadece bu kadar mı?
Elbette hayır... Peynir... İlla ki peynir! Diyarbakır'ın genç kız saçı
gibi ilmek ilmek örülmüş, örüklü erimiş peyniri. Onu, Diyarbakır'a gelip
kendi gözetiminde yaptırmalı ve İstanbul'a götürmeliydi. Belki peynir
bahaneydi. Ama ne gam! Gittiği diyarlarda kendine ait olan ne vardı ki!
Götüreceği birkaç baş erimiş peynir, bir de memleket özleminden, memleket
havalarından gayrı!
"Her yıl geldiğimde tanıdıklar azalıyor" diyordu, dokumacı ustası
Yakup. Bir de eski köylülerin kalmadığından yana dertliydi Yakup usta.
Eski köylüler kente geldiğinde daha bir uyum sağlama gayretinde miydiler
ne? Şimdikiler öyle mi? Kenti kendilerine benzetmede eşleri menendleri
yok...
Ama bu kez Yakup usta, gözlerinin içi gülerek, elinde bir CD ile gelmişti.
İstanbul'dan bir dostum, Turgut Alaca göndermişti, yeni çıkan "Anadolu'nun
Solan Rengi-Süryani Halk Ezgileri" CD'sini. Bekletmeden, o heyecanla
dinledim. Toplam on bir parça özenle seçilmiş. Daha çok diaspora Süryanilerinin
arşivlerinden yararlanılmış. Süryanice bilmediğimden sözlerini anlayamadım.
Ama melodi o kadar yakın, o kadar tanıdık geldi ki... Ezgiler beni Midyat'ın
Süryani köylerindeki düğünlere götürdü. Ezgilerin melodik ritmine eşlik
etmeye çalışırken, Tur Abdin'de Mor Gabriel Süryani Kadim Manastırı'nın
1700 yıllık duvarlarında yankılanan ilahilerin müzikal alt yapısını da
düşünmeden edemedim.

Asuri müziğinin varisleri
Yakın zamanda okuduğum Peder Gabriel Akyüz'ün "Süryani Müziği"*
kitabına başvurdum. Süryaniler, Hıristiyanlığı ilk kabul edenler olduklarından
aynı zamanda Asuri Sanat Müziği'nin de varisi olmuşlar. Zaten Asuriler
aynı zamanda proto-Süryaniler. Süryanilerin dinlerine olan sadakatleri,
kendi ifadeleri ile "tekrar putperestlik tuzağına düşmemeleri"
için ellerinde bulunan o döneme ait tüm müzik eserlerini yakmalarını beraberinde
getirmiş. Doğal olarak Süryani müziğinin düzeni; l. yüzyılda başlayıp
lV. yüzyılda genişlemiş. Vll. yüzyılda zirve noktasına ulaşmış, Xll. yüzyıla
kadar canlılığını korumuş. Xll. yüzyıldan sonra bölgede yaşadıkları sıkıntılar
nedeniyle gerilemeye ve erimeye yüz tutmuş.
Süryani
müziğinin genel olarak sekiz dizisel makamdan oluştuğunu yine Gabriel
Akyüz'ün yukarıda sözü edilen kitabından öğreniyoruz. Bunlar; sıcaklık,
soğukluk, sertlik, yumuşaklık, eğlendirici, hüzünlendirici, coşturucu
ve gurur kırıcı huyu olan makamlar. Görüldüğü gibi bizzat hayatın içinden
ve hayatın kendisiyle örtüşen makamlar. Ve bu sekiz ana makam, yapılan
bütün çalışmalar sonucunda 1500 dolayında nağme ve makama bölüştürülüyor.
Ve kilise takvimine göre uygulanan ayinlerin her bir bölümü bu makamlardan
biri ile hayat buluyor.

Gel
çığlıklarımı dinle
Din dışı müziklerinde de genel olarak bölgeye ait enstrümanların zengin
biçimde kullanıldığını görüyoruz: Ud, cümbüş, kanun, darbuka, bağlama,
keman, davul, zurna. Doğal olarak aynı ve komşu coğrafyada birlikte yaşanılan
halklarla ortak kültürel miras, akrabalık ve etkileşim. Kürt, Ermeni,
Arap ve Türkler. Ve tabii ki bu halkların müzik kültürleri.
Her dinleyenin kendi tarihsel, kültürel mirasından belki ortak tınılar
da duyabileceği, ama özgün ve farklı Süryani müziğinin sesini de hissedebileceği
bir müzikalite "Süryani Halk Ezgileri".
Ezgiler, dile geliyor ve diyor ki; "Gel çığlıklarımı dinle.../ Yolculuğundan
geri dön. / (Gittiğin) dünya sana bir şey kazandırmaz. / Ancak günahkar
ve umursamaz biri olursun. / Gurbette ne yapacaksın. / Kötü genç olma,
geri dön. / O sessiz uykularda çığlıklarımı dinle."
Süryani Halk Ezgileri / Anadolu Müzik Yapım
* P. Gabriel Akyüz, Süryani Müziği, Ocak 1998, Mardin, Kendi Yayını.
ŞEYHMUS DİKEN
NOT: Bu yazı Radikal Gazetesinin Radikal
2 ekinde 11-08-2002 tarihinde yayınlanmıştır
Arşiv Yazıları
|