Süryani Tarihi


|

Kültür- Sanat


|

Köşe Yazarları


|

Forum-Görüş


|

Linkler


|

Üyelik


|

İletişim
Köşe Yazarları

Ayşe Hür
hurayse@hotmail.com

HOŞGÖRÜ TARİHİMİZDEN BİR YAPRAK: SÜRYANİLER

Deyrulzafaran'da Makamında Oturan Son Patrik III.İlyasBir zamanlar Mardin’de Süryani Kadim Kilisesi Patriklik Makamı’nın bulunmasından bugün ise olmamasından anlaşılacağı üzere övüne övüne bitiremediğimiz “hoşgörü” değirmenimizin öğüttüğü cemaatlerden biri de Süryaniler. Nüfusları 15 bine düşse de, cemaat önderleri tarafından itina ile ‘azınlık’ olmadıklarının altı çizilen Süryanilerin bu topraklardaki tarihi çok uzun.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi sonrasında, Arap asıllı nüfusun yoğun yaşadığı Mardin hakkında verilmiş bir karar yoktu. İngilizler ve Fransızlardan hangisi daha ikna edici olursa, bölge o tarafın payına bırakılacaktı. Önce Irak’taki İngiliz yetkilisi Binbaşı E. W. Corbett Noel geldi şehre. 11 Mayıs 1919’da V. Kolordu Komutanı Miralay Kenan Paşa ile görüştü, ardından kenti teslim etmeleri için şehrin ileri gelenlerini ikna etmeye çalıştı. Suriye ve diğer Arap toprakları İngiliz ve Fransızların idaresine geçmişti. Bir yandan üstün bir güce sahip olan İngiliz ve Fransızlar, öte yandan dağılmakta olan bir Osmanlı Devleti vardı. Mardin de bir karar vermek durumundaydı. Rivayete göre Müslüman Araplar, Kürtler ve Süryanilerin ileri gelenlerinin katıldığı istişare toplantısında alınan kararı Süryani Kadim Kilisesi Patriği İlyas Şakir Efendi açıklamıştı: "Biz Araplar, Kürtler ve Süryaniler olarak Osmanlı idaresinden ayrılmak istemiyoruz. Halifeye bağlıyız ve Türk kardeşlerimizin yanında kalmaya devam edeceğiz. Gerekirse mallarımız ve canlarımızla savaşacağız."

Olumsuz cevabı alan Binbaşı Noel, bu sefer Derik kazasına gitti ve Deriklileri kazanmaya çalıştı ancak, orada da başarılı olamadığı için 28 Mayıs 1919’da Mardin’i terk etti. 21 Kasım 1919’da Mardin’e gelen Fransız Albay Normand da şehirde pek hoş karşılanmamış, Müslüman ve Hıristiyan halkın tepkisiyle karşılanınca aynı gün şehri terk etmişti.

İlyas Şakir Efendi’nin Çabaları

İlyas Şakir Efendi, sözünün arkasında durdu ve 18 Nisan 1919’da Süryani nüfusun yoğun olduğu yerlere uzun bir geziye çıktı. Esas olarak Urfa gibi yerlerde Ermenilerle işbirliği yapma eğiliminde olan cemaat üyelerini ikna etme amacı taşıdığı anlaşılan gezi Diyarbakır, Siverek, Urfa, Halep, Humus, Hama, Şam, Zahle ve Beyrut’un ziyaret edilmesinden sonra İstanbul’da son bulmuştu. 26 Eylül 1919’da Sultan Vahdettin ile görüşen İlyas Şakir Efendi’nin 1915’te Ermenilerle birlikte Suriye’ye göçürülen Süryanilerin yeniden memleketlerine dönmelerine izin verilmesi ve Mardin’de yapımına başlanan okulun inşası ile yetim ve dullarının iaşesi için örtülü ödenekten (tahsisat-ı mesture) yardım yapılmasını talep ettiği biliniyor. (1914 yılı Ağustos ayında, o dönemki Süryani Patriği Mar Şamun ile Van valisi Cevdet Bey irtibata geçmiş, Süryanilerin savaş sırasında yansız kalmalarına karşılığında mali, idari ve dini sorunlarına çözüm getirileceği sözü verilmişti.

Patrik İlyas 1932 Yılında  Sürgüne Gittiği Hindistan'daAncak, İngiliz-Amerikan misyonerleri ve Rusya ile ilişkileri bulunan Hakkari yöresindeki Nasturilerin bir bölümü, Ermenilerle birlikte davrandıkları için, Deyr Zor çöllerine sürülmüşlerdi.) Padişahın emri ile konu Meclis-i Vükelâ’da (Bakanlar Kurulu) 22 Kasım 1919 tarihinde incelenmiş şöyle denmişti: “Vaki isteklerden harp esnasında tehcir edilmiş olan Süryanilerin memleketlerine iadesiyle iskânı ve menkul ve gayrı menkul mallarının istirdad ve kendilerine teslimi, hükûmetçe yardımda bulunulması ve maarif iane hissesinden Süryani mekteplerine tahsisat verilmesi, Galatasaray Sultani mektebi ile resmî mekteplerde her sene Süryanilerden ikişer çocuğun leylî olarak meccanen kabulü (.) muharebede ve tehcir esnasında ölenlerin çocuklarına hükûmetçe yardım yapılması ve Süryani yetim ve dullarının kendi ruhani reislerine teslimi, bunlardan mezhep değiştirenlerin asıl dinlerine serbestçe dönmelerinin sağlanması,evvelce hükûmet tarafından tahsis olunmuşken bir seneden beri kesilmiş olan 2000 kuruşun elli liraya iblağı, gerek İstanbul gerek taşrada meclis ve dairelerde Kadim Süryani cemaatinden de ehil ve lâyık olanların hizmete alınmaları, Süryani kilisesi bitişiğinde inşasına başlanan mektebin ikmali için nakdi yardımda bulunulması (.) Ancak bahis konusu olan mektep için usulen resmî müsaade alınması icap ederken usule aykırı olarak inşaata başlandığı anlaşılmasına binaen nakdi yardım yapılması hakkında patriklikçe vaki olan isteğin yerine getirilmesine bittabi mahal olmadığı kararlaşmıştır.” (Aktaran Mustafa Oral, “Mardin’in Son Süryani Kadim Patriği Mar İgnatios III. İlyas Şakir Efendi”, Makalelerle Mardin IV,, Mardin 2007, s. 281-2)

İlyas Şakir Efendi, Birinci Dünya Savaşı’nı bitirmek üzere Ocak 1919-Ocak 1920 arasında toplanan Paris Barış Konferansı’na bizzat kendisi gitmek yerine Suriye Metropoliti Severios I. Afram Barsavm başkanlığında bir heyeti göndermeyi tercih etti. Barsavm’ın konferansta “Orada halkımın başına gelen bin bir türlü felaketi tek tek açıkladım. Baskı ve zulmü ayrıntılı olarak anlattım. Özellikle de savaşta hunharca katledilen, açlıktan ve soğuktan telef olan ölülerimizin resimlerini önlerinde sergilememe rağmen, konferansa katılan delegelerin hiç birinin gözyaşı akıtmadığını ve hatta delegelerin bize acımadıklarını görünce, orada taştan heykellere konuşma yaptığımı hissettim “ demesine bakılırsa Süryaniler hayal kırıklığına uğramışlardı. (Mar Iğnatiyos I. Afrem Bet-Barşawmo, Tur-Abdin Tarihi, Nsibin, Sdörtalye-İsveç, 1996, s.5.’ten aktaran Talip Atalay, “Lozan Anlaşması Öncesinde ve Sonrasında Süryani Eğitim Kurumları”, www.akader.info/KHUKA/2005_mart/63-69.pdf)

Ancak, 18-26 Nisan 1920 tarihleri arasında yapılan San Remo Konferansı’nın 19 Nisan günkü oturumunda İngiliz Başbakanı Lloyd George Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşünü açıklarken, Kürdistan’ın Ermenistan’a komşu olduğunu ve geleceğinin Süryani ve Keldani Hıristiyanları ilgilendirdiğini söyledi. 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Anlaşması’nın 62. Maddesi’nde ise Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu bölgede yerel özerklik gerçekleştirileceğini, özerklik planının, Süryani ve Keldanilerin yanı sıra bölgedeki diğer etnik ve dinsel azınlıkların korunması için bütün güvenceleri içereceğini belirtildi. Bunlar, azınlıklara karşı sürekli kuşku duymayı adet edinmiş olan Ankara’nın kulağına kar suyu kaçırmış olmalıydı.

DEVAMI

NOT: Yazarın Agos gazetesindeki köşe yazısından alınmıştır.

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2008

Arşiv

  site tasarımı Bemol.Net