|
|
 |
ESKİ TARİH
Yukarı
Mezopotamya haklarının İ.Ö.'ki dönemde birbirleriyle kaynaşmalarını sağlayan
ve bunların tümüyle birleşmelerine neden olan ikinci etken ise Asur ve Babil
imparatorluklarının yıkılması ile ortaya çıkan yeni durumdu. Asur ve Babil
imparatorlukları yıkıldığı zaman, yakın doğuda yaşayan tüm Sami halkının
kaynaşmasını sağlayan temeller artık hazırdı. Temeli Sümerler'den kaynaklanan,
Akkad ve Babillilerin geliştirdikleri kültürel mirası Asurlular'da almış
ve bu kültürü çok geniş bir bölgeye yaymışlardı. Bu ortak kültürel geçmişten
dolayı Sami halkları birbirlerinden çok farklı olmayan uygarlıklar kurdukları
gibi, kolaylıkla da kaynaşmışlardır.
Sami halklarının üçüncü büyük göçünü oluşturan Aramiler'de Mezopotamya'ya
yayıldıklarında hem kolayca diğer Sami halklarıyla kaynaşmışlar hem de getirdikleri
dil ve etkin ticaret tüm Mezopotamya halklarınca kullanılmaya başlamıştır.
Aramca dili sonraki dönemlerde tüm Sami halklarının ortak dili haline gelmiştir.
Babil devletinin yıkılmasından sonra Akamenya imparatorluğunun Aramca'yı
resmi dil olarak kullanmaya başlaması, Aramca'nın Med-Pers dilinden daha
yaygın bir dil durumuna gelmesini sağladı. Aramca hem "daha önceden
bu alandaydı" hem de kardeş bir Sami dili olduğu için Akkadça kullanan
insanların onu öğrenmeleri tamamen yabancı bir Hint-Avrupa diyalektiğini
öğrenmelerinden çok daha kolaydı.
Böylece Aramca Hıristiyanlık çağının birinci yüzyılda Mezopotamya'nın Samice
konuşan halkları arasında; doğuda Akkadca'nın, batıda ise Kenanice'nin yerini
aldı. (7) Bazı Süryani tarihçilerinin sırf
Süryaniler'in Aramca konuşmalarından dolayı kökenlerini Aramiler'e dayandırmalarının
yanlışlığı da buradadır.
Asur ve Babil devletleri yıkıldığı zaman Yukarı Mezopotamya'da yaşayan halkların
ortak kültürel geçmişlerine, onları birleştirecek yeni ve önemli bir faktör
olan halkların ortak gelecek umudu eklenmiştir. Yabancı egemenliği altında
yaşayan Asur, Arami ve diğer Mezopotamya halkları aynı bölgede oturuyor
ve aynı dili konuşuyorlardı. Yabancı saldırı ve istilalara beraberce karşı
çıkıyor ve egemenlere karşı ayaklanıyorlardı. Bu dönemdeki kaynaşmadan ötürü
artık tek bir adla çağrılıyorlardı. Bu halklar Asuryalı, Süryani arada Kaldeliler
diye anıldıkları da oluyordu. (8)
Yakın doğuda İsa'dan önceki son yüzyıllara gelindiğinde, Yukarı Mezopotamya'daki
Asurlu, Arami ve Kaldeliler birbirleriyle kaynaşmış, ortak geçmişe dayanan
birlikteliğe sahip ve ortak gelecek umutları olan bir millet haline gelmişlerdi.
Bu yüzyılda Mezopotamya halkları da büyük bir birleşme ve kaynaşma yaşıyorlardı.
Fakat belli bir süre sonra insanlık tarihine damgasına vuracak olan Hıristiyanlık
inancının doğuşu bölgede büyük değişimlere neden olacaktı.
KAYNAKLAR;
1,6 Diakov, S.Kovalev, İlk Çağ Tarihi, C.I., Çev. Özdemir
İnce, Ankara, V yayınları, 1987
2,3,4,7 Yakup Bilge, Anadolu'nun Solan Rengi; Süryaniler, Yeryüzü
Yayınları, 1991
5 Server Tanilli, Yüzyılların Gerçeği ve Mirası, C.I.,İstanbul,
Say Kitabevi, 1984
8 Herodotos, Herodotos Tarihi, İstanbul Remzi Kitab Evi, 1983
|