|
Midyatlıların İdil/Azech’e Bıraktığı İzler.
Midyatlıların Azech’e Bıraktığı İzler
1950 li yıllar, Azech (bugünkü İdil) tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olarak hafızalarda yaşamaktadır. O yıllarda Midyat ve çevresindeki köylerden birçok Süryani aile, daha iyi bir gelecek kurma umuduyla Azech e göç etti. Yanlarında yalnızca birkaç eşya değil, emeklerini, mesleklerini, geleneklerini ve köklü kültürlerini de getirdiler. Böylece Azech in sosyal ve ekonomik hayatına yeni bir canlılık kazandırdılar.
Bu ailelerin arasında Midyat doğumlu Hanna Malas da bulunuyordu. Çalışkanlığı, dürüstlüğü ve girişimci ruhuyla kısa sürede tanındı. Azech te açtığı ilk fırın, sadece ekmek pişirilen bir yer değildi; insanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, haberleştiği ve dayanışmayı yaşattığı bir buluşma noktası hâline geldi. Sabahın erken saatlerinde yükselen sıcak ekmek kokusu, köylerden gelen insanların ayak seslerine karışır, fırının önü gün boyunca hiç boş kalmazdı.
Hanna Malas ın oğlu İbrahim Malas, Azech te dünyaya geldi ve çocukluğunu bu kadim kasabanın taş sokaklarında geçirdi. Kısa süre önce İsviçre nin Bellinzona kentinde kendisiyle tanışma fırsatı buldum. Eski günleri anlatırken gözlerinde hem memleket özlemi hem de yaşadığı güzel yılların gururu okunuyordu.
Onun anlattığı her hatıra, taş evlerin arasında yankılanan çocuk seslerini, tandırlardan yükselen ekmek kokusunu ve komşuluk ilişkilerinin sıcaklığını yeniden canlandırıyordu.
1950 li yıllarda yalnızca Malas ailesi değil, Kavakçıoğulları ailesi ile İbrahim ve Şemun Baydar kardeşler de Midyat tan Azech e yerleşen aileler arasındaydı. Her biri farklı bir meslek icra ederek hem kendi ailelerinin geçimini sağladı hem de Azech in ekonomik hayatına önemli katkılarda bulundu.
İbrahim Baydar, bakırcılık ve demircilik mesleğiyle tanınıyordu. Gün boyu çekiç sesleri dükkânından yükselir, sabırla işlediği demir ve bakır eserler çevre köylerden gelen insanların beğenisini kazanırdı. O dönemde alın teriyle kazanılan ekmeğin değeri çok iyi bilinirdi.
Kardeşi Şemun Baydar ise sarraflık ve kuyumculuk yapıyordu. Güvenilir kişiliği sayesinde kısa zamanda geniş bir çevre edindi. Oğulları Yakup ve İsa Baydar ise aile geleneğini farklı bir alana taşıyarak eğitim gördüler ve diş hekimliği mesleğini seçtiler. Gittikleri her yerde hem meslekleri hem de karakterleriyle saygı gören insanlar oldular.
İbrahim amcanın oğlu Orhan ise farklı bir yol izledi. İşlettiği tekel dükkânı, zamanla Azech in en önemli sohbet mekânlarından biri hâline geldi. İnsanlar yalnızca alışveriş yapmak için değil, eski dostlarla buluşmak, memleket haberlerini konuşmak ve geçmişi yad etmek için de oraya uğrarlardı. O dükkân, adeta küçük bir kültür ocağı gibiydi.
Midyat ile Azech arasında güçlü tarihî ve kültürel bağlar vardı. Midyat, yüzyıllar boyunca taş işçiliği, manastırları, kiliseleri ve zengin Süryani kültürüyle tanınmış önemli bir merkezdi. Estel, Hah (Anıtlı), Kafro (Elbeğendi), Bsorino (Sarıköy), Zaz (İzbırak), Salah (Barıştepe), Aynverd (Gülgöze) ve daha birçok köy, bu kültürün canlı olarak yaşatıldığı yerlerdi. Usta taş işçileri, kuyumcular, bakırcılar ve tüccarlar bu bölgede yetişmiş, mesleklerini nesilden nesile aktarmışlardı.
Azech ise Tur Abdin in güney kapısı sayılan, farklı halkların bir arada yaşadığı hareketli bir yerleşimdi. Habur Ovası na açılan konumu sayesinde ticaretin geliştiği, çevre köylerle güçlü ilişkiler kurulan önemli bir merkezdi. Midyat daha çok sanat, taş mimarisi ve zanaatkârlığıyla öne çıkarken, Azech ticaret, tarım ve bölgesel pazarlarıyla dikkat çekiyordu. Midyat tan gelen aileler, sahip oldukları meslekî birikimi Azech e taşıyarak bu iki kadim merkezin birbirini tamamlamasını sağladılar.
Bu göç sadece insanların yer değiştirmesi değildi. Aynı zamanda bilgi, tecrübe, dostluk ve kültürün de taşınmasıydı. Aynı sofrayı paylaşan, aynı bayramları kutlayan, aynı acıları ve sevinçleri yaşayan insanlar, Azech in toplumsal dokusunu güçlendirdiler. Komşuluk, yardımlaşma ve dayanışma, o yılların en kıymetli değerleri arasında yer aldı.
Aradan onlarca yıl geçti. Yeni nesiller farklı ülkelere göç etti; Avrupa nın çeşitli şehirlerinde yeni hayatlar kurdu. Doktorlar, diş hekimleri, mühendisler, öğretmenler ve iş insanları yetişti. Ancak nerede yaşarlarsa yaşasınlar, Midyat ın taş evlerini, Azech in sokaklarını ve çocukluk anılarını kalplerinde taşımaya devam ettiler.
Bugün Hanna Malas, Baydar ailesi, Kavakçıoğulları ve o dönemin emek veren diğer Midyatlı aileleri yalnızca birer isim değildir. Onlar, Azech in hafızasında yaşayan, çalışkanlıkları, dürüstlükleri ve insan sevgileriyle örnek olmuş bir kuşağın temsilcileridir.
Midyat tan Azech e uzanan bu göç hikâyesi, yalnızca iki yerleşim yeri arasındaki yolculuğu anlatmaz. Aynı zamanda Tur Abdin in ortak kültürünü, dayanışmasını ve kardeşliğini anlatan yaşayan bir mirastır. Bu miras, bugün hâlâ hem Midyat ın taş sokaklarında hem de Azech in eski mahallelerinde hissedilmektedir.
Görgis Bilen
|