GÜNCEL
ARAMA MOTORU

Web'de Ara Site içinde Ara
 
Forum sözleşmesi


E-posta: Şifre: Şifre Hatırlat | Üye Ol

KONUYU AÇAN: ÖZCAN 78.179.66.1***
19.11.2009 23:23:40
Konu: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi

Bugunlerde tekrar Kayip Incil konulari basinda yer aliyor. Daha once de ulasmak ve iletisim kurmak istedigimiz iddiaci isimlere bir turlu ulasamadik. Turkiye'de Aramice bilen insan sayisinin mumla arandigi bir surecte bizlerin bu isimleri daha once hic duymamis olmamiz da ilginc. Asagida konuylal ilgisi olabilecek bir yaziyi ve gorsellerini paylasmak adina ilgili linki veriyorum. Kitap pazarlama icin oldukca iyi calisilmis bir proje ve anladigim kadariyla da bu konuda basarililar. Degerlendirme sizin.

Saygilar;

http://www.suryaniler.com/konuk-yazarlar.asp?id=530

BEN KENDIM DEGILIM
Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’ta Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Şubesi ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonlarda kaçak tarihi eserler ele geçirildiği duyuruldu. İlk operasyonda 1500 yıllık, Süryani alfabesi ile Aramice dilinde, parşomen üzerine altın harflerle yazıldığı iddia edilen bir el yazması bulunmuştu.(1)

Ajanslara göre, yaklaşık bir ay önce paha biçilmez 100 sayfalık tarihi bir eserin Türkiye’den Kıbrıs’a getirildiği ihbarı yapılmıştı. Süreç içerisinde yapılan takipler çerçevesinde söz konusu yazmanın Gazimağusa’daki otobüs terminalinde pazarlanacağı bilgisine ulaşıldığı belirtiliyordu. Terminalde, araç içerisinde naylon poşete sarılı olarak ele geçirilen yazma ve yapılan soruşturmalar çerçevesinde bir ovada bulunan taşların altına gizlenmiş bir adet adak heykeli ile bir adet Hz. İsa kabartmalı taşın tespit edildiği kaydedilmişti. Olayla ilgili 9 kişi, gözaltına alındıktan sonra yurt dışı çıkış yasağı ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Haberin duyulması ile son dönemlerde popüler olan Barnabas İncili’nin bulunmuş olabileceğine dair spekülasyonlar da basında yer almaya başladı. Apokrifal (Latince,halktan gizlenen) isimli bilgi öbekleri üzerine başarıyla kurgulanıp pazarlanmış kitapta, uğrunda cinayetlerin işlendiğine dair iddialarda bulunuluyordu. Durumu, geçen yıl kaçırılan rahip Edip Savcı’dan , tehdit edilen çevirmene ve Ergenekon sanıklarının kitaba sahip olma isteğine kadar çekiştiren kimi medya unsurları bu esrarengiz meseleyi köpürttükçe köpürttü. Sözkonusu kitapta köylüler tarafından Şırnak–Uludere`de bulunan kayıp dört Barnabas İncil nüshasından bir tanesinin de Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesi`nin gözetiminde , üç demir kapı aşılarak geçilen bir bölümünde muhafaza edildiği iddia edilmişti. Herhalde dünyayı ayağa kaldıracak böylesine bir İncil’in psikolojik tahrip kalıbı olarak ya da inanç sistemine bir düşünsel atom bombası olabileceği öngörülmüştü. Bir yazmanın çevirisini yaptırmak için neden mafyatik unsurların devreye girdiği, halbuki sayfaları pek çok uzmanın gönüllü olarak çevirebileceği düşünülmedi. Son kertede Kıbrıs’ta bulunan yazma da bu hayal mahsulleri ofisine hizmet edecek yeni bir gelişme olarak ortaya çıkmış oldu.

Antik dünyadan bir bulgunun ortaya çıkarılması, ilgili tüm kesimlerde heyecan yaratmıştı muhakkak. Bu merakla, yazmayı inceleyen KKTC Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi müdürü sayın Gökhan Şengör’e ulaştık. Arşiv müdürü, beş polis görevlisi eşliğinde yazmayı incelediğini, ilk tespitlerini yapıp bir kaç fotoğraf çektikten sonra tekrar onlara emanet ettiğini bildirdi. Her parşomen yaprağının (2) bir yüzünün altın harflerle yazıldığı, içinde bir harita ve birkaç resmin (el ,güneş, dua eden rahibe, ağaç ,terazi imgeleri) olduğu, 100 sayfalık yaprakların deri iple dört delikten birbirine tutturulduğu ve kabının da katlanarak sert-leştirilmiş deriden yapıldığı bu yazmanın, gerçek olabilirliği kuşkusu içimizi kemirmiyor değildi. Şengör, Aramice ile ilgili Türkiye’de uzman yokluğundan fikir sahibi olabilecek bir akademisyene raporu gönderdiklerini ve haber beklediklerini de ekledi. Kendisine yardımcı olabileceğimizi, en azından fotoğraflardan basına yansı-yan ve kendi çektiklerinden bir iki örneğin yeterli olabileceğini ilettik. Samimiyetimize güvenen uzmandan ilgili belgeler alınıp yurt dışında bir kaç profesöre iletildikten sonra cevabı merakla beklemeye başladık. Birkaç gün aralıkla yorumlar da dökülmeye başladı.

Yazma, değil 1500 yıllık, bu sitenin kuruluş tarihinden bile eski olamazdı.Tabaklanmış deri özel işlemlerden geçirilerek antik doku izlenimi verilmiş, kimi sayfalarında kenarlardan eskitilmiş, yıpranmış havası verilmişti. Bulguları da Milli Arşiv Müdürü ile paylaşarak gerekli bilgileri ilettik. Piyasadaki bu tür sahte eserlerin üretim şekillerinin birbirine benzediğini öğrendik. Yüzlerce yıl önce , meşe, ceviz ağacı özütü gibi çeşitli reçinelerle elde edilen mürekkep ve bitkisel boyalar yerine kimyasal bileşenler kullanılırmış. Bu tür kitaplar, genelde Kuzey Irak bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu’da ve çoğunlukla Doğu Süryanice , nadiren Batı Süryanice (Süryanice Aramice’nin bir formudur) stiliyle üretilirmiş; hatta koruyucu metal kutuları da olurmuş. İçerik olarak bilinen eski orijinal metinlerden bir kısmının kopyalanmasına çalışılır ona da eklemeler yapılır ve sayfalar gevşek şekilde birbirine bağlanırmış . Bu tarz çalışma! grupları birkaç yıl önce, işi biraz daha ileri! yani geriye götürüp, dünya dillerinin kökeni olan Fenike alfabesi ile sözde antik Yezidi el yazmaları üretmişlerdi .

Bizim kutusuz, söz konusu kadim! yazmadaki tezhipler de doğum günü süslemelerinde , tebrik kartı yazılarında kullanılan bildiğimiz altın yaldızlı keçe kalemle yapılmış . Uzmanlara göre, bu örnekte bazı anlamlı kelimelere , geç dönem noktalamalı Arapça ile karışık Süryanice harflerin rastgele hatalı bağlantılarla eklendiği ve herhangi bir anlam ifade etmeyen yazı öbekleri oluşturulduğu bir çalışma vardı. Kimbilir, belki de yazıları okuyamayanların ‘’ herhalde daha eski bir zamana tarihlendiğinden paha biçilmez olmalı’’ diye düşünmeleri isteniyordu. Tabii, kitabın şifreli yazılma olasılığını düşünen akıllılar da olacaktır.

Görüşünü aldığımız İstanbul Üniversitesi Eskiçağ Tarihi Profesörü sayın Oğuz Tekin de 2863 nolu Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde , tarihi eser vakalarını inceleyen uzmanlardan biri olarak, bugüne kadar çağrıldıkları kaydı olmayan çalıntı tarihi eserlerin 10’unun yazma eserler olduğunu , bunların da önemli kısmının sahte çıktığını belirtti. Yurt dışında uzmanların ,detaylı araştırmalarda eserin kokusu , kamışın yapısı ,mürekkepin oksitlenme hali, karbon testi, maruz kalınan ışık ve hava ,yazı stili, hattatın ismi ve eseri yazdığı tarihi gibi pek çok analizi yapabildiklerini anlattı. Bizim bildiğimiz kadarıyla da uzun uğraşlarla yazılan antik metinlerde, eserlerin hattatının muhakkak ismini, dönemdeki liderleri ve olayları da tarihe not düşmek adına son sayfaya yazması ( kolofon) gelenek hale gelmişti. İnsanoğlunun okuduğu ilk kitabı olan gökyüzünden sonra yazılı hayata geçişle artık el yazmaları da tarih sahnesinde yerlerini alacaktı.

Tarihi eser kaçakçılığı konusunda görüşünü aldığımız bir diğer uzman da İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Profesörü sayın İnci Delemen’di. Delemen, bu kaçakçılığın uyuşturucu ve silahtan sonra üçüncü büyük suç trafiği olduğu ve akışın doğal olarak tarihi soyulan ülkeler, tarihsel kültürleri açısından zengin olan, ancak günümüzde ekonomik güçlükler yaşayan ülkeler ( Akdeniz in doğu kıyıları ve Irak , güney Asya, orta ve güney Amerika, Afrika) den ABD, İngiltere, İsviçre ve Japonya’ya doğru yöneldiğini belirtti.(3) Sahtecilik de aynı alım-satım zinciri üzerinde yol alırken çeşitli ülkelere yayılıyormuş. Bizim yazma da muhtemelen Irak-Türkiye-Kıbrıs hattından yurt dışına pazarlanacaktı.

Bu noktada aklımıza Kamerun ve Avrupa da çekilen 2007 yapımı "Ben Kendim Değilim" isimli benzer bir trafiğe dikkat çeken belgesel film geldi.(4) Film, uluslararası Afrika tarihi eserleri piyasasındaki karmaşık insan ilişkilerini inceliyor. Gerçek kültürel objelerin ve sahtelerinin yerel, ulusal ve uluslararası piyasalardaki dolaşımını sahneleyen film, Afrika da sömürgeleştirme döneminden başlayıp bugünkü küresel kapitalizm anlayışına kadar devam eden kültürel miras kaybını ve kıtanın yağmalanmasını konu alıyor. Belgeselin bir bölümünde, Afrika’nın tarihi törensel ayinlerinde kullanılan sözde orijinal masklar; ağaç kütüğünün yakılması , özel işlemlerle şekillendirilip eski görüntüsü verilmesiyle bölgedeki turistlere ve yurt dışındaki antikacı dükkanlarına pazarlanıyor. Irak işgali (5) sonrasında , çalıntı kültürel varlıklar kaosundan faydalanıp sahtelerinin de pazarlanma trafiğinin arttığı şu dönemde , sürecin kopyalama, dağıtım serüveninin bir belgesel aracılığıyla nasıl işlediğini görmek de ilginç olurdu doğrusu.

Kadim! yazmamızın fotoğraflarını inceleyen Oxford Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü Aramice/Süryanice okutmanı sayın Dr. David G.K Taylor (6), bu sahteciliğin bize en azından antik tekstlerin nasıl bir görünümde olabileceği ile ilgili fikir verdiğini belirtirken aynı zamanda yıllar öncesine göre Ortadoğu’da taklit kalitesinin de son derece düştüğünü vurguladı. Geçmişte , konunun ehli olanları bile yanıltacak estetikte ve stilde profesyonel taklitlerin üretildiğini , şimdi ise bölgedeki kaotik ortamla maddi gelir elde etmek amacıyla halkın hem kendi gerçek kültürel varlığını hem de böylesine özensiz sahteleri üretip sattığını söyledi. Sahtelikle ilgili bir diğer önemli ipucu da Amerika’dan geldi. New Jersey’de Aramice konusunda uzman sayın Steve Caruso da 2008 yılının Temmuz ayında, Türkiye’den geldiğini belirten bir şahsın , elindeki yazmayı kendisine orijinalmiş gibi pazarlamak istediğini söyledi. Araştırdığımız yazmanın fotoğrafına ilk baktığında da kendisine gösterilen altın yaldızlı harflerin, derinin rengi ve sembollerin benzerliğinden aynısı olduğunu sanmış. (7)

Durum netleştikten sonra masalların ‘’Bir Varmış Bir Yokmuş’’unu anımsadık. Bu sonuçla beraber, ellerinde yazmayla yakalananların, sahte olduğu için serbest bırakılacaklarına mı sevinip yoksa hayallerinin suya düşüp yok olduğuna mı kahredeceklerini kendilerine bırakarak, payımıza düşen görevi tamamlamış olduk.

Her karışından tarih fışkıran bu topraklarda heykelden , yazmaya, pişmiş toprak gereçlerinden , ahşap gemilere pek çok gerçek tarihi eser bulunmuş ve bulunacaktır; büyük dedelerin testilerde sakladığı altınlardan, yürek çarpıtan haritalara; coğrafyadan koparılanların geride sakladıkları gömülerden, Anadolunun arkaik medeniyet eserlerine kadar... Tarihine ve köklerine sahip çıkmayan, kültürünü ancak turizme katkısı ölçeğinde değerlendirip (8) onu yarına taşıyamayan bir anlayışla yönetilirken; ülkede arkeolojinin, sanatın ve tarihin bunca üvey evlat gördüğü bir düzeyde tabii ki, sahte dünyaların ‘’büyüklere masallar’’ı da her zaman yanıbaşımızda olacaktır.

Yağmalanan bu varlıklarla geçmişimizin kimliksizleşmesi de, taklit edilen eserlerin gittikçe bozulan kalitesini andırmakta. Süryanice , Mezopotamyanın engin uygarlık beşiğinde doğmuş, yaşayan en eski üç dilden biri ve binlerce yılın birikimi olarak nitelendirilen bir dil. Antik dönemin Edessa sı günümüzün Urfa sında kök salmış bu dile ait , topraklarımızda üretilmiş ama koruyamadığımız gerçek eserlerin şimdi sadece sahtelerini konu etmemiz de bir o kadar acıtıcı. Bu birikim, geçmişten geleceğe ışık tutması için Oxford, Cambridge, Princeton, Duke, Brown, Leiden gibi köklü üniversitelerde uzun süredir akademik düzeyde araştırıldığı gibi, kendi anavatanında da susuzluğunun giderilmesini hakkediyor. Kültür tarihinde, ‘’Doğu’’nun metinlerinin ‘’Batı’’ya, ‘’Batı’’nın metinlerinin ‘’Doğu’’ya tercümesinde kilit rolle kültür köprüsü olmuş bu varlığa, en azından taklitçiler kadar değer görülen bir yaklaşım ümidiyle kısa serüvenimizi noktalıyoruz.





Güncelleme Tarihi : 18 Şubat 2009

Dipnot :

1) Kıbrıs’taki operasyonla ilgili haber ve yorumlara iki örnek.

http://www.samanyoluhaber.com/haber-137347.html
http://www.demokratbakis.net/haber-detay.php?nno=18918&page=home

2) Albert Labarre , İletişim Yayınları 1994 basımı ‘’Kitabın Tarihi’’. Kitapta parşomen ve kitabın tarihçesine dair ilginç bilgiler bulabilirsiniz.

http://www.milligazete.com.tr/makale/kitabin-ozgecmisi-85540.htm

3) Prof. Dr. İnci Delemen’in röportajı

http://www.arkitera.com/h24396-tarihin-kacak-yuzu.html

4) ‘’Ben Kendim Değilim ‘’
Yönetmen: Anna Sanmartí, Alba Mora , İspanya / 2007 / 50"
Belgesel Sinemacılar Birliği’nde (BSB) randevuyla gidip ücretsiz seyredebilirsiniz. www.bsb.org.tr

5) ‘’Uygarlığın Beşiği Mezopotamya Yağmalanırken’’
Yönetmen : Robin Benger , Kanada /2004/ 42"
Irak işgali ile ilgili bir belgesel .BSB’de ücretsiz seyredebilirsiniz.

http://www.filmakers.com/index.php?a=filmDetail&filmID=1297
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=257652

6) Dr. David Taylor’un uzmanlık alanı olan konular

http://www.orinst.ox.ac.uk/html/staff/ec/gtaylor.html

7) Steve Caruso’ya satılmak istenen sahte el yazmasından sayfa örnekleri:

http://aramaicdesigns.rogueleaf.com/mss_in_question/index.html

8) Zengin kültürel değerlerimize yönelik projeler, tek başına ciddi bir yaklaşıma ihtiyaç duyarken ancak turizme destek vermek amaçlı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yetki alanında yönetiliyor.

Fotolar :

1) M.S. 306-373 tarihlerinde yaşamış Süryani kültürüne sayısız eserler bırakmış Mor (Aziz) Efrem
2) Kıbrıs’taki operasyonda ele geçirilen eserler.
3) Yazmadaki sayfalardan bir örnek.
4) ‘’Ben Kendim Değilim’’ belgesel filminde serüveni aktarılan sahte masklardan bir örnek.
5) İngiltere Brigham Young Universitesi ‘’Süryanice El Yazmaları’’ restorasyon projesinden bir kesit. *Katkılarından ötürü George Kiraz ve Demet Varlı ya teşekkürler


 
Kimden: Barnabas Palavrası  78.185.187.***
20.11.2009 23:44:41
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Türkiye de bazı İslamcı gruplar Barnabas İncili ni Müslüman kitlelere ulaştırabilmek için web siteleri kurmuşlardır ve bu sitelerde Barnabas İncili nin tam metninin Türkçe çevirisi verilmektedir. Aynı sitede Barnabas İncili nin tarihselliği ve yapısı hakkında derleme olduğu söylenen bir sunuş metni de bulunmaktadır. Tamamen iftira ve yalanlar üzerine kurulu bu anlatım ayrıca Barnabas İncili ndeki bariz hataları ve tutarsızlıkları örtbas etme mücadelesi vermektedir. Genelde mantık hataları üzerine kurulu olan bu "Barnabas İncili ni kurtarma ve koruma" girişimleri gerçekler konusunda bilgi sahibi olmayan veya Hristiyanlığa şüpheyle yaklaşan bazı kişileri kolaylıkla etkilemektedir. Bu tür yanlış bilgilendirmelerin ortaya çıkarılması ve Barnabas İncili ni koruyup kurtarmanın imkansızlığı gösterilmelidir. Bunun için bu tür yayın yapan bir sitedeki bazı iddiaları alıntılayıp değerlendireceğim.

İDDİA 1- BARNABAS İNCİLİ HATASIZDIR ve DİĞER İNCİLLERDEN DAHA TUTARLIDIR:

Bu incilin 2000 sene önceki gerçek incilin tam olarak aynısı olduğunu da iddia edemeyiz. Çünkü, Kanonik kabul edilen diğer 4 incil gibi bu incil de Hz. İsa nin dili olan aramice değildir, belki en azından birkaç kere tercüme edilmiş bir metindir; örneğin, Aramiceden önce grekçeye sonra latinceye daha sonra italyancaya çevrilmiş olabilir. Türkçe çeviriye kaynaklık eden ingilizce metin ise halen Viyana Hofbibliothek te bulunan italyanca nüshadan bu yüzyılın başında tercüme edilmiştir. Bu tercümeler esnasında mütercimlerin yetkinlik derecelerinin ya da bilgisel yetersizliklerinin; kasıtsız-teknik kelime yanlışlıklarının roller oynadığı pekala düşünülebilir.
Bu incil vasıtasıyla sezilen ve tarihsel süreciyle varılan sonuç "asıl incil den" güçlü esintileri yansıtmasıdır.
Çelişki olarak iddia edilenler metinde yer alan temel konu doğrultularında değildir, tam tersine, Barnabas İncili ni diğer incillerden ayıracak en açıklayıcı kelime "baştan sona tutarlılık" olacakdır.

Bu sitenin sahipleri “Barnabas İncili’nin 2000 sene önceki gerçek İncil’in tam olarak aynısı olduğunu iddia edemeyiz” diyerek aslında Barnabas İncili’ni yazan kişiye ihanet etmektedirler. Müslümanların bu düşüncelerinin tersine sözde Barnabas, yazdığı İncil’in tek gerçek İncil olduğunu ve bizzat İsa’nın emriyle yazdırıldığını söylemektedir. Müslümanlar başka hayali bir İncil’in varlığına inanmaları sonucunda Barnabas İncil’inin tek gerçek İncil olma iddiasını kabul etmediklerine göre, Müslümanların da Barnabas İncil’inin gerçekliğinden şüphe duydukları söylenebilir. Aksi takdirde, hem bu İncil’de yazılanların gerçek olduğuna inanmak hem de bu İncil’in 2000 sene önce var olduğu iddia edilen İncil’den ayrı bir kitap olduğunu söylemek çok büyük bir tutarsızlık ve tereddüde işaret eder.

Sitenin sahipleri, Barnabas İncili nin tarihsel hatalarla olduğu iddialarını çürütmekten aciz oldukları için mevcut metnin diline odaklanmakta ve bir takım varsayımlar üretmekten öteye geçememektedirler. Bu kişilere göre Barnabas İncili ndeki (olası) hatalar çeviri bazlı olup kitabın orijinal dilinin Aramice olma olasılığından kaynaklanmaktadır. Bir takım varsayımları gerçek gibi göstererek bir iddiayı başka bir iddia ile kanıtlamanın bilimsel ve mantıksal bir tarafı yoktur. Barnabas İncili ni savunan kişiler metindeki bariz hataların çeviri kaynaklı olduğunu kanıtlamak istiyorlarsa önce bu İncil’in Aramice yazıldığını kanıtlamalıdırlar. Bunu yapamadıkları halde bu İncil’in varlığı kanıtlanamayan ve tamamen varsayımsal bir versiyonunun olduğunu ve o kitapta da hata bulunmadığını savunmak, bu tür varsayımların aslında Barnabas İncili ndeki hataların yadsınamaz olmasından kaynaklandığını göstermektedir.

Aslında bu dil konusu Barnabas İncili’nin ortaçağda yaşamış batılı bir kişi tarafından yazılmış olduğunu kanıtlamaktadır; zira bu İncil’in diğer kanonik İnciller gibi klasik Grekçe’de yazılmış olması gerekirdi. Mesih sonrası ilk yüzyılda Helenistik kültürün etkisiyle Grekçe dünyanın evrensel dili haline gelmişti. Havarilerin ve diğer Mesih inanlılarının evrensel kurtuluş Müjdesini yazıya geçirirken dünyadan izole edilmiş bir dil olan Aramice yerine evrensel bir dil olan Grekçe’yi kullanmaları son derece doğaldı.

Bu noktada dikkat çekilmesi gereken diğer bir husus da Müslümanların “İncillerin Aramice yazılmış olmaları gerektiği” yolundaki argümanı hem kanonik İncil metinlerinin tarihselliğinin ve gerçekliğinin inkarında hem de Barnabas İncili’ndeki hataların metin dışındaki etkenler sonucu oluştuğu iddiasının desteklenmesinde kullanmalarıdır. Bu argümanın özdeşliği Barnabas İncili’ni seven kişilerin İncil düşmanlığını ve Hristiyanlık inancına karşı tek taraflı ve ön yargılı tutumlarını da gözler önüne sermektedir.

Site sahiplerinin veya bu sunuş metnini yazan kişilerin “Bu incil vasıtasıyla sezilen ve tarihsel süreciyle varılan sonuç "asıl incil den" güçlü esintileri yansıtmasıdır”ifadesi de orijinal olduğu söylenen varsayımsal İncil’in bulunmasının ve sonuçta Barnabas İncili ile kıyaslanmasının imkansızlığı nedeniyle büyük bir mantık hatasına sebebiyet vermektedir. Asıl İncil denen kitabı bulmadan Barnabas İncili’nin o kitapta yazılı olduğu varsayılan şeylerin güçlü bir esintisi olduğunu iddia etmek son derece gülünçtür. Dahası, Barnabas İncili’nde yazılı olanlar ile Kur’an arasında yazılı olanların kıyaslanması bizi Kur’an’da İsa hakkında verilen bilgilerin büyük bir bölümünün Barnabas İncili’ndeki öğretilerin eksik ve hatalı biçimi olduğu sonucuna ulaştırmaktadır.

Sunuş metninin yazarları çelişki iddialarına yanıt verebilmek için de Barnabas İncili ile kanonik İncilleri yanlış ve üstünkörü bir şekilde kıyaslama hatasına düşmektedirler. Kanonik İncillerin hatalı ya da çelişkili olduğu iddiası Müslümanlar tarafından sıklıkla dile getirilmektedir; ancak bu varsayımsal çelişkilerin Barnabas İncili’ndeki çelişki iddialarını çürüteceğini savunmak akla ve mantığa aykırıdır. Kanonik İnciller arasındaki farklar ya da bunların Müslümanlar tarafından çelişki olarak tanımlanması Barnabas İncili’nin kendi içindeki tutarsızlıklarını ne ortadan kaldırır ne de örtbas eder.

İddia edilenin aksine, Barnabas İncili’nde pek çok tutarsızlık bulmak mümkündür ve daha ilginci bu tutarsızlıkların sözde Barnabas’ın kitabını yazarken kanonik İncilleri şablon olarak kullanması sonucunda ortaya çıktığı gerçeğidir. Sözde Barnabas, bazı durumlarda kanonik İncil metinlerini değiştirme amacıyla kopyalarken kendi kitabı ile kanonik İnciller arasındaki farklılıkları tamamen unutmuştur. Örneğin, sözde Barnabas, Mesih’in yerine Yahuda İskariyot’un çarmıha gerilerek öldürüldüğü savını desteklemek ve okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna inandırabilmek için Yahuda’ya İsa ile yer değiştirttikten sonra kanonik İncillerdeki çarmıha gerilme anlatımlarını bire bir kopyalamıştır. Bu değiştirme ve kopyalama sürecinde özellikle Luka İncili’nden yararlanan sözde Barnabas aşağıdaki cümleyi de Luka’dan kopyalayıp Mesih’in peygamberlik görevinin Galile’de başladığı yolundaki kanonik İncil öğretisini onaylamıştır:

Başkâhin karşılık verdi: «Ey sapık fitneci, akidenle ve sahte mucizelerinle Galile den başlayarak, buraya, Kudüs e kadar tüm İsrail i aldattın » (Barnabas İncili bap 217)

Ama onlar üstelediler: «Yahudiye nin her tarafında öğretisini yayarak halkı kışkırtıyor; Celile den başlayıp ta buraya kadar geldi» dediler. (Luka 23:5)

Oysa sözde Barnabas, kanonik İncil yazarlarından farklı olarak Yeshua’nın ilk mucizesini Kudüs’de yaptığını ve ilk vaazını Tapınakta (Kudüs’de) verdiğini iddia etmiştir (Barnabas İncili 10-12. bap) Bu açık tutarsızlığın sebebi sözde Barnabas’ın zayıf hafızası ve sahte İncilini yazarken kanonik İncillerdeki anlatımları gereğinden fazla kopyalamasıdır. Bu tek örnek bile Barnabas İncili’nin kendi içinde tutarlı olduğu yolundaki Müslüman iddialarını kolaylıkla çürütmektedir.

İDDİA 2- BARNABAS İNCİLİ NDE COĞRAFİ HATA YOKTUR

"Nasıraya doğru gemiyle yola çıkmak"

En çok çelişki iddiasının vurgulandığı yer, 20 inci bölümde, Galile denizi üzerinden "Nasıra ya doğru gemiyle yola çıkılması"dır. "Nasıra ya gemiyle gidildi" şeklinde bir cümle kurulmamıştır. 16 ıncı bölümde Hz. İsa nın şakirdlerini çağırarak bir dağa çıktığı ifade edilmektedir. Bu bölümden sonra bir yolculuktan bahseden ilk bölüm 20 inci bölümdür. Dolayısıyla "Nasıra ya doğru nereden hareket edildiği" belirgin değildir, ancak bilinmeyen bir yerden başlayan yolculuğun bir kısmının Galile Gölü nün geçilerek yapılması pekala mümkündür.

Hristiyanlık karşıtı İslam misyonerleri, Barnabas İncili’ni belirgin hatalardan kurtarmak için bir takım kelime oyunlarına başvurmak zorunda kalmışlardır. Her şeyden önce vurgulanması gereken şey Barnabas İncili’nde birkaç kez geçen “Nasıra’ya gemiyle gitmek” ifadesinin metnin içindeki bilgilerle çelişkili olmamasına rağmen yazarın en basit coğrafya bilgisinden bile yoksun olduğunu kanıtlamasıdır. Bu tür bir ifade coğrafi gerçeklerle açıkça çelişmektedir ve Barnabas İncili’ni eleştirenler tarafından bu nedenle çok büyük bir hata örneği olarak sunulmaktadır.

Barnabas İncili’ndeki bu inkar edilmez hatadan rahatsız olan Müslümanlar ilk olarak kitapta “Nasıra’ya doğru gemiyle gidildi” şeklinde kesin bir cümlenin olmadığını savunmaktadırlar. Oysa kitabı okuyan akıl ve mantık sahibi herkes bu bölümdeki anlatım ve Barnabas İncili’ndeki konusal bütünlük aracılığıyla “Nasıra’ya doğru gemiyle yola çıkıldı” cümlesinin “Nasıra’ya gemiyle gidildi” çıkarımını gerektirdiğini anlayabilir. Bu tür çıkarımlarda bulunmak hiç de zor değildir.

İlk olarak, Barnabas İncili’nin diğer kanonik İncillerden daha tutarlı ve anlaşılır olduğunu savunan Müslümanlar, sözde Barnabas’ın, Yeshua’nın yolculuklarından ve yer değişimlerinden mutlaka bahsettiğini görmezden gelmektedirler. Sözde Barnabas, 20. bölüme kadarki anlatımlarında Yeshua’nın yer değişimlerini mutlaka aktarmıştır.

10. bölümün başında Yeshua’nın Kudüs’teki Zeytin dağına çıktığı yazılmıştır.
11. bölümün başında Yeshua’nın dağdan inip Kudüs’e girdiği yazılmıştır.
13. bölümde Yeshua’nın yeniden Zeytin Dağı’na çıktığı söylenmiştir.
14. bölüme göre Yeshua Ürdün nehrinin ötesine geçmiştir ve sonra yine Kudüs’e dönmüştür.

15-19. bölümlerde Yeshua’nın bir düğüne gittiği ve daha sonra dağa çıkarak öğrencilerine vaaz verdiği söylenmiştir. Bu beş bölümde Kudüs’e giriş veya çıkış yapıldığı belirtilmediği için Yeshua’nın bu süre zarfında Kudüs’te kaldığını ve oradaki bir düğüne gittiğini, sonrasında da Kudüs’teki bir dağda vaaz verdiğini düşünmek doğru olacaktır.

20. bölüme göre ise Yeshua önce Galile Denizine gitmiş ve oradan bindiği bir gemiyle Nasıra’ya hareket etmiştir. Sözde Barnabas’a göre bu Nasıra’ya gemi yolculuğu esnasında bir fırtına çıkmıştır. Yeshua bu fırtınayı dindirerek büyük bir mucize gerçekleştirmiştir. Dahası, sözde Barnabas’a göre bu yolculuk Nasıra’da sona ermiştir:

İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra ya doğru yola çıktı. Bu sırada denizde büyük bir fırtına başladı. O kadar ki, gemi nerede ise batacaktı. Ve îsa geminin pruvasında uyuyordu. Havariler yanına yaklaşarak uyardılar. «Ey muallim, kurtar kendini, helak oluyoruz!» Ters taraftan esen kuvvetli rüzgâr ve denizin kükremesi nedeniyle büyük bir korkuya kapılmışlardı. îsa uyandı ve gözlerini gök yüzüne dikerek dedi: «Ey Elohim Sabao, kullarına merhamet et.» İsa bunu demişti ki, birden rüzgâr durdu ve deniz sakinleşti. Bunun üzerine denizciler korkuya kapılarak dediler: «Kimdir bu, deniz ve rüzgâr kendisine itaat ediyor?» Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar. (Barnabas İncili 20. bap)

Görüldüğü gibi, Barnabas İncili’ni büyük bir hatadan kurtarmaya çabalayan kimi Müslümanlar bu sahte İncil metnini tahrif etmekten çekinmemişlerdir. Sözde Barnabas, Yeshua’nın Nasıra’ya doğru nereden hareket ettiğini belirttiği için sitedeki sunuş metninde geçen “"Nasıra ya doğru nereden hareket edildiği belirgin değildir” cümlesinin gerçeklerle bağdaşmadığı açıktır. Bu Müslümanların göz göre göre söyledikleri yalan bizzat savundukları sözde Barnabas tarafından açığa çıkarılmıştır. Tüm bunlara rağmen yalanlar aracılığıyla desteklenen Barnabas İncili’nin hatalarını örtbas etme çalışmaları tam gaz devam etmektedir:

20 inci bölümde; "Nasıra kentine gemiyle yanaşıldığı" da yer almaz, sadece, "Nasıra kentine gelince" denir. Yolculuğa başladıkları yerden Nasıra ya yol alırken Hz. İsa ve şakirtlerinin yolculuğun bir kısmını Galile gölü üzerinden yaptıkları yargısı metne uygun olacaktır.
Öte yandan gerçek-dışına çıkılarak, Barnabas İncili metninde güya "Nasıra Limanı ndan" bahsedildiği, güya "Kudüs ten Nasıra ya gemiyle gidildiği" ekleniyor ki, Barnabas ta bu şekilde ya da aynı anlama gelecek ifadeler kesinlikle yer almıyor.

Yukarıdaki alıntıda da gördüğümüz gibi, Barnabas İncili’nin yazarına göre Yeshua, Galile Denizi’nden gemiye binmiş ve Nasıra’ya hareket etmiştir. Bu yolculuk Nasıra’da son bulmuştur. Tüm bu kanıtlara rağmen bu sitenin sahiplerine göre metinde “Nasıra’ya gemiyle yanaşıldı” cümlesi bulunmadığı için Nasıra’ya gemiyle gidildiği” iddiası dikkate alınmamalı ve başka çözüm yolları aranmalıdır; zira bu iddia Barnabas İncili’nin hatalı olduğunu doğrulamaktadır. Demek ki bu Müslüman yorumculara göre yolculuğa çıkarken hizmetkarına “su küplerini de almayı unutma” diyen bir kişi mutlaka “su küplerine su doldurmayı unutma” diye de eklemelidir. Hizmetkar sadece su küplerini alıp da onlara su doldurmazsa, efendisinin hizmetkara kızma hakkı yoktur. Bu gülünç örnek bize bazı Müslüman yorumcuların mantık dersi almaları ve dilbilim derslerinde işlenen çıkarım stratejileri hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğini hatırlatmaktadır.

Barnabas İncili’nde Kudüs’e gemiyle gidildiğinin çok büyük bir netlikle yazılmış olmadığı doğrudur; ancak kitapta Yeshua’nın yolculuklarıyla ilgili verilen kesin bilgiler okuyucuyu Yeshua’nın Nasıra’dan Kudüs e gemiyle gittiği çıkarımına ulaştırmaktadır. Bu yolculukları sıralayacak olursak:

127. bölümde Yeshua’nın çölden ayrılıp Kudüs’e gittiği yazılıdır.
129. bölüme göre Yeshua Tapınakta dua etmiştir; bu Yeshua’nın Kudüs’ten ayrılmadığını gösterir.
132. bölümde Yeshua’nın Galile nehrinin kıyısında yürüdüğü yazılıdır. Yeshua daha sonra öğrencileriyle Nain’e gitmiştir.
138. bölüme kadar Nain’de kaldığı anlaşılan Yeshua 15 gün boyunca kayıplara karışmıştır.
139. bölümde Yeshua’nın Şam’da saklandığı belirtilmiştir.
143. bölümde Yeshua’nın Şam’dan dönüp Nasıra’ya gittiği yazılıdır.
147. bölümde Yeshua Yahudiye’ye dönme isteğini belirtmiştir.
151. bölümde Yahudiye’ye gitmeye karar veren Yeshua’nın bir gemiye bindiği yazılıdır.
152. bölümde Yeshua’nın Kudüs’e ulaştığı yazılmıştır.

Yeshua’nın gemiye bindiği bölüm ile Kudüs’e ulaştığı bölüm arasında hiçbir ayrı yolculuktan bahsetmeyen sözde Barnabas’ın bu tür bir yazım tarzıyla nesnel okuyucuları gerçekten Kudüs’te bir liman bulunduğu çıkarımına yönlendirdiği söylenebilir. Bunun daha önce açık bir şekilde belirtilen Nasıra’da liman bulunduğu iddiasıyla (20. bölümde Yeshua’nın Galile denizinden Nasıra’ya gitmek için gemiye bindiğini ve deniz yolculuğunun Nasıra’da tamamlandığını hatırlayalım) birleşmesi sonucunda sözde Barnabas’ın İncili’nde Nasıra limanı kadar Kudüs limanından da bahsedildiğini söylemek abartılı ya da yanlış olmayacaktır. Sonuçta bazı Müslümanların Barnabas İncili ni koruma ve türlü oyun ve yalanlarla hatasız ilan etme çabalarının boşa gittiği görülmektedir.
İDDİA 3- BARNABAS İNCİLİ NDE TARİHSEL HATA YOKTUR

Barnabas İncili’nin ortaçağda yaşayıp tarihsel bilgiden yoksun biri tarafından yazıldığını savunan kişilerin bu iddiaları için çok sayıda geçerli sebebi mevcuttur. Havari Barnabas’ın adını kullanarak İslam inanç ve geleneklerine uygun bir İncil uydurmaya çalışan kişi sahte İncilini yazarken doğal olarak pek çok tarih hatasına imza atmıştır. Bunların başında da Barnabas İncili’nde Roma valisi Pontius Pilatus hakkında yazılanlarla tarihsel gerçeklerin örtüşmemesi gelir. Gerek dinsel gerekse din dışı tarihsel belgelere (örneğin, Yahudi tarihçi Josephus’un yazdıkları) göre vali Pontius Pilatus M.S. 26-27 senesinde göreve getirilmiştir; oysa sözde Barnabas’ın 3. baptaki anlatımına göre Pontius Pilatus, Yeshua’nın doğumu esnasında valilik görevinde bulunmaktadır.

Diğer çelişki iddiası Romalı iki valinin (Plate=pilatus=pilotus) isimleri hakkında dile getiriliyor ki, iki ayrı dönemde gelen iki valinin isimlerinin aynı olması mümkündür.

Barnabas İncili’ne sevdalanmış Müslüman misyonerlerin bu sahte İncil’deki belirgin tarihsel hataları inkar etme çabaları açıkça görülmektedir. Pontius Pilatus’un görev süresinin başlamasıyla ilgili sözde Barnabas’ın yazdıklarının hatalı olduğunu kabul etmek yerine hem inkara başvurmuşlar hem de bu hatanın savunulması için son derece saçma ve zayıf bir argüman üretmişlerdir. Oysa Barnabas İncili’ndeki bu tarihsel hata öylesine büyüktür ki; bu kadar basit ve kısa - üstelik de bir o kadar saçma – bir bahaneyle geçiştirilemez.

Barnabas İncili’ni tarihsel yanlışlardan kurtarma gayretinde olan Müslümanlara göre aynı dönemde yaşamış iki valinin isimlerinin aynı olması mümkündür. İlk olarak söylenmesi gereken şey Müslümanların savunma argümanı hazırlarken bir kez daha olasılıklarla gerçekleri ayırt edemedikleri gerçeğidir. İki, üç ya da daha fazla kişinin aynı isme sahip olma olasılığı her zaman vardır; ancak bunun sonuçta bir olasılık olduğu ve kanıtlanması gerektiği unutulmamalıdır. Aynı yüzyılda yaşamış iki valinin aynı ismi taşımış olma ihtimali sonuçta Barnabas İncili’ni korumaya çalışan Müslümanların ortaya attığı bir hipotezdir ve bu hipotez kanıtlanıncaya kadar eldeki mevcut tarihsel belgelere ve kanıtlara göre hareket edilmelidir. Bu belgeler de Yeshua döneminde tek bir Pontius Pilatus’dan bahsettiğine ve bu kişinin göreve geldiği tarihin M.S. 26 olduğunu belirttiğine göre, Barnabas İncili’ndeki söz konusu tarihsel hatanın inkarı mümkün görünmemektedir.

Bu varsayımla ilgili olarak dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da aynı yüzyıl içinde yaşamış, aynı görevde bulunmuş ve aynı isme sahip kişilerin oluşabilecek karışıklıklara karşı önlem almalarının ve ayrıştırıcı unvan kullanmalarının doğallığıdır. Osmanlı sultanlarından aynı isme sahip olanlar bile tarihte mutlaka ismin başına eklenen bir sayı aracılığıyla (IV. Murat, III. Selim, vb) ayrıştırılmışlardır. Oysa aynı şeyi Roma valisi Pilatus için söylemek mümkün değildir; zira tarihsel kayıtlara göre I. ya da II. Pilatus yoktur.

Üçüncü olarak vurgulanması gereken nokta ise, sözde Barnabas’ın bir birinden farklı iki Pilatus olduğu yolundaki tarih dışı yeni Müslüman savını desteklemediği gerçeğidir. Sözde Barnabas’a göre tek bir Pontius Pilatus vardır; o da Yeshua’nın doğumu esnasında görevdedir ve aynı görevi Yeshua’nın göğe çıktığı zaman da sürdürmüştür.

Peki sözde Barnabas nasıl böyle büyük bir hata yapmıştır veya daha başka bir deyişle sözde Barnabas’ı tehlikeli sularda yüzmeye kalkıştıran gerekçe nedir? Barnabas İncili’nin yazarı niçin Romalı vali Pontius Pilatus’un Yeshua’nın 30 yaşına geldiği dönemde valilik yaptığı gerçeği ile yetinmemiş ve böyle büyük bir tarihsel hata batağına saplanmıştır? Tüm bu benzer soruların yanıtı ortaktır: Sözde Barnabas kanonik İncilleri kullanıp değiştirmeyi ve kanonik İncillerdeki farklı bölümleri dikkatsizce birleştirmeyi alışkanlık haline getirdiği için bu kadar hatalı bir İncil metni yaratmıştır. Başka bir deyişle, sözde Barnabas sahte bir kitap yazarken sürekli ateşle oynamış ve sonuçta kendini yakmıştır.

Önce Barnabas İncili’nde Pontius Pilatus’un göreve başlama süresiyle ilgili tarihsel hata içeren bölümü okuyalım ve inceleyelim:
Bu sıralar, Kayser Avgustos un buyruğuyla, Yahudiye de Hirodes hüküm sürüyor ve *Arma ve Sayfa şehirlerinde* de Pilotus vali bulunuyordu. Bütün dünya kütüklere kayıt yaptırmakta olduğundan, herkes kendi memleketine gidiyor ve kayıt için kendi kabileleriyle kendilerini takdim ediyorlardı. Bu nedenle Yusuf Sezar ın buyruğuna göre kayıt yaptırmak için, Beytlehem e (burası, Davut soyundan gelme olduğundan kendi kentiydi) gitmek üzere kadını hamile Meryem le birlikte Galile nin bir kenti olan Nasıra dan ayrıldı(Barnabas İncili 3. bap)
Barnabas İncili’ni Türkçe’ye çeviren kişilerin bu işin uzmanı olmadıklarını gösteren en güzel örneklerden biri İngilizce metinde din başkanlığı yapan kişilerin adlarının Türkçe çeviride Yahudiye’de bulunduğu iddia edilen meçhul yer isimlerine dönüştürülmesidir. Yukarıdaki çeviriyi Barnabas İncili’nin tanınmış bir web sitesindeki İngilizce çevirisiyle karşılaştıralım:
There reigned at that time in Judea Herod, by decree of Caesar Augustus, and Pilate was governor in the priesthood of Annas and Caiaphas. (Gospel of Barnabas 3.1)
Barnabas İncili üzerinde araştırmalar yapan akademisyen R. Blackhirst’ün sitesindeki bu çeviride Annas ve Caiphas sözcüklerinin Pilatus’un valilik yaptığı Yahudiye şehirlerinin adları olmayıp o dönemdeki din başkanlarının isimleri olduğu görülmektedir. Bu isimlerin Türkçe’ye çevrilmiş biçimi ise Hanna ve Kayafa olmalıdır:
O nu önce, o yıl başkâhin olan Kayafa nın kayınbabası Hanna ya götürdüler. (Yuhanna İncili 18:13)
Barnabas İncili’ni Türkçe’ye çeviren kişilerin din görevlilerine ait özel kişi adlarını niçin meçhul şehir isimlerine dönüştürdükleri merak konusudur. Daha da ilginci, Yahudiye’de Arma ve Sayfa adında iki şehir bulunduğu yolunda yanlış bir coğrafi bilgiye sebebiyet veren bu garip isim değişikliği, Barnabas İncili’nde Pontius Pilatus hakkındaki tarihsel hatanın bulunduğu ayetin çevirisi esnasında oluşmuştur. Bunların basit bir tesadüf olduğunu varsayıp ilgili ayetin doğru çevirisini yazalım:
Bu sıralar, Kayser Avgustos un buyruğuyla, Yahudiye de Hirodes hüküm sürüyor ve Hanna ve Kayafa din başkanlığı ederken Pilatus da valilik yapıyordu. (Barnabas İncili 3. bap)
Bu düzgün çeviriyi okuyan ve Luka İncili’ni bilen hemen herkes Barnabas İncili’ndeki ayetin Luka İncili’nde farklı bölümlerde verilen bilgilerin tek bir cümlede toplanmasıyla oluştuğunu anlayacaktır. Müjdeyi kaleme alırken tarihsel detaylara değinen ve Yeshua’nın doğumu ve peygamberlik görevi esnasındaki politik ve dini yapı konusunda bilgi veren İncil yazarı Luka’nın, kitabının ayrı bölümlerinde verdiği bilgileri alt alta sıralayalım:

• 1-Yahudiye kralı Hirodes zamanında, Abiya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun un soyundan olan karısının adı ise Elizabet ti. (Luka 1:5)
• 2-O günlerde Sezar Avgustus tüm Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için ferman çıkardı.Bu ilk sayım, Kirinyus un Suriye valiliği zamanında yapıldı. (Luka 2:1-2)
• 3-Sezar Tiberyus un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye de Pontiyus Pilatus un valiliği sürüyordu. Celile de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes in kardeşi Filipus, Abilini de de Lisanyas yönetimin başındaydı.Hanna ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı, sözünü çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahya ya duyurdu.(Luka 3:1-2)

Yukarıdaki alıntılarda kalınlaştırılmış kısımların tek bir cümlede toplanması, bizi Barnabas İncili’nin 3. bölümündeki ayete ulaştırmaktadır! Sözde Barnabas, Yeshua’nın doğumu esnasındaki politik ve dini yapı hakkında bilgi verirken Luka’nın yazdıklarını son derece garip bir şekilde birleştirmiştir. Tarihsel bir hataya sebebiyet veren bu garip derleme eylemi aşağıdaki kıyaslama aracılığıyla daha kolay görülebilecektir:

Luka İncili
Yahudiye Kralı Hirodes (Vaftizci Yahya’nın doğumu)
Sezar Avgustus’un nüfus sayımı fermanı (Yeshua’nın doğumu)
Yahudiye valisi Pontius Pilatus (Yeshua’nın 30’lu yaşları ve vaftiz dönemi)
Din başkanları Hanna ve Kayafa (Yeshua’nın 30’lu yaşları ve vaftiz dönemi)

Barnabas İncili:
Yahudiye kralı Hirodes (Yeshua’nın doğumu)
Sezar Avgustus’un yönetimi (Yeshua’nın doğumu)
Yahudiye valisi Pontius Pilatus (Yeshua’nın doğumu)
Din başkanları Hanna ve Kayafa (Yeshua’nın doğumu)

Sözde Barnabas, Luka İncili’nin 1., 2. ve 3. bölümündeki bilgileri tek bir döneme (Yeshua’nın doğumu) aktarması sonucunda yaklaşık 30 yıllık tarih aralığını görmezden gelmiş ve Pilatus’un görev süresini Yeshua’nın doğum ve çocukluk dönemine transfer etmiştir. Bu tarihsel hatanın kaynağının zaman dilimlerindeki sapma olduğu kesindir. Peki sözde Barnabas böylesine büyük bir tarihsel sapma ve yanılgıya yol açan bu farklı dönemleri birleştirme eylemini niçin gerçekleştirmiştir? Niçin Luka’da Yeshua’nın vaftiz dönemine ilişkin olarak verilen bilgiler sözde Barnabas tarafından özellikle Yeshua’nın doğumuyla aynı döneme aktarılmıştır? Bu soruların yanıtı bellidir: Sözde Barnabas, beklenen Mesih’in Yeshua yerine Muhammed olduğu yolundaki hatalı ve gülünç dinsel öğretinin savunucusudur ve bu iddiaya gerçeklik kazandırmak için kasıtlı olarak Yeshua’ya Vaftizci Yahya peygamberin rolünü vermiştir. Yazar, aynı gerekçeyle Vaftizci Yahya peygamberi yok saymış ve doğal olarak Yahya’nın doğumundan ve peygamberlik döneminden hiç bahsetmemiştir.

Yeshua’nın aslında Mesih olmayıp onun yolunu hazırlayan bir peygamber olduğunu kanıtlamaya çalışan sözde Barnabas, amacına ulaşmak için kanonik İnciller üzerinde köklü değişiklikler yapmaktan kaçınmamıştır. Barnabas İncili 42. bölümde yazılanların Yuhanna İncili 1. bölüm 19-23. ayetlerde yazılanlarla kıyaslanması, sözde Barnabas’ın kanonik İncilleri çarpıtma boyutunu gözler önüne serecektir. Dahası, sözde Barnabas aynı değişiklik oyununu Yeshua’nın doğum ve çocukluk dönemini anlattığı bölümde de tekrarlamıştır. Bu nedenle Luka İncili’nde meleğin Vaftizci Yahya ile ilgili kehaneti Barnabas İncili’nde ufak tefek değişikliklerle Yeshua’ya uyarlanmıştır. Kıyaslamak gerekirse:
Melek ona, «Korkma, Zekeriya» dedi, «duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, onun adını Yahya koyacaksın. Sevinip coşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek. O, Rab bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh la dolacak. İsrail oğullarından birçoğunu, Tanrıları olan Rab be döndürecek. Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas ın ruhu ve gücüyle Rab bin önünden gidecektir.» (Luka İncili 1: 13-17)

Dindar bir adam olan Yusuf Meryem in hamile olduğunu anlayınca, Allah tan korkup, ondan ayrılmayı düşündü. Bak ki, uyurken, «ey Yusuf, neden kadının Meryem i bırakmayı düşünüyorsun?» diye Allah ın meleği tarafından uyarıldı (ve şöyle denildi.) : «Bil ki, ona ne olmuşsa, hepsi Allah ın iradesiyle olmuştur. Bakire, bir çocuk dünyaya getirecek, adını îsa koyacaksın; şaraptan, kuvvetli içkiden ve her türlü temiz olmayan etten onu uzak tutacaksın, çünkü o, annesinin rahminden Allah ın kutsal bir (kuludur). O, - Juda yı (Yehuda) kalbine döndürsün İsrail kavmi Musa nın Kanunu nda yazılı olduğu gibi, Rabb in kanunu yolunda yürüsün diye İsrail halkına gönderilen Allah ın bir peygamberidir. O, Allah ın kendine vereceği büyük güçle gelecek, büyük mucizeler gösterecek ve bu sayede pek çok insanlar kurtulacaktır.» (Barnabas İncili 2. bap)
Bu alıntılar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar aracılığıyla da görüldüğü gibi, sözde Barnabas, Yeshua’yı Yahya’nın yerine koymaya çabalamış ve bu rol değişikliğinin çalışmalarına Yeshua’nın doğumunun anlatıldığı bölümde başlamıştır. Luka İncili’nde (3.bölüm) Pontius Pilatus’un görev süresinin Vaftizci Yahya peygamberin misyonuyla bağlantılı olarak anlatıldığını gören sözde Barnabas, bu durumdan rahatsız olduğu için Yahya’nın peygamberlik görevi kapsamında sunulan tarihsel verileri son derece dikkatsiz bir biçimde Yeshua’nın doğumuyla ilişkilendirmiştir. Sonuç ise büyük bir tarihsel sapma olmuştur. Bu örnek bize Barnabas İncili’nin kanonik İnciller üzerindeki değişiklikler ve saptırmalar sonucunda üretilmiş ve bu nedenle pek çok hata içeren tutarsız bir sahte İncil olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

BAŞKA BİR HATA ÖRNEĞİ ve MÜSLÜMAN YANITI

İsa Peygamberin 119 uncu bölümde şekerle ilgili verdiği bir örnek söz konusu ediliyor. Barnabas İncilindeki metin anlatımından o dönemde şekerin çok değerli olduğu anlaşılıyor. İsa döneminde şekerin bilinmediğini savunan bazı itirazcılar, şeker pancarından şeker üretimi bilgisinin 7 inci yüzyıldan önce bölgeye ulaşmadığını iddia ediyor. Öyle bile olsa, herhalde durdukça şekerlenen bal ve pekmez gibi tatlı besinlerden de şeker elde edilebileceği gözardı ediliyor.

Barnabas İncili’ni korumaya ve kurtarmaya çalışan Müslüman misyonerler bu İncil’deki pek çok belirgin tarihsel hata dururken son derece ilginç bir şekilde şeker üretiminin tarihiyle ilgili hataya odaklanmışlardır. Eleştirmenlere göre Barnabas İncili’nin M.S. 1. yüzyılda yazılmış olamayacağını gösteren kanıtlardan bir tanesi de bu İncil’de Yeshua’nın şeker kelimesine gönderme yapmasıdır:
Eğer insan gübreyi altına ve çamuru şekere çevirebilecek olsa, ne yapar?» Sonra, İsa sustu, havariler cevap verdiler: «Kimse, altın ve şeker yapmaktan başka bir işe kendini koşmaz.» (Barnabas İncili 119. bap)
Müslümanlar yorumcuların yukarıdaki argümanlarından da anlaşılacağı üzere, tarihçiler şeker üretiminin M.S. 7. yüzyılda öğrenildiği gerçeğiyle paralel olarak Yeshua’nın benzetmelerinde şekerden bahsetmesini büyük bir tarihsel hata olarak değerlendirmektedirler. Müslüman misyonerler, bu gerçeği inkar edemediklerinden olsa gerek, metni savunurken bir takım gülünç kelime oyunlarına başvurmakta ve mantıksızlık örneği sergilemektedirler. Temelsiz ve çocuksu bu argümana göre Yeshua’nın şeker diyerek aslında bal ve pekmez gibi gıdalardan elde edilen tatlı kısmı kastetmiş olması muhtemeldir(!) Oysa yukarıdaki alıntıda da açıkça görüldüğü gibi, sözde Barnabas’a göre Yeshua “pekmez ve bal gibi gıdaların tatlı kısmından” değil de apaçık şekerden bahsetmiştir. Üstelik aynı ayetlerde şeker yapımından söz edilmektedir. Bu tür zayıf bir argüman getiren Müslüman yorumcuların benzer hata durumlarında ne tür tepkiler vereceklerini kestirmek zor değildir. Barnabas İncili’nde vergi görevlisi zengin Zakay’ın evinde laminat parke olduğu yazılı olsa, laminant parkenin tahtadan yapıldığı söylenecek ve bu sayede bu tür büyük bir yanlış bile inkar edilecektir.

Kaynak: www.hristiyanforum.com (Theophilos - Moderator)
 
Kimden: Barnabas Palavrası  78.185.187.***
20.11.2009 23:51:06
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
İDDİA 4- BARNABAS İNCİLİ, MESİH İN KİMLİĞİ KONUSUNDA KUR’AN İLE UYUMLUDUR.

Barnabas İncili’ni korumak ve mevcut hatalarından kurtarmak isteyen İslamcı grupların yaşadıkları en büyük sıkıntı şüphesiz sözde Barnabas’ın yazdıklarıyla İslam öğretilerinin açıkça çatışması olmuştur. Çatışma kavramıyla Kur’an’da belirtilmeyen ve bu nedenle İslam’ın temel referans kitabı tarafından onaylanıp onaylanmadığı belli olmayan bir takım öğreti ve inançların Barnabas İncili’nde yer almasından söz etmiyoruz. Her ne kadar tutarsızlık teşkil etseler de, Kur’an’da bulunmayıp Barnabas İncili’nde bulunan çeşitli öğreti ve iddialar, çelişki olarak nitelendirilmedikleri için ayrı bir konu başlığında ele alınmalıdırlar. Barnabas İncili ile Kur’an’ın çeliştiğini söylediğimizde, Kur’an’da yazılı olan ayetlerin, sahte Barnabas tarafından açıkça inkar edildiğini ve bazı Kur’an kaynaklı inançların sahte Barnabas tarafından onaylanmadığını kastediyoruz. Bu tür çelişkiler Barnabas İncili eleştirmenleri (Bu tür çelişkilere Hristiyanlar kadar bazı Müslüman yorumcular da değinmektedir) tarafından ayrıntılı olarak tespit edilmiştir ve sahte Barnabas’ın, İslam hakkında kulaktan dolma bilgiler edinip Kur’an’ı okuma fırsatı bulamayan ve Yahudi-Hristiyan geleneğini daha iyi bilen bir kişi tarafından yazıldığını desteklemede kullanılmaktadırlar.

Barnabas İncili ile Kur’an arasındaki öğreti karşıtlıklarından en büyük ve belirgin olanı şüphesiz, vaat edilen Mesih’in kimliği ile ilgilidir. Kur’an’ın Medine dönemindeki surelerinde Mesih kelimesi sadece Yeshua için ve O’nun ikinci ismi olarak kullanılmaktadır. Mesih sözcüğünün kökeni ve anlamı konusunda hiçbir bilgi vermeyen Kur’an’da Yeshua’nın Mesih olarak tanıtılmasına karşı, Barnabas İncili’nde Yeshua’nın Mesih olduğunu reddettiği ve beklenen Mesih’in isminin Muhammed olduğunu söylediği yazılıdır. Kendilerini Barnabas İncili’ni koruyup yüceltme işine adayan kimi İslamcı gruplar işte bu açık çelişkiyi reddetmek için aşağıdaki savunmayı yazmışlardır:

Hz. İsa Peygamber neden "Gelecek Mesih ben değilim" diyor?

Mesih nitelemesini İsa dan sonra gelecek Peygamber hakkında telaffuz edilmesi, Hz. İsa nın Mesih olmadığından değil, metinden de anlaşılacağı üzere o dönem topluluklarının Mesih denildiğinde bunu en son gelecek Allah ın Elçisi olarak algılamalarıdır. İsa, "Sen Mesih misin?" şeklindeki sorulara yanıt verirken kendinden sonra gelecek Allah ın Elçisi nden haber vermektedir. Barnabas İncili nin ilk başlığında, girişi ve 6 ıncı bölümünde de İsa Peygamber için "Mesih" denmektedir.

İsa peygamberin "Sen Mesih misin?" şeklindeki soruya verdiği cevabı bu gerçeği gösteriyor:

«..Çünkü ben, sizin «Mesih» dediğiniz, benden önce yaratılmış ve benden sonra gelecek ve inancı (dini) son bulmasın diye gerçeğin sözlerini getirecek olan Allah ın Elçisi nin ayakkabılarının iplerini veya çoraplarının bağlarını çözecek değerde değilim.»


Bu zayıf ve saçma argümanı birkaç madde ile değerlendirip, Barnabas İncili’ni korumaya kalkışan İslamcıların ne tür kelime oyunları oynadıklarını ve amaçları için nasıl korkusuzca yalan söylediklerini görelim.

1-Barnaba İncili taraftarı İslamcılara göre, Yeshua’nın, Mesih olduğunu inkar etme sebebi o dönemdeki Yahudilerin Mesih kavramını yanlış algılamalarıdır. Konu ile ilgili olarak bu kadar saçma ve gülünç bir iddianın ileri sürülmesinden dolayı çok şaşırdığımızı itiraf etmemiz gerekir. İslamcıların gözünde Yeshua iddia edilen bir takım yanlış anlamaları düzeltmek yerine, Mesih olduğu gerçeğini inkar etmeyi uygun görmüştür. Başka bir deyişle, Yeshua, dönemindeki insanların Mesih kavramını yanlış yorumlamalarıyla başa çıkamamış ve Mesih olduğu gerçeğini bu kişilerin yanlış öğretileri doğrultusunda değiştirmiştir. Bu tür bir savunma üretmek Yeshua’nın, gerçekte Mesih olmayan bir kimseyi Mesih ilan ederek bir yanlışı başka büyük bir yanlışla düzeltmeye çalışan güvenilmez bir kişi olduğunu savunmakla eş anlamlıdır.

2-İslamcılara sorulması gereken soru, Mesih kelimesinin bu sözü edilen yanlış yorumlanmasıyla ilgili olarak Kur’an’ın neden sessiz kaldığıdır. Yahudiler ve Hristiyanlar gerçekten Mesih kavramını yanlış anladılarsa, Kur’an Mesih kelimesini niçin sadece Yeshua ile bağlantılı olarak kullanmaktadır? Muhammed, gerçek bir peygamber ve son elçi olduğu iddiasını yaymaya ve bu konuda Hristiyanları ikna etmeye çalışırken neden bir kere bile mecazi anlamda Mesih olduğunu söylememiştir?

3-İslamcılar, Mesih’in kimliği konusunda Barnabas İncili’nin Kur’an ile çeliştiği gerçeğini gizleyebilmek için kendi yorumlarına uygun bir ayeti alıntılamışlar ve bu şekilde Barnabas İncili’ni tahrif etmekten kaçınmamışlardır. İddiaların aksine, Barnabas İncili’nin pek çok bölümünde Yeshua’nın, Mesih olduğunu inkar ettiği yazılıdır. İşte o bölümler:
Sonra bu konuşmanın ardından havariler ağladılar ve Isa da ağlıyordu. O sırada onu bulmaya gelen pek çok kişi gördüler; kâhinler onu konuşurken yakalamak için aralarında müşavere yapmış ve bu nedenle de, Levililerle yazıcıların bazılarını ona, «sen kimsin?» diye sormaya göndermişlerdi. Isa itirafta bulunup, gerçeği söyledi: «Ben mesih değilim.» Dediler: «îlya mısın? Yeremya mısın, yoksa eski peygamberlerden biri misin?» Isa cevap verdi: «Hayır.» Sonra dediler: «Kimsin sen? Bizi yollayanlara doğru şahitlikte bulunabilmemiz için bize söyle.» Sonra Isa dedi: «Ben bütün Yahudiye de haykıran ve îşaya da da yazılı olduğu gibi, «Rabb (in) Elçisi için yol açın» diye haykıran sesim.» (42. bap)

Kadın karşılık verdi: «Biz Mesih e bakıyoruz; o geldiğinde bize öğretecek.» İsa cevap verdi: «Biliyor musun sen kadın, Mesih in geleceğini?» Kadın cevap verdi: «Evet ya, Rab.» O zaman İsa sevindi ve dedi: «Gördüğüm kadarıyla ey kadın, sen mü minsin; bu bakımdan bil ki, Mesih in inancıyla Allah ın seçtiği herkes kurtulacaktır; dolayısıyla, Mesih in gelişini bilmen gerekmektedir.» Kadın dedi: «Ey Rab, belki de sen Mesih sin.» İsa cevap verdi: «Ben, kuşkusuz İsrail ailesine bir kurtuluş peygamberi olarak gönderilmiş bulunuyorum; fakat, benden sonra Allah ın tüm dünyaya gönderdiği Mesih gelecek; onun için yaratmıştır Allah dünyayı. Ve, o zaman tüm dünyada Allah a ibadet edilecek ve rahmete erilecek, o kadar ki, şimdi yüz yılda bir gelen sevinç yılı Mesih le her yerde her (bir) yıla inecek.» (82. bap)

Kâhin cevap verdi: «Musa nın kitabında, Allah ın ne dilediğini bize ilân edecek ve dünyaya Allah ın rahmetini getirecek olan Mesih i Allah ın bize herhalde göndereceği yazılıdır. Bu bakımdan, senden rica ediyorum, bize gerçeği söyle, sen beklediğimiz Allah ın Mesihi misin?» İsa cevap verdi: «Allah ın böyle va d ettiği doğrudur. Fakat ben kuşkusuz o değilim, çünkü o benden önce yaratılmıştır ve benden sonra gelecektir.» (96. bap)

O zaman, kâhin dedi: «Mesih e ne ad verilecek ve hangi işaret (ler) onun gelişini ortaya koyacaktır?» İsa cevap verdi: «Mesih in adı hayranlık uyandırır, çünkü Allah ruhunu yaratıp da, göksel bir nur içine koyduğu zaman ona (bu) adı kendisi vermiştir. Allah dedi: «Bekle Muhammed; çünkü senin uğruna Cennet i, dünyayı ve yığınlarca yaratığı yaratacağım, içlerinden seni bir elçi yapacağım, öyle ki, kim seni kutsarsa kutsanacak, kim seni lanetlerse lânetlenecektir. Seni, dünyaya göndereceğim zaman, kurtuluşa elçim olarak göndereceğim ve senin sözün gerçek olacak. O kadar ki, gök ve yer düşecek. Fakat senin dinin düşmeyecek. MUHAMMED O nun kutlu adıdır.» (97. bap)
4-Tüm bunlara ilave olarak, Barnabas İncili’nde Yeshua, Mesih olduğunu inkar ederken aynı zamanda Tanrı’nın oğlu ve Tanrı olduğunu da inkar etmektedir. Kısacası, sözde Barnabas’a göre, Yeshua’nın Mesih olduğu yolundaki öğreti, O’nun Tanrı’nın oğlu ve Tanrı olduğu yönündeki öğretiler kadar hatalıdır:
Gün olunca, İsa halktan büyük bir kalabalıkla birlikte mabede vardı. Bu sırada başkâhin yaklaşıp dedi: «Söyle bana ey İsa, Allah olmadığını, Allah ın oğlu veya Mesih bile olmadığını itiraf etmiştin, unuttun mu hep bunları?» îsa cevap verdi: «Hayır, asla unutmadım; çünkü bu, Hüküm Günü nde, Allah ın mahkemesi önünde yapacak olduğum itirafımdır. (206. bap)
Yukarıdaki ayete göre, Yeshua, Tanrı’nın huzurunda bile Mesih olduğunu inkar edecektir. İslamcıların “İsa neden Mesih değilim diyor?” sorusunu yanıtlamada kullandıkları argümanı yukarıdaki ayetlere uyarlarsak, Mesih kavramının Yahudiler tarafından yanlış yorumlanmasından Tanrı’nın bile etkilendiğini ve bu yüzden Yeshua’nın Mesih olduğunu inkar etmek zorunda kaldığını varsayabiliriz.

5-İslamcıların iddiasına göre, Yeshua’nın Mesih olduğunu reddetme sebebi “o dönem topluluklarının Mesih denildiğinde bunu en son gelecek Allah ın Elçisi olarak algılamalarıdır”. Oysa sözde Barnabas, bu tür bir iddiayı yalanlamaktadır; zira kahinler Yeshua’ya gerçek Mesih hakkında sorular sorarken, Mesih’den sonra gerçek bir peygamberin gönderilip gönderilmeyeceğini sormuşlardır:
Kahin karşılık verdi: «Allah ın Elçisi geldikten sonra, (daha) başka peygamberler gelecek mi?» İsa cevap verdi: «Ondan sonra Allah tarafından gönderilen gerçek peygamberler gelmeyecek ama, pek çok yalancı peygamber gelecek; ki ben buna üzülüyorum. (97. bap)
6-Barnabas İncili’nde Yeshua’nın gerçek Mesih olduğunu reddettiği bölümlerin daha dikkatli bir şekilde okunması bizi Barnabas’ın Mesih ile ilgili çelişkili öğretisinin kaynağına götürecek ve İslamcıların konuyla ilgili yaptığı savunmaların gerçek dışı yorumlara dayandığını gösterecektir. Sözde Barnabas’ın, Yeshua’nın Mesih olduğunu reddetmesinin asıl sebebi Tanrısal vaadin İbrahim’in oğullarından İshak’a değil de İsmail’e verilmiş olduğunu savunmasıdır. Buna paralel olarak, Barnabas İncili’nde Yeshua’nın Mesih olması önündeki en büyük engel ırksaldır; zira gerçek Mesih İshak’ın değil de İsmail’in soyundan gelmelidir:
Bunun üzerine yazıcı dedi: Allah ın kulları ve peygamberleri Musa ve (senin yaptığın gibi güneşi yerinde durduran) Yuşa nın eliyle yazılmış eski bir kitap gördüm. Bu kitap Musa nın gerçek kitabıdır. İçinde, İsmail in Mesih in babası, İshak ın da Mesih in habercisinin babası olduğu yazılıdır. (191. bap)

Allah sağ ve diridir ki, İbrahim Allah ı o kadar çok severdi ki, sahte putları parçalayıp, anne ve babasını terketmekle kalmamış, aynı zamanda Allah a itaat etmek için kendi oğlunu da öldürmek istemiştir.» Başkahin karşılık verdi: «Sana sorduğum bu; ve seni öldürmenin yollarını aramıyorum, o halde söyle bize: İbrahim in bu oğlu kimdi?» İsa cevap verdi: «Senin şanının ateşi ey Allah, beni tutuşturuyor ve konuşmadan edemiyorum. Bakın diyorum, İbrahim in oğlu İsmail di. Ondan, kendisiyle yeryüzünün tüm kabilelerinin kutsanacağı İbrahim e, va d edilen Mesih gelecektir.» (208. bap)
7-İslamcıların, temelsiz iddialarını desteklemede kullandıkları ayeti bir daha alıntılayalım:
Çünkü ben, sizin «Mesih» dediğiniz, benden önce yaratılmış ve benden sonra gelecek ve inancı (dini) son bulmasın diye gerçeğin sözlerini getirecek olan Allah ın Elçisi nin ayakkabılarının iplerini veya çoraplarının bağlarını çözecek değerde değilim.» (42. bap)
Bu ayet Yahudilerin, Allah’ın elçisi olan kişiyi tanımlamak için Mesih kelimesini kullandıklarını kanıtlamaktan uzaktır. Yukarıda da alıntıladığımız pek çok ayete göre aslında Yahudiler “Allah’ın elçisi” ifadesini kullanmamışlar ve Yeshua’ya sürekli olarak Mesih ile ilgili sorular yöneltmişlerdir. Barnabas İncili’nde Mesih kelimesini “Allah’ın Elçisi” ile eş anlamlı olarak tanımlayan ve tanıtan kişi Yeshua’dır. Bu da bizi Mesih’in yanlışlıkla Allah’ın Elçisi olarak yorumlanmasının Yahudi inançlarından değil, Yeshua’nın vaazlarından kaynaklandığı sonucuna ulaştırır. Başka bir deyişle, sözde Barnabas’ın anlatımındaki Yeshua’ya göre vaat edilen ve beklenen tek bir kişi vardır. Bu aynı kişiyi Yahudiler Mesih, Yeshua ise Allah’ın Elçisi olarak adlandırmaktadır. Sonuçta, İslamcıların iddialarının aksine, bu yanlış tanımlamanın (Mesih ile Allah’ın elçisi olduğu söylenen Muhammed’in bir birine karıştırılmasının) sorumlusu Yahudiler değil, Yeshua’dır!

8-Barnabas İncili’nde Yeshua’nın gerçek Mesih olmadığı yolundaki öğreti bir yanlış anlamaya bağlı olmadığı için sahte Barnabas, Vaftizci Yahya peygamberi tarih sayfalarından silmeye çalışmıştır. Yahya’nın varlığını ve görevini Mesih konusundaki farklı öğretisi için çok büyük bir tehlike olarak gören sözde Barnabas, kanonik İncillerde Vaftizci Yahya hakkında söylenenleri ufak tefek çarpıtmalarla Yeshua’ya uyarlamıştır. Eğer İslamcıların iddiası doğru olsaydı ve Yeshua, Mesih olduğunu gerçekten bir yanlış anlamayı gidermek amacıyla reddetseydi, Kur’an’da adı geçen ve doğumu hakkında bilgi verilen Yahya peygamberin Barnabas İncili’nde bulunması hiçbir sorun veya tehlike oluşturmayacaktı.

Barnabas İncili’nde Yeshua’dan Mesih olarak bahsedilmesi konusuna gelince, bu tür bir kullanıma 222 bölümlük kitabın iki ayetinde rastlıyoruz. Bunlardan ilki, İncil’in önsözü olarak nitelendirilebilecek kısa bir anlatımda, ikincisi ise Yeshua’nın doğumunun anlatıldığı bölümde kral Hirodes’in Yahudi din bilginlerine sorduğu soruda karşımıza çıkıyor:
Mesih denilen Nasıralı İsa nın havarisi Barnabas, yeryüzünde oturan herkese barış, huzur ve teselli diler. Pek sevgili, yüce ve ulu Allah, büyük öğretme ve mucizeler merhametinden şu son günlerde peygamberi İsa Mesih aracılığıyla bizi ziyaret etmiştir. (İtalyanca prolog)

Bunun üzerine, Hirodes kâhinleri ve yazıcılar (kahinler-yazıcılar:yahudi din adamları) toplayarak, «Mesih nerede doğması gerekir?» diye sordu. (6. bap)
Bu bölümlerde Yeshua’nın Mesih olarak tanıtılması gerçekten de ilginçtir ve bu tür bir kullanımın gerekçesi merak konusudur. Pek çok eleştirmene göre, yukarıda alıntıladığımız ayetlerde Yeshua için Mesih kelimesinin kullanılması, Barnabas İncili’ni yazan kişinin hatalarından ve tutarsızlıklarından biridir. Bu varsayımın taraftarlarına göre,Yahudilikteki Mesih sözcüğü ile Hristiyan yazıtlarına Grekçe’den geçen Xristos (Christos) sözcüğünün (İtalyanca’da Cristo) farklı anlama geldiğini zanneden sahte Barnabas, daha İncil’in giriş bölümünde kendi yazdıklarıyla çelişkiye düşmüştür.

Gerçekten de ilginç olan bir nokta, İngilizce dahil olmak üzere pek çok Batı dilinde Mesih kelimesi yerine alternatif olarak Yunanca Xristos (Christos) sözcüğünün kullanılmasıdır. Örneğin, İngilizce’de Yeshua için hem Messiah (İbranice’den aktarma) hem de Christ (Grekçe’den aktarma) kelimeleri kullanılabilir; zira iki sözcük de aynı anlama gelmektedir. Barnabas İncili’nin orijinalinde ve İngilizce çevirisinde, gerek prologda gerekse 6. bölümde Grekçe kökenli Xristos (Christos) kelimesinin İngilizce’deki tam karşılığı olan “Christ” kelimesi bulunmaktadır:
Barnabas, apostle of Jesus the Nazarene, called Christ, to all them that dwell upon the earth, desires peace and consolation. Dearly beloved, the great and wonderful God has during these past days visited us by His prophet Jesus Christ in great mercy of teaching and miracles. (Prologue to the Gospel of Barnabas)

Herod therefore called together the priests and the scribes, saying: "Where should Christ be born?" (Gospel of Barnabas 6.1)
Bunlara karşılık, Barnabas İncili’nin İngilizce çevirisinde Yeshua’nın Mesih olduğunu inkar ettiği tüm bölümlerde İbranice kökenli Mesih kelimesinin tam İngilizce karşılığı olan “Messiah” kelimesi bulunmaktadır. Örneğin,
Jesus confessed, and said the truth: "I am not the Messiah." (42.2)

Jesus answered: "The zeal of your honour, O God, inflames me, and I cannot hold my peace. Truly I say, the son of Abraham was Ishmael, from whom must be descended the Messiah promised to Abraham, that in him should all the tribes of the earth be blessed." (208.2)
(Bu çalışmada kullanılan İngilizce alıntılar R. Blackhirst’ün web sitesinden alınmıştır: http://www.latrobe.edu.au/arts/barnabas/Barnmain.html)

Görüldüğü gibi, sahte Barnabas’a göre Yeshua “Messiah” değildir; ancak “Christ”’dır. Bu iki kelimenin aynı anlama geldiğini bilmeyen sözde Barnabas, çok büyük ve gülünç bir hataya imza atmıştır. Ancak ne yazık ki, Barnabas İncili’ni Türkçe’ye çeviren kişiler, metnin orijinalindeki bu ayrıntıyı hiçe saymışlar ve hem “Christ” hem de “Messiah” sözcüklerini Türkçe’ye tek bir sözcükle (Mesih) çevirmişlerdir. Türkçe’nin dil yapısının bu tür bir ayrım için yeterli olmadığı savunulabilir; ancak Türkçe çeviriye en azından bir not düşülerek ilgili bölümlerdeki “Mesih” kelimesinin Grekçe kökenli Xristos (Christos) sözcüğüne karşılık geldiği belirtilmelidir. İslamcıların, “Barnabas İncili’nde İsa peygambere Mesih deniliyor” şeklindeki iddiaları sonuçta metnin orijinalindeki kelime farklılığının yok edilmesine bağlıdır. Bunu yapan İslamcılar yanlış çevirileriyle Barnabas İncili’ndeki hata ve çelişkileri örtbas etmeye çalışmakta ve okuyucuya eksik ve hatalı bilgi vermektedirler.

SONUÇ
Bu çalışmada birkaç örnek aracılığıyla Barnabas İncili’ni savunan ve hata eleştirilerinden kurtarmaya çalışan İslamcı grupların ne tür oyunlar oynadıklarını ve insanları nasıl yanlışa yönlendirdiklerini göstermeye çalıştım. Amacım, bu grupların gerek hatalı çeviriler gerekse mantıktan yoksun ve kolayca çürütülen iddialar aracılığıyla çıkarları uğruna dürüstlük ilkesinden vazgeçtiklerine dikkat çekmekti.

NOT: Bu çalışmamı 6-7 Eylül 1955 İstanbul pogromunda maddi ve manevi açıdan zarar gören cemaatler başta olmak üzere inançları yüzünden baskı altında tutulup eziyet gören ve hatta öldürülen tüm Hristiyanlara adıyorum.

Kaynak: www.hristiyanforum.com (Theophilos Moderatör)
 
Kimden: Bunyamin  77.251.185.***
22.11.2009 18:48:36
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
INCILI MESIH KARSITLARI LEKELEMEYE CALISIYORLAR INANMAYIN INCILIN HER BOLUMU DOGRUDUR, TEVRAT VE INCILI BOZAMAZLAR.
 
Kimden: Ahmed  212.174.195***
26.11.2009 18:58:48
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Apokrifal kitabını okursanız sahte olan incil ile gerçek olan ve 1981 yılında hakkari de bulunup isviçre de karbon testi yapılarak 2000 yıllık olduğu kanıtlanan incilin ayrı kitaplar olduğu belirtilmiştir. bu hakkaride bulunan kitap süryani alfabesi ile aramice yazılmış bir kitaptır. `Ben Kıbrıslı Barnabius... Tespihe layık âlemlerin Rabbi`nden bir bütün olarak, Ruhu`l Kudüs`le Meşaha`ya vahyolunanı tıpkı İsa`dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.` ile başlar. ve bu anlatım İslamın İncil ve İsa Efendimize bakışı ile aynıdır. diğer 3 nüshanın 2 si bulunmuş biri hala kayıptır. İsrailde bulunan nüshayı gören İsrail Cumhurbaşkanının torunu arkeolog Victoria Robin müslüman olmuş ve etiyopyadan getirilen bir zenci yahudi (falaşa) tarafından öldürülmüştür. bu kitaba şahit olan herkes tehdit edilmiş bir kısmı öldürülmüştür. Apokrifal adlı kitabı şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Gladio yapılanmasının en aktif tetikçilerinden Abdullah Çatlı kıbrısta Aziz Barnabas ın mezarını soyanları yazan bir gazeteciyi öldürdükten yanlız 4 sonra susurlukta öldürülmüştür. Anlatmak istediğim şey şudur: Vatikan bu kitapların peşinde. Kendi yapılanmasını ve teslis inancını (İsa gelse ve tersini söylese de biz bu inancımızı değiştirmeyiz demiştir bir kardinal) bitireceği için Apokrifal (halktan gizlenmesi gereken şey demek) kitaplar arasına soktuğu bu kitaba ait herşeyi ve herkesi yok etmeye and içmiş durumda ki Gladio nun en sağlam adamı bile bu sebepten dolayı yok edilebiliyor. Vatikanın tuzağına düşmeyin. Hakka teslim olun. Allah ın birliğini kabul edin. İsa Efendimiz in bir peygamber olduğunu kabul edin. Aziz Barnabas ın incilinde Müjdelediği Hz. Muhammed i kabul edin.
 
Kimden: Barnabas Palavrası  88.233.107.***
01.12.2009 00:11:12
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Sevgili Ahmet,

yukarıda Barnabas İncilinde söz konusu mantık ve tarihsel hataları göz önüne seren mesajları hiç okumadığın belli. Okusaydın eğer Apokrifal değil cocuk incili bile olamayacak bir saçmalığa inanmazdın ama bu konuyu sansasyonel olarak gündemde tutmaya çalışan aklı kıt zatlara inanarak kendinizi gülünç duruma düşürmektesiniz. Eğer bulunan 2 kopyada bu kadar gülünç hatalar varsa üçüncüsünde ne tür komiklikler vardır allah bilir. Ne hikmetse bu şehir efsanelerine her dönem inanan insanlar çıkmaktadır sizler gibi..

Hem bu saçmalıklara inanarak sizler de kendi kitabınızla çelişkiye düşmektesiniz;

"Rab binin kitabından sana vahyedileni oku; O nun sözlerini değiştirici yoktur" (Kehf 27)

"O, sana Kitabı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ı ve İncili de indirmişti."(Al-i İmran 3)

"..Allah ın sözlerini değiştirecek yoktur." (En am 34)
"O nun sözlerini değiştirebilecek yoktur." (En am 115)
"Allah ın sözleri için değişiklik yoktur." (Yunus 64)
"Batıl, ona önünden de, ardından da gelemez." (Fussilet 42)
"Sen Allah ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın." (Fetih 23)
"De ki: Eğer doğruysanız, bu durumda Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin de, ona uymuş olayım." (Kasas 49)

Buna benzer bir çok Kuran ayeti dahi İncil ve Tevrat ın tanrı sözü olarak tasdik ederken sizler Barnabas İncili palavrasını savunmaya devam ediyorsunuz. Size son söz olarak İncil den bir ayetle veda ediyorum Rab size ve sizin gibilere yardımcı olur umarım;

"Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır." (Esinleme 22:18-19).

Barnabas savunucuları iyice düşünün bu ayetin anlamını..

saygılarımla
 
Kimden: Ahmed  212.174.195***
01.12.2009 15:56:02
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
o ayetler Kuran ile alakalı. zaten incil değiştirildiği için tevrat değiştirildiği için Kuran a Allah bu korumayı kendisi bizzat sağlayacağını söylüyor. ayrıca Barnabas bir azizdir. yazdığı 4 nüshada İsa dan duyduklarını yazmıştır. 4 incil ise nüshaların nüshasıdır. bu hiç görülmemiş nerde olduğu bilinmeyen nüshalardan nüshadır. ayrıca siz benim cevabımı okuyabilmiş olsaydınız bu tarihsel saçmalıklar içeren ve ortaçağda avrupada bulunan sahte barnabas incili ile birkaç yıl önce hakkaride israilde ve suudi arabistanda bulunanlar arasında fark olduğunu söylediğimi anlar küçük ve komik duruma düşmezdiniz.


tevrattan alıntılar:
en benim topuzum cenk silahımsın seninle milletleri kıracağım ülkeleri helak edeceğim... ve seninle erkeği ve kadını kıracağım ve seninle kocamış adamı ve genci kıracağım; ve seninle genç adamı ve ere varmamış kızı kıracağım; ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım; ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım; ve seninle Valiyi ve kaymakamı kıracağım. (Yeremya 51/20-23)

İşte Rabbin acımasız günü geliyor. (İşaya: 13/9)

Yakalananın bedeni delik deşik edilecek.

Ele geçen kılıçtan geçirilecek.

Yavruları gözleri önünde parçalanacak

Evleri yağmalanacak

Kadınlarının ırzına geçilecek.(İşaya: 15-16)

Hem yiğidi hem kızı.

Emzikteki çocukla ak saçlı adamı

Dışarıdan kılıç Ve içeriden dehşet telef edecek.

Hasımlarından öç alacağım Ve benden nefret edenlere ödeyeceğim. (Tesniye 32/25)

Onları tamamen yok edeceksin onlarla ahdetmeyeceksin onlara acımayacaksın. (Tesniye: 7/1-3)

Ve yayları gençleri yere çalacak ve rahmin semeresine acımayacaklar gözleri çocukları esirgemeyecek. (İşaya: 13/15-18)

Mülklerini alacağımız milletlerin yüksek dağlar üzerinde ve tepeler üzerinde ve her yeşil ağaç altında ilahlarına ibadet ettikleri bütün yerleri mutlaka harap edeceksiniz.(Tesniye: 11/23-25)


"Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için Onları hazırla."(Tevrat. Yeremya Bölümü. 12/3.)

"Et yeyin ve kan için yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeceksiniz...sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz.(TevratHezekiel Bölümü
39/18-19.)



SORUYORUM SİZE ALLAH SÖZÜ BÖYLE Mİ OLUR?




"Artık (Ey mü minler!) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını da umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allah ın kelâmını (Tevrat ı) dinlerlerdi de akıları aldıktan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi (bozup değiştirirlerdi)." (Bakara Suresi, Ayet: 75) BU DA KURAN AYETİ
 
Kimden: Barnabas Palavrası  78.184.37.1***
01.12.2009 17:40:07
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Sayın Ahmet Bey,

ne hikmetse bu orijinal dediğiniz Barnabas İncil i ortada yok. Var olanları sahte deyip bizim orijinallerine inanmamızı bekliyorsunuz. Belki bu orijinallerde bulunur ve komiklikleri ortaya çıkarsa bize bu sefer öz barnabas incilleri yalanları ortaya atılacaktır. Bahsettiğiniz orijinalleri kim bulmuş test etmiş ve gerçek olduğunu iddia etmiştir? Madem bu kadar kesin konuşuyorsunuz şu test sonuçlarını gösteren bilimsel raporları görelim bakalım. Hani nerdeler? Bu kadar teknolojk ilerlemenin olduğu dünyada maalesef yapılmış bir testin sonuçlarını bize gösteremiyorsanuz sizin samimiyetinizden şüphe ederim. İşin komik taraflarından biri de bu yalanlara anlı şanlı islam proflarının da alet olması. Bu iddiaların ardında yatan tek şey bu palavra incileri ortaya sürerek İslam a bir dayanak bulmak.

Bahsettiğiniz ayetlere gelince; Herşeye kadir allah (sizin tabirinizle) bu vahşet dolu ifadeleri kullanmaz . Evet O Rab ki yoldan çıkmış Sodom ve Gomora yı yakıp yıkmadı. Günaha bulanmış insanlığı Tufan la öldürmedi. Tüm bunları yapabilen bir Rab nasıl olur da Tevrat ın içine vahşet dolu ifadeler koyar değil mi? O zaman bahsettiğimiz Rab nasıl olur da dünyayı tufan la helak eder şehirleri yakıp yıkıp ortadan kaldırabilir? Acaba barnabas palavrasında bunların da bir açıklaması var mıdır? Nasılsa Nasıra kentine gemiyle gidebilen ulvi bir yazardır O. Nasıl olurda koskoca bir insanlık bu kadar inanılmaz bir kitabı ve yazarını şimdiye kadar ortaya çıkartamamıştır hayret:)

Siz bu yalanlara inanmaya devam edin nasıl olsa Kuran da peygamberin yaptığı savaşlar çok masum şeylerdir. Barnabas İncilinde bile o savaşların haklı olduğu yazar (tabii orijinalinde) Onlar rabbin katında haklı şeylerdir ve asla sorgulanamaz. Ama Tevrat ve incil de geçen bütün vahşet cümleleri insanlar tarafından yazılmıştır nasılsa orijinallerini göremediğimiz Barnabas İncilleri öyle diyordur..Sizin bile göremediğiniz ve okuyamadığınız bir kitap hakkında nasıl böyle kesin konuşabiliyorsunuz o da ayrı bir hayret konusudur.

Bir gün Rab sizin yüreğinizi aydınlatır umarım

saygıyla
 
Kimden: Ahmed  81.213.49.8***
01.12.2009 21:47:29
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Barnabas incilinin orjinallerinden 1 nüsha kayıp diğer 3 nüsha ise sağlamdır. birisi Genelkurmay Özel Harp Dairesi kasasında, diğeri Ergenekon tarafında yunanistanda bir yayınevine satılmış (bu satış şüphelidir.), diğeri ise Suudi Arabistandadır. Karbon testi sonuçları da tehdit altında olduğu için evinde hapis hayatı yaşayan Süryanice uzmanı Hamza Hocagil adlı vatandaştadır (eğer elinden alınmadıysa). bir anti parantez: bu kişiye süryanice öğreten Edip Savcı adındaki Süryani Ortodox rahibi Hamza Hocagil adlı kişi ile buluşacağı gün kaçırılmış ve sonra serbest bırakılmıştır. İslama dayanak değil Hrıstiyanlığın özüne delil vermek peşindeyim.

Sodom ve Gomorrenin kalıntıları artık çıkarılmıştır. Sapıklıkta sınırları zorlayanlara Allah toplu bir helak göndermiştir. ama bu Allah ın vahşiliğinden değil geri kalanların huzur ve mutluluğunu kurtarmak ve yeryüzünden fitneyi kaldırmak istediğindendir. ayrıca Hristiyanlık tarafından da Aziz ve şehit kabul edilen Barnabas hakkında nasıl böyle aşağılayıcı konuşabilmeniz beni şaşırttı.

Kuranda geçen ve Peygamberin yaptığı savaşların tamamı savunma savaşlarıdır. Barnabas incilini kitabı okumuş bir kaç insan var. bir tanesi israil eski cumhurbaşkanı izak robin in torunu victoria robin hanım efendi idi. öldürüldü. bu olayın olması bile kitabın gerçekliğine delildir.

Bir gün Alemlerin Rabbi olan Allah sizin yüreğinizi de aydınlatır umarım...
Saygıyla...
 
Kimden: Barnabas Palavrası  88.233.107.***
02.12.2009 00:32:27
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
sayın Ahmet Bey,

Yalanların en büyüklerinden biri Hamza Hocagil adlı sahtekarın Türkiye de Aramice dilini bilen bir filolog olduğudur. Bir kere Türkiye de Aramice eğitimi veren bir üniversite kürsüsü yoktur. Yurtdışı üniversitelerinde bu isimde bir şahıs eğitim görmemiştir. Bu bilgileri basit bir araştırmayla internetten öğrenebilirdiniz.

Bu sahtekar Hocagil acaba Aramice yi gökte mi öğrenmiş? Kaçırılan rahip Edip Savcı, Hamza Hocagil adında birini tanımadığını söylemiştir. (Bahsedilen rahiple tanışıklığım vardır ve iddiaları ona aktardığımda sadece gülümsemekle yetinmiştir) Size gönderildiği iddia edilen bir kitabın ilk ayetini idrak etseydinizde okusaydınız ve araştırsaydınız adam akıllı böyle ezbere konuşmasaydınız. Sağda solda yazılan yalanlara inanacağınıza kendi aklınızı kullanarak biraz araştırma yapın ve neyin peşinde koştuğunuzu farkedin biraz. İsrail eski cumhurbaşkanı İzak Rabin in hiç bir zaman victoria rabin diye bir torunu olmamıştır. Olmayan bir insanı da öldürdünüz ya Ah bu dogmacılıkk...Her denilene inanıyorsanız size üzülürüm Ahmet bey..

Sapıklıkta sınırı zorlayanlara cezayı olagan gören siz Musa nın yani Rab den gönderilen 10 emre uymayanlar için gönderdiği ayetlere vahşilik ve insan eklemesi diyorsanız sizin doğmalarınıza ne diyebilirim ki?..Peygamberinizin savunma amaçlı savaşmasını normal karşılayabiliyorsanız nedeni İslam dinindeki takiyedendir. Her türlü konuda takiye yapmak İslam dininin doğasında vardır.

Bu saçmalıklarla dolu hikaye ancak bu ülkede bu kadar değer görebilirdi. Ne çeviriyi yapan Hamzagil ortada ne de İsrail Cumhurbaşkanı nın Viktoria rabin adında bir torunu var. Zaten kitabın kendisi baştan aşağı yalanlarla dolu. Kudüsten Nasır a kabasına gemiyle gidildiğini yazacak kadar şaskın bir adam olan Barnabas İncili yazarı!! 2009 senedir bu ülkede bu kadar revaçta ise Aziz Nesin abimizin önünde saygıyla eğilmekten başka bir şey yapamam ben..

Ha şunu unutmadan söyleyeyim Barnabas hiç bir zaman İsa nın öğrencisi olmamıştır. Hiç bir zaman yanında bulunmadığı bir adamın sözlerini nasıl 4 nüsha tutacak kadar yazabiliyor bunu da aklı evvel İslam düşünürlerine sormak lazımdır. Sanki aziz Barnabas bu incilleri yazarken yanındalarmış gibi kesin konuşuyorlar. Dolayısıyla Hristiyan dünyasını aptal kendilerini de akıllı sınıfına koymaya çalışıyorlar. Şunu unutmayın bizler hiç bir zaman Aziz Barnabas ı dışlamayız bizim dışladığımız Barnabas incili adı verilen palavralardır, saçmalıklardır. Bu kitabı yazanlar kitaba Aziz Barnabas ın adını vererek onun yazdığı imajını vermek istemektedirler.

Sizlere göre ne yazık ki Rab den gelen sözler insanlar tarafından bozulmuş ve Allah sözlerini koruyamamıştır. Demek ki Rab sözlerini koruyamacak kadar kudretsiz olmalı. Bu tartışmada giderek komik durumlara düşmektesiniz yazık ediyorsunuz kendinize.

Rab bin gerçek sözlerinin yüreğinize dokunması dileğiyle...
 
Kimden: Ahmed  81.213.49.8***
02.12.2009 23:19:58
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
söylediklerinizi kitabın yazarına ulaştırıp aslını sordum.

Kıymetli Beyefendi,
Rabin soyadı konusunda bir isim benzerliği olabilir. Hocagil in bana aktardığını aynen yazdım. Ancak Hocagil in Aramice bildiği su götürmez bir gerçek. Arkadaşları hala hayatta. Bu birikimini teslim ediyorlar. Bununla birlikte 1980 lerin başında bu İncil in bulunduğuna ilişkin haberleri kendi gözlerimle gördüm. Benim yapmaya çalıştığım bu konuyla ilgili iddiaları bir araya getirmekten ibaret.
saygılarımla
aydogan vatandas

cevabı geldi.

bahsi geçen 1984 yılına ait haberin fotoğrafına http://netload.in/dateiw7zMZYLVlp/photo.jpg.htm adresinden ulaşabilirsiniz. sahtekar dediğiniz adam bir doçent tir. aramiceyi mardin metropolitinden öğrenmiş. edip savcı ile evet daha yeni tanışacakmış. tanımıyot olması normal. ama kaçırılmasa idi ve hocagil de gözaltına alınıp istanbula geri getirilmemiş olsa idi birkaç saat sonra tanışacaklardı.

vermeyi uygun görmemiştim ama bunlar da tevrattan:

30. Lut Soar da kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti. İki kızıyla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı.
31. Büyük kızı küçüğüne, "Babamız yaşlı" dedi, "Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok.
32. Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım."
33. O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
34. Ertesi gün büyük kız küçüğüne, "Dün gece babamla yattım" dedi, "Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat."

35. O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
36. Böylece Lut un iki kızı da öz babalarından hamile kaldı.
(Yaradılış Bölümü 19/30-36)
13. Dağ başlarında kurban kesiyor, Tepelerde meşe, kavak, sakız ağaçları altında buhur yakıyorlar, Gölgeleri güzel olduğu için. Bu yüzden kızlarınız fahişelik ediyor, gelinleriniz zina.

14. Fahişelik ettiklerinde kızlarınızı, Zina ettiklerinde gelinlerinizi cezalandırmayacağım. Çünkü erkekleriniz fahişelerle oynaşıyor, Putların tapınağında fuhuş yapanlarla kurban kesiyorlar. (Hoşea Bölümü 4/14)
9. Çaldın gönlümü kızkardeşim, yavuklum,
Bir bakışınla,
Gerdanlığının tek zinciriyle çaldın gönlümü!
10. Aşkın ne güzel, kızkardeşim, yavuklum,
Şaraptan çok daha tatlı;
Esansının kokusu her türlü baharattan güzel!
11. Ey yavuklum, bal damlar dudaklarından,
Bal ve süt var dilinin altında,
Lübnan ın kokusu geliyor giysilerinden!
12. Kapalı bir bahçesin sen, kızkardeşim, yavuklum,
Kapalı bir kaynak, mühürlü bir pınar. (Ezgiler Ezgisi Bölümü 4/9-12)

diğer alıntıları nasıl normal görebildiniz şaşırdım.

takiyye münafıklıktır ve islamda münafık en aşağı olarak kabul edilendir.ben türk değilim bu arada. ayrıca İslamı anlatmak için barnabasa ihtiyacta yok. sadece Hristiyanlığı tevhid inancından koparıp teslise yöneltmediği için Kuranla olması gerektiği gibi çelişmediği için Barnabas incilinin üzerinde durdum. Kudüsten Nasır a kabasına gemiyle gidildiğini yazacak kadar şaskın bir adam benim de umrumda değil. ve bu saçmalığın benim anlattıklarımla alakası olmadığını da yazmıştım. Barnabas hiç bir zaman İsa nın öğrencisi olmamıştır diyorsunuz da bunu bence biraz araştırın.

Allah kendi sözünü korumaktan aciz değildir. Kurandan önce koruma görevini kendine inanalara vermişti. fakat Kuranla birlikte bu korumayı kendi üzerine aldı. ve 1400 yıldır en ufak bir değişiklik olmadı. Rab kendisini veya oğlunu kendi yarattığı aciz insanların şerrinden korumaktan aciz mi. İsayı çarmıhtan neden kurtarmadı? (ben böyle inanmıyorum. İsa Efendimiz çarmıhta ölmedi, ölen yahuda işkariyottu.)

Bu arada Victoria rabin ile bilgi edinmek isteyenler 0212 359 54 00 Boğaziçi Üniversitesi Arkeometri Araştırma Merkezi den Hadi Ozbal dan bilgi alabilirler.


Rab bin gerçek sözlerinin yüreğinize dokunması dileğiyle...

barnabas incili ile alakalı akademik bir çalışma:
http://depts.drew.edu/jhc/Blackhirst_Barnabas.html
 
Kimden: Ahmed  81.213.49.8***
02.12.2009 23:28:47
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
ayrıca Hamza Hocagil in asıl soyadı Bektaş tır. bu olaylardan sonra Hocagil e çevirmiştir.

http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&Page=DergiIcerik&IcerikNo=295
 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:16:21
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
ahmet sen ne kendi kendine saçmalıyon biz hiristyanlar kuranı kabul edemeyiz kuran bi kere çelişkilerle dolu bir kitap ve EN ÖNEMLİSİ SAN SÖYLİYEYİM Kİ KABEDE PUTA TAPIYORLAR BİLİYON MU SEN O KABEYİ BİR ARAŞTIR KENDİNE GÖRCEN BAK ORDA AY TANRISI AL İLAH VAR ..YANİ PUTLARIN TANRISI NİYE CAMİLERİN BAŞINDA HİLAL VAR BİLİYON MU ..ÖĞRENDE GEL KOÇUM BENİM..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:18:49
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Islam hoşgörü dini" midir? Kuran daki "şiddet ayet"leri

Bakara/2/191. Onlari buldugunuz yerde oldurun. Sizi cikardiklari yerden siz de onlari cikarin. Fitne cikarmak, adam oldurmekten daha kotudur. Mescidi Haram in yaninda, onlar savasmadikca siz de onlarla savasmayin. Sizinle savasirlarsa onlari oldurun. Inkar edenlerin cezasi boyledir.

Ali Imran/3/85. Kim Islamiyet ten baska bir dine yonelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.

Ali Imran//3/118. Ey Inananlar! Sizden olmayani sirdas edinmeyin, onlar sizi sasirtmaktan geri durmazlar, sikintiya dusmenizi isterler. Onlarin ofkesi agizlarindan tasmaktadir, kablerinin gizledigi ise daha buyuktur. Eger aklediyorsaniz, suphesiz size ayetleri acikladik.

Ali Imran/3/119. Iste siz, onlar sizi sevmezken onlari seven ve Kitablarin butunune inanan kimselersiniz. Size rasladiklari zaman: "Inandik"derler, yalniz kaldiklarinda da, size ofkelerinden parmaklarini isirirlar. De ki: "Ofkenizden catlayin". Allah kalblerde olani bilir.

Bu ayetin tercümesinde bir okurun uyarmasi üzerine tekrar bir kontrol yaptim. Daha önceki baskida, "çatlamak" yerine "gebermek"fiili kullanilmisti ve okur, kendi elindeki meallerde böyle bir kelime kullanilmadigini söylemisti. Diyanet tercümesinde ise yukaridaki sekilde yer almisti ayet.. Bunun üzerine, Kuran in Ingilizce tercümelerinden bir kontrol yapmak lüzumu hissettim:

Kuran in Ingilizce diline yapilmis 3 adet onemli ve tum dunyaca kabul edilen tercumelerinden alinan Al-i Imran Suresinin 119.ayetinin tercumeleri asagidadir:

Translation: Pickthall

[Al-Imran 3:119] Lo! ye are those who love them though they love you not, and ye believe in all the ******ure. When they fall in with you they say: We believe; but when they go apart they bite their finger-tips at you, for rage. Say: Perish in your rage! Lo! Allah is Aware of what is hidden in (your) breasts.

Translation: Yusufali

[Al-Imran 3:119] Ah! ye are those who love them, but they love you not,- though ye believe in the whole of the Book. When they meet you, they say, "We believe": But when they are alone, they bite off the very tips of their fingers at you in their rage. Say: "Perish in you rage; God knoweth well all the secrets of the heart."

Translation: Shakir

[Al-Imran 3:119] Lo! you are they who will love them while they do not love you, and you believe in the Book (in) the whole of it; and when they meet you they say: We believe, and when they are alone, they bite the ends of their fingers in rage against you. Say: Die in your rage; surely Allah knows what is in the breasts.

Simdi sözlüğe bakalım:

Perish: ölmek, mahvolmak, yok olmak, telef olmak, zail olmak (Redhouse Turkce-Ingilizce, Sf 416)

Perish: ...2.to die; esp., to die a violent or untimely death-... (New World Dictionary of the American Language, Second College Edition, Sf 1059)

Burada görülüyor ki, üç adet Ingilizce Kuran tercümesinin ikisinde Ingilizce tercümede "die" yani "ölmek" fiili kullanılırken, bir diğerinde "perish" yani gene ölmek ama, daha beter ölmek fiili kullanılmış.

Benim kanım, Diyanet in tercümesinde kullanılan "çatlamak" fiili, eksik ve yetersiz tercümedir. Biraz ayeti yumuşatmak için kasten yapılmış havasını veriyor..

Maide/5/33. Allah ve peygamberiyle savasanlarin ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi oldurulmek veya asilmak yahut capraz olarak el ve ayaklari kesilmek ya da yerlerinden surulmektir. Bu onlara dunyada bir rezilliktir. Onlara ahirette buyuk azab vardir.

Maide/5/35. Ey Inananlar! Allah tan sakinin, O na ulasmaya yol arayin, yolunda cihad edin ki kurtulasiniz.

Maide/5/38. Erkek hirsiz ve kadin hirsizin, yaptiklarindan oturu Allah tarafindan ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Guclu dur, Hakim dir.

Maide/5/51. Ey Inananlar! Yahudileri ve hiristiyanlari dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandir. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez.

Tevbe/9/5. Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari buldugunuz yerde oldurun; onlari yakalayip hapsedin; her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse yollarini serbest birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.

Tevbe/9/29. Kitap verilenlerden, Allah a, ahiret gunune inanmayan, Allah in ve peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye verene kadar savasin.

Tevbe/9/41. Isteyen, istemeyen, hepiniz savasa cikin. Allah yolunda mallarinizla, canlarinizla cihat edin. Bilirseniz bu sizin cin hayirlidir.

Tevbe/9/73. Ey Peygamber! Inkarcilarla, ikiyuzlulerle savas; onlara karsi sert davran. Varacaklari yer cehennemdir, ne kotu donustur.

Tevbe/9/113. Cehennemlik olduklari anlasildiktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar icin magfiret dilemek Peygamber e ve muminlere yarasmaz.

Tahrim/66/9. Ey Peygamber! Inkarcilarla ve ikiyuzlulerle savas; onlara karsi sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir, ne kotu donustur!...

Bakara/2/ 193. Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.

Hizbullah, IBDA-C, ve diger islam örgütleri ile Cübbeli Ahmet Hoca lar, Şevki Yılmaz lar gibi cahil kişileri şiddete yöneltici ve yalan yanlış bilgilerle kandıranlar, eylem ve konuşmalarını işte bu yurıdaki ayetlere dayandırıyorlar. Güçlerini, bu ayetlerden alıyorlar. Allah tan-varsa eğer- geldiği iddia edilen ama aslında Muhammed ve arkadaşlarının hazırladığı Kuran ayetlerinden... Islamiyet, ilk günlerinden beri şiddetle birliktedir....BENCE BU AYTELERDEN SONRA HİÇ AĞZINI BİLE AÇMA ..İSLAM ŞİDDET DİNİDİR TERÖR DİNİDİR...BU YALAN DEĞİL APACIK ORTADA..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:21:11
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Nedense bazı islamcı arkadaşlarımız,islam ın hoşgörü dini olduğunu savunur.fakat kuran a baktığımızda ise şiddet ayetleri hemen göze çarpar.Fakat bunu kabul etmeyen islamcı dostlarımız hemen savaş hukuku(!) bahanesini ortaya koyar..o ayetlere bakacak olursak;


bakara/2/191. onlari buldugunuz yerde oldurun. sizi cikardiklari yerden siz de onlari cikarin. fitne cikarmak, adam oldurmekten daha kotudur. mescidi haram`in yaninda, onlar savasmadikca siz de onlarla savasmayin. sizinle savasirlarsa onlari oldurun. inkar edenlerin cezasi boyledir.

bakara suresindeki bu ayet muhammed zamanındaki olaylardan bahsetmektedir.Fakat burda savaş hukukunun uzaktan ve yakından alakası yoktur.Bakın ayetin başında onları bulduğunuz,gördüğünüz yerde öldürün..Bu savaşta bulduğunuz yer anlamına gelmemektedir.bu sadece sokakta,evde yani nerde bu kişileri görürseniz öldürün anlamına gelmektedir..bu islam dinindeki şiddet ayetlerinden sadece biridir.

tevbe/9/29. kitap verilenlerden, allah`a, ahiret gunune inanmayan, allah`in ve peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye verene kadar savasin.

tevbe suresi 29.ayette ise şu açıklanmaktadır..kitap verilenlerden yani,yahudi ve hristiyanlardan allah a inanmayanlarla islamı hak din olarak kabul etmeyenlerle savaşın ve onların boyunlarını bükün bu da ne alakaysa yani burda anlatılmak istenen bunlardır.herkes müslüman olana kadar onlarla savaş onların boyunlarını bük yere eğ,ve onlara bir baskı uygula..islam şiddet dini değildir diyenler bu ayetleri inkarmı ediyorsunuz...

maide/5/45.Biz, onda onların üzerine şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, dişe diş, yaralamada ödeşme. Kim de bu hakkını sadakasına sayarsa, o, günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Her kim de Allah ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, onlar hep zalimlerdir.

bu ayette anlatılmak istenen ise,kısasa kısas esasıdır.yani kuran kendinden önce gelen yasa kitabı olan tevratı burda biraz örnek almıştır..ordan esinlenmiştir..yani kişilere karşı uygulanan şiddetlerden bahsediyor..dişe diş kana kan vb şeyler kuran da da varr.. ..EVET ŞİDDEY AYETLERİ MUSANIN YASASINDA DA VAR AMA İNCİLDE BULAMASSIN ÇÜNKÜ İSA MESİH GÜNAHSIZDIR ONDA GÜNAH BULAMASSIN ONDAN SONRA BİZİM İNANDIĞIMIZ TANRI SEVGİ TANRISIDIR..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:25:03
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Kuran ı Kerim, Barnaba İncilinden söz eder mi? Ancak hem İncil le hem de Kuran-ı Kerim le çelişen bu kitabın kabul edilmesi imkansızdır.

Son yıllarda birçok Müslüman ın iddia ettiği şey şudur: "Kuran da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil den değil, Barnaba İncilinden söz ediliyor." Bu ortaya atılan Barnaba İncili olayı tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adı ile basılmış olan kitap incelenirse, yazarının İsa Mesih in havarisi değil, İsrail i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar.

Bu kitap aslında 16. yüzyılda İtalya da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlıktan İslamiyet e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden aktarma yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahteliği inkâr edilmeyecek somutlukta ispatlanmıştır

Barnaba İncilinin Tarih ve Coğrafya ile İlgili Çelişkileri İncil deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf tu ve Yahudilerin en eğitimli kavmi olan Levililer dendi. İsa nın havarileri onu Barnaba "Cesaret Verici" diye adlandırmışlardı (İncil: Elçilerin İşleri 4:36-37). Barnaba, ait olduğu milletin yurdunu ve yaşadığı yüzyıl olan 1. yüzyıldaki durumu çok iyi biliyordu. Barnaba İncilinin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır. Ama buna karşın eser, 1. yüzyıl Filistin inde yaşayan Barnaba gibi tahsilli bir Yahudi nin yapmayacağı tarihi ve coğrafi hatalarla doludur. Bu eserin 1. yüzyıl Filistin inin değil, ortaçağ Avrupasının toplumunu anlattığını hemen anlamak çok kolaydır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

1. Barnaba nın bizi hayrette düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Bilindiği gibi Hz. İsa nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile gölünden 600 metre kadar yükseklikte ve 25 kilometre kadar uzaklıkta bulunmaktadır ve antik çağda bunun gibi bir mesafe uzak sayılırdı. Kudüs ise 811 metre yükseklikte ve en yakın göl olan Lut Gölü nden 23 kilometre kadar uzaklıkta bulunmaktadır. Ama Barnaba nın 20. bölümüne göre, "İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar." Dahası var. 151. bölüme göre Hz. İsa nın bindiği gemi Nasıra "limanından" (!) çıkıp uzaklaşıyormuş. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş biliyor musunuz? Kudüs te! Bölüm 152 de şunları okuyoruz, "İsa Kudüs e gelip de..." Anlaşılan, Barnaba ya göre Nasıra dan Kudüs e gemiyle gidilebilir! Tıpkı günümüzde, "Ankara dan bir gemiye binip Adana ya gittim" demek gibi!

2. Barnaba nın 119. bölümünde İsa nın şekerden söz ettiği yazılıdır. Ama şeker Akdeniz yöresine ancak İ.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmeye başladı. Şeker sanayini Araplar İranlılardan, İranlılar ise İ.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar şeker sanayini Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. yüzyıl Filistininde bilinmeyen bir maddeydi. Okuyucu şunu anlamalıdır ki, Hz. İsa nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi kadar gülünç olurdu. Barnaba İncilinde şekerden söz edilmesi yazarın sahtekârlığını açığa vurmaktadır.

3. Barnaba nın 54. bölümünde 60 "minuti"ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor. Hz. İsa nın zamanında ise, Roma İmparatorluğu nda dinar, altından değil gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 "as"a, her "as" da 4 "kuadrans"a eşitti. "Minuti" diye bir para birimi yoktu. "Minuti" denilen para birimi yüzlerce yıl sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğu nda değil, İspanya da kullanılmıştır. Barnaba İncilinin yazarı 1. yüzyılda Filistin de var olmayan bir paradan söz etmekte ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu göstermektedir. Alınan tüm tedbirlere rağmen, herhangi bir sahte eser kendini ele verir. Barnaba İncili de bu konuda bir istisna değildir.

4. Barnaba İncilinin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra ortaçağda kullanılan usuldedir. Sanık, yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsa nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir usul yoktu.

5. Barnaba İncilinin 152. bölümünde "tahta fıçılar" dan bahsediliyor, ancak 1. yüzyılda şarabı korumak için tahta fıçılar kullanmak hiç bilinmeyen bir şeydi. O dönemde yaşayan insanlar deriden tulumlar kullanırlardı. (Bkz. İncil: Matta 9:17)

6. Barnaba İncilinin anlatım tarzı bile dikkat çeker. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyanca metni, Toskanalı ve Venedikli diatessaronları örnek almıştır. İ.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu diatessaronlar (yani, gerçek İncil in dört "müjde kısmı" özetleyip tek cilt haline getiren eserler) İtalya da çok rağbet gördü. Bu ebatta diatessaronlar ilk defa olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnaba İncili de ortaçağda yazılmış olsa gerek, ne diyorsunuz?

Sahte Barnaba sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom un İ.S. 4 yüzyılda yaptığı Tevrat, Zebur ve İncil in Latince Vulgat çevirisinden aktarmalar yapıyor. (Bkz. bölüm 74 ve Zebur: Mezmur 84:6; bölüm 12 ve Zebur: Mezmur 110:3; bölüm 118 ve Tevrat: Yeremya nın Mersiyeleri 3:51, bölüm 4 ve İncil: Luka 2:15).

Ayrıca, Barnaba İncilinde Dante nin şiirlerinden (İ.S. 1265-1321) bir sürü aktarmanın bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına dair başka bir kanıt oluşturur (Bkz. bölüm 60, 78, 106, 135, 217).

Barnaba İncilinin Kutsal Kitap ile Çelişkileri 7. Sahte Barnaba ya göre (bölüm 3 ve 217) Pontiyus Pilatus, Hz. İsa nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi. Oysa İncil e (İncil: Luka 3:1), İ.S. 1 yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus a ve diğer 1. yüzyıl Roma tarih kayıtlarına göre Pilatus, İ.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus un döneminde vali atandı.

8. Sahte Barnaba, 93. bölümde diyor ki, Yahudi baş kahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus la birlikte "İsa nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu!" Ama başkâhin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsa nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O nu yakalayıp ölüme mahkûm etmek istiyorlardı. Doğal olarak, kesinlikle O na tapınmak istemezlerdi! (İncil: Luka 22:47-54, 66-71; 23:1-23)

9. İncil de Hz. İsa nın, "Mesih" (Tanrı nın seçtiği Kurtarıcı) olduğu defalarca belirtiliyor (Tevrat: Danyel 9:24-26; Zebur: Mezmur 22:7-12; İncil: Matta 16:13-17; İncil: Yuhanna 1:41; 4:25-26), ama sahte Barnaba (bölüm 96) bunu inkâr ediyor. Kuran dahi en azından 7 kere Hz. İsa nın "Mesih" olduğunu açıkça belirtiyor (3:45; 4:157, 172; 5:17, 72; 9:30- 31).

10. İncil e göre Pavlus, İncil de büyük yer tutan mektupların yazarıdır. Oysa sahte Barnaba, Pavlus un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir (bölüm 222). Bunun gibi sözler, sahte Barnaba nın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı propaganda maksatlı olarak yazdığını gösterir.

Barnaba İncili nin Kur an ile Çelişkileri 11. Kuran a göre (Kuran: Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnaba ya göre göklerin sayısı dokuzdur. (bölüm 178)

12. Kuran a göre (Kuran: Meryem 19:23) doğum sancısı Meryem i, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnaba ya göre "Bakire (Hz. Meryem) çocuğunu sancısız doğurdu." (bölüm 3)

13. Sahte Barnaba, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrat metnini tahrif etmekle suçluyor. Bu suçlama herhalde Hz. İsa nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneltilmiştir. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrat metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt bulunmamaktadır. Kuran da böyle bir iddiada bulunmuyor. Gerçi Yahudileri Tevrat ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor. Ama daha önce de gördüğümüz gibi, İslam peygamberi kendi zamanında okunan Tevrat la İncil in hakiki olduğunu biliyordu. (2:113; 2:136; 3:3-4,;3:23; 3:84; 5:44)

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnaba İncilinin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975 te Lucknow şehrinde basılan "Al-Furkan" dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır: "Hıristiyanlar eldeki İncil-i Barnaba nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıkınca doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır." Barnaba İncili nin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler vardır. (Abbas Mahmud el-Akkad, "News Bulletin of the Near Christian Council" Paskalya 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslam dergisi "İmpact", Londra, 1 Ocak 1974; Prof. E.R. Hambye "İslam and the Modern Age," New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975; Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi "Etudes Arabes" no. 48; vs.)

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler İncil-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma adlı kitaptan (R. Benson, İstanbul (P.K. 107 Kızıltoprak-Kadıköy): Zafer Matbaası, 1985) özetlenmiştir. Eğer Barnaba İncili hakkında daha geniş bir araştırma yapmayı arzu ederseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz

Sonuç

İ.S. 325 yılında Yeni Ahit (İncil) veya başka bir tarihte Kitab-ı Mukaddes, esas düsturları içinden çıkarılarak ciddi bir şekilde değiştirilmiş olsaydı, bu uyuşmazlık en eski tanıklıklar vasıtası ile belli olurdu. Çünkü İ.S. 325 ten çok öncelere ait birçok eski metin halen bulunmaktadır. Ama bunlarda da düsturları değiştiren hiçbir uyuşmazlık söz konusu değildir.

İ.S. yedinci yüzyılda meydana gelen Kuran da Kitab-ı Mukaddes in (Tevrat, Zebur, İncil) değiştirildiği gibi bir iddia bulunmamaktadır. Tam tersine, Kitab-ı Mukaddes in okunması tavsiye edilmektedir. Kuran a göre tüm gerçek inanlıların Tanrı nın Sözü nü (Kitab-ı Mukaddes) benimsemesi gerekir.

"Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?"

(Kur an: Bakara 2:85)

"Kitab ın hepsine inanırsınız." (Kur an: Al-i İmran 3:119)

"Deyin ki: ‘bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O na teslim olanlarız. " (Kur an: Ankebut 29:46)

"De ki: ‘Ben Allah ın indirdiği her Kitab a inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışma (sebebi) yoktur. " (Kuran: Şura 42:15)

Bu kısa kitapta Kutsal Kitap ın değişmezliği hakkında birçok delil verilmiştir. Bunlar:

1. Tevrat a göre Tanrı nın Sözü değişmez.

2. İncil e göre Tanrı nın Sözü değişmez.

3. Kuran a göre Allah ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur.

4. Kuran a göre Kutsal Kitap Hz. Muhammed in zamanında da sapasağlam mevcuttur.

5. Hz. Muhammed den önceki dönemden günümüze gelen yüzlerce Eski Ahit el yazmaları hâlâ mevcuttur.

6. Hz. Muhammed den önceki dönemden günümüze gelen binlerce İncil el yazması hâlâ mevcuttur.

7. Bu nüshaların hepsi de aynı şeyi söylüyorlar. Nüshaların arasındaki ufak tefek imla ve kopya hataları, Kutsal Kitap ın mana veya gerçeğini değiştirebilecek bir şey değildir.

8. İlk Hıristiyan ataların yazıları ve eserleri de Kutsal Kitap ın değişmezliğini açıkça gösteriyor.

9. Tanrı, insanları uzun bir süre Kendi gerçek mesajı ya da vahyinden mahrum bırakacak, ve onlara sadece büyük ölçüde çarpıtılmış, yoz ve doğru olmayan kitaplar bırakacak kadar zayıf ve güçsüz değildir. Tanrı insanlığa verdiği yazılı vahyini özel olarak Kutsal Kitap ta saklayıp korumuştur.

Bunlar karşı konulamaz ve reddedilemez delillerdir. Tanrı nın Sözü nün güvenilir olduğunu defalarca gördük. Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) Allah ın Sözü dür ve onun değiştirildiği iddiası uydurmadır. İslam dünyasında çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradır. Kutsal Kitap ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Üstelik Kuran da bile Tevrat veya İncil in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet yoktur! Eğer Kitab-ı Mukaddes yüzyıllar önce değiştirilmiş olsaydı, Kuran bu önemli noktaya değinmez miydi? Tersine, "Rabbinin sözü, hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir." (Kuran: En am 6:34) "Allah ın kelimeleri değişmez," (Kur an: Yunus 10:64) diyen ayetler vardır.

Gücü her şey yeten ulu Tanrı, kendi Kutsal Sözü nün değiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir. "Allah sözünden caymaz" (Kuran: Hac 22:47). Elimizdeki Tevrat la İncil sağlam ve güvenilirdir. Kaldı ki, eğer insan Kitab-ı Mukaddes te öğretilenleri kabul etmek istemezse, Kutsal Kitap ın değiştirildiği iddiasından başka bir gerekçeye başvurmak zorundadır.

Aklımıza gelen şeylerden biri de şu olabilir:

İslamiyet in ilk çağlarında Kutsal Kitap ın (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmesiyle ilgili bu tür boş iftiralar hiç yokken asırlar sonra ortaya çıkmalarının ve günümüzde de bazı Müslümanlar tarafından yayılmalarının sebebi nedir?

İnsanların amaçlarını yüce Allahımız dan başka hiç kimse kesin olarak bilemez ancak tarihi incelediğimizde bazı bilimsel tahminler yürütebiliriz. İslamiyet in ilk çağlarında okuma yazma bilme oranı çok düşük olduğundan ve ne yazık ki o çağda Kutsal Kitap ın Arapça çevirisi mevcut olmadığı için ilk Müslümanlar Kuran ile Kutsal Kitap ın çelişmediğini düşünüyorlardı. Zaman geçtikçe Müslüman bilginler Kutsal Kitap ı incelemeye başladıklarında hayal kırıklığına uğramışlardır. Kutsal Kitap ın İslam peygamberi ve İslam inançlarına destek vereceğine onun ana öğretileriyle çeliştiğini görmüşlerdir. Tevrat, Zebur ve İncil birbirleriyle uyum içinde oldukları halde Kuran dan çok farklıdırlar.

Ama sanki iş işten geçmişti, çünkü Kuran a göre Kutsal Kitap doğru ve güvenilirdi. Belli ki İslam öncülerinin Kutsal Kitap hakkında fazla bir bilgileri yoktu, yoksa hem onun sağlam olduğunu söyleyip hem de birçok konuda onunla açıkça çelişecek öğretiler sunmazlardı. Hem Kuran hem de Kutsal Kitap doğru olamazdı. Birinden biri yanlış olmalıydı. Bu yüzden İslamiyet i korumak amacıyla Kutsal Kitap ın değiştirildiği konusunda bilime ve tarihe dayanmayan söylentiler yaymaya başlamışlardır. Bu konuda hiçbir kanıtları yokken, İznik Konseyi nde toplanan Hıristiyan din adamlarının yüzlerce İncil içinden dört tanesini seçtiği gibi saçma sapan hikâyeler uydurmuşlardır. Yüzyıllar sonra da "Denize düşen yılana sarılır," misali sahte Barnaba İncili çıktığında ona sarılmışlardır. İslam ülkelerinde hâlâ Kutsal Kitap ın dağıtılıp okunması engelleniyor. İncil in sonradan değiştiği ve asıl İncil in kaybolduğu gibi hakaretleri birçok vasıtayla yaymaya çalışıyorlar. İyi niyetli ve gerçeğe yönelik insanlar kendi önyargılarına destek arayışında olmak yerine, tarihi ve kanıtları inceleyerek gerçeği bulmaya çalışırlar.

Müjde Soru şudur: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Tanrı nın cevabı ise şöyledir: "Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa da Tanrı nın doğru olduğu bilinmelidir. Kutsal Kitap ta yazılı olduğu gibi:

"‘Öyle ki, sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın. " (İncil: Romalılara 3:4).

İncil de İsa Mesih, kendisi Allah ın Yaşayan Sözü (Kelâm) olarak, kendi sözleri ve ebedi hayat hakkında çok önemli birkaç söz söyledi:

"Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. Söylediğim söz o kişiyi son günde yargılayacaktır."(İncil: Yuhanna 12:4

Dikkat! Eğer herkes son günde İsa Mesih in sözüyle (yani İncil e göre) yargılanacaksa, o zaman İncil kesinlikle değiştirilemez. Tanrı nın o Sözü koruması gerekir. "Tanrı kullarıyla (haşa) dalga geçmez", onlarla oyun oynamaz.

İsa Mesih dedi ki:

"Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz." (İncil: Yuhanna 5:39-40)

Dikkat edelim! Eğer birisi Hz. İsa nın bir peygamber olduğuna tanıklık edip, aynı zamanda O nun kendi hakkındaki sözlerini kabul etmezse, bu mantıklı ve inandırıcı bir davranış olur mu?

"İsa ona, ‘Yol, gerçek ve yaşam ben im dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba ya kimse gelemez. " (İncil: Yuhanna 14:6)

"Yahya ertesi gün İsa nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! " (İncil: Yuhanna 1:29)

"Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa dır." (İncil: 1.Timoteyus 2:5-6)

"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (İncil: Elçilerin İşleri 4:12)

"Biliyoruz ki, biz Tanrı danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir. Yine biliyoruz ki, Tanrı nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan dayız. O nun Oğlu İsa Mesih teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır." (İncil: 1.Yuhanna 5:19-20)

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında İsa Mesih in Tanrı olduğu gerçeğini tüm sıcaklığıyla sizlerle paylaşan Kutsal Kitap ın kesinlikle Tanrı nın Yaşayan ve Öz Sözü (Kelâm) olduğunu ve bu müjdenin de hepimizin ortak iyiliği için olduğunu belirtmek istiyoruz. Sizleri Tanrı nın değiştirilmemiş yazılı Sözü nü, yani Kitab-ı Mukaddes: Tevrat, Zebur ve İncil i açık fikirle inceleyip İsa nın gerçekten Kim olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.
 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:27:31
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
İncil de İslam Peygamberi ile ilgili bir ön bildiri var mıdır?
İncil de pek çok kişinin iddia ettiği İsa dan sonra gelecek olan kişi gerçekten de Muhammed midir? Paraklet kimdir? Kutsal Ruh mu yoksa Muhammed mi?

Acaba Kuran ın dışında Muhammet le ilgili bir bildiri var mıdır? Eski Yahudi ve Hıristiyan yazılarında O nun geleceğine ilişkin herhangi bir şey söylenmekte midir? Bazı Müslümanlar ise; İncil in Yuhanna 16:7. ayetinin, Kuran ın Al-A raaf suresi (7:157) ve Al- aff suresinde (61:6) tanımlanan bazı kehanetleri bildirdiğine inanmaktadırlar.

Oysa Hamza, Cilt 1 sahife 330 da, "Biz Yuhanna 16:7. ayetini Eski ve Yeni Anlaşma nın ışığı altında incelersek, adı geçen bu sureyi (7:157) yukarıdaki öngörüyü geçerli kılan bir bildiri olarak gösteremeyiz" demektedir. Yahudileri, Hıristiyanları ve Müslümanları aynı çelişkiye düşüren tüm yanlış anlama İncili tercüme eden kişilerin "teselli edici veya yardımcı" anlamında kullandıkları paraklet sözcüğünün yazılış ve okunuşundan gelmektedir. Biz bu sözü paraklet olarak mı yoksa periklit olarak mı okuyacağız?

Müslümanlar orijinal Yeni Anlaşma nın Grekçe yazıldığını çok iyi bilmektedirler. Grekçe dilindeki "periklet" kelimesi "yüce, göksel, meshedilmiş" anlamlarına gelirken; İncil de kullanılan asıl sözcükse "teselli edici, avutucu, savunucu" anlamlarına gelmektedir. Bu nedenle, Müslümanlar Kuran daki (61:6) bu sureye dayanarak, İncil de (Yuhanna.14:16 ve 16:7) geleceği bildirilen kişinin kendi peygamberleri olduğunu ileri sürmektedirler. Çünkü yukarıdaki Kuran ayetinde geçen Arapça sözcük "Ahmed" Muhammed in adlarından biridir ve övülmüş, meshedilmiş anlamına gelmektedir.

GREKÇE, PARAKLET KELİMESİNİ DOĞRULAMAKTADIR:

Bazı Müslümanların yapmaya çalıştıkları şey, bu kelimenin (PARAKLETOS) sesli harflerini (a-a-e-o), öbür kelimenin (PERİKLYTOS) e-i-y-o gibi harfleriyle değiştirmektir. Seslilerin kelimeye dahil edilmediği dönemlerde, İbranice ve Arapça gibi dillerde yazarın hangi sesli harfi kullanacağı konusunda birtakım tartışmalı boşluklar vardır. Ama aynı şey Grekçede yoktur; çünkü tüm sesli harfler Grekçe metinlerde açıkça yazılır.

GREK EL YAZMALARI "PARAKLETOS" KELİMESİNİ DOĞRULAR: Eğer bu kelimenin nasıl yazıldığı konusunda herhangi bir kuşku varsa, bunu mevcut el yazmalarından anlamak mümkündür. Bunlar, en eski el yazmaları olan Codex Siniaticus ve Codex Alexandrianus (ki şu anda Londra da British Müzesindedirler) da dahil olmak üzere her isteyenin araştırmasına açıktırlar. Zaten, Yeni Anlaşma nın Muhammed in devrinden öncelere giden 70 den fazla Grekçe el yazması vardır ve bunların hiçbirinde de PERİKLYTOS kelimesi kullanılmaz.

ÖYLEYSE MUHAMMET "PARAKLETOS" OLAMAZ: Bir Müslüman için, İncil ve Tevrat ın dışında Kuran daki Al A raf (7:157) suresinde işaret edildiği gibi, Muhammed in geleceğine ilişkin bir kanıt bulabilmek konunun asıl amacını oluşturmaktadır. Nasıl ki Kuran için tek otorite Muhammet se Muhammet için de tek kaynak Kuran dır. Bunun dışında Muhammet için başka kıstas yoktur. Bu da dolaylı olarak sürekli öne sürülen ama yapılan araştırmalar sonucu geçerliliği olmayan bir iddiadan öte gitmez. İncil de Muhammed e ilişkin olarak İsa tarafından ortaya konulan bir peygamberlik olmadığından; Müslümanlar kendi peygamberlerinin güvenilirliğini sağlamak için bir dış kanıt bulma konusunda oldukça büyük sıkıntı çekmektedirler.

ÖYLEYSE PARAKLETOS KİMDİR Müslümanlar için bir diğer problem de İncil de adı geçen Yuhanna 14:16. ayetin sözlerinde yatar. Öyle ki; "Ben de Baba dan dileyeceğim ve O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye bir başka Yardımcı gönderecek". Pek çok Müslüman Kitabı açıp Yuh 16:7 ile birlikte bu ayeti okur ve Kitabı kapatır. Onların kavrayamadıkları husus Kitabın bir bölümünü alıp diğer yerleri görmezlikten gelmeni çok sakıncalı olduğudur. Bir okuyucu gerçekten de samimi bir şekilde ilgileniyorsa kendi amacına uygun olan ayetleri veya tümceleri okumadan önce bölümün tümüne bakmalıdır. Ve bunu yaptığında görecektir ki İsa Mesih, Yuhanna 14:16 ve 16:7. ayetlerde, gelecek Parakletos un kimliği ve gelişiyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Yuhanna 14 ve 16. bölümlere göre İsa gelecek Parakletos un bir insan olamayacağını söyler, şöyle ki:

Yuhanna 14:16..."o sonsuza dek sizinle birlikte olacak" (oysa bir insan sonsuza dek yaşamaz).

Yuhanna14:17..."o gerçeğin ruhu olacaktır" (bir insan ruhtan farklıdır).

Yuhanna 14:17..."dünya onu ne görür" (oysa insan görülür).

Yuhanna 14:17..."ve ne de onu tanır" (oysa insan tanınır).

Yuhanna 14:17..."ve o içinizde olacaktır"(bir insan başkasının içinde olamaz).

İsa kendisini işaret ederek Parakletos un özel bir misyonu olduğunu söyler, şöyle ki:

Yuhanna 14:26..."Babanın benim adımla göndereceği"

Yuhanna 14:26..."size söylediğim tüm şeyleri hatırlatacak"

Yuhanna.16:08..."o günah karşısında tüm dünyanın suçluluğunu gösterecek"

Yuhanna 16:14..."o beni yüceltecek"

İsa Parakletos un bir ruh olduğunu yineler:

Yuhanna 14:17..."Gerçeğin Ruhu"

Yuhanna 14:26..."Yardımcı (Parakletos) Kutsal Ruh"

YANIT 50 GÜN SONRA GELEN KUTSAL RUHTUR Metinden de anlaşıldığı kadarıyla hiç bir peygamber veya ruhsal varlık Parakletos un yerini tutamaz. Bunları göz önüne alın: "o, sonsuza dek onlarla birlikte olacak, başkaları tarafından ne görülecek ve ne de tanınmayacak ve İsa Mesih i yüceltirken söylediklerinin tümünü onlara hatırlatacak." İncil de bu nitelikleri taşıyan bir tek varlık görülmektedir o da İsa nın gösterdiği ve Parakletos olarak betimlediği İncil in Kutsal Ruh udur. O, yukarıda söylenen tüm şeyleri yerine getirecektir.

Göğe alınmadan hemen önce İsa, Elçilerin İşleri 1. bölümde Kutsal Ruh için (Yuhanna 14:16 ve 16:7 de vaat ettiği) şöyle söylemektedir:

Elçilerin İşleri 1:1 "Baba nın vermiş olduğu ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin"

Elçilerin İşleri1:5 "Sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruhla vaftiz edileceksiniz"

Görülüyor ki İsa nın kendisinden bahsettiği "yardımcı" güçle donanarak, O nun göğe alınışından 10 gün sonra (dirilişin 50. günü olduğu için Pentikost günü denilir), ama Muhammed in doğuşundan tam 570 yıl önce gelen Kutsal Ruh tur.

Kutsal Ruh vaadi Yuhanna 16:7 40 GÜN SONRA

İsa nın göğe alınışı 10 GÜN SONRA

Pentikost Elçi 2:1 570 YIL SONRA

Muhammed in doğuşu

PEKİ SÖYLENENLER İÇİN NE DİYELİM? Kuran Sure 7:157 ve 61:6, daha önceden Tevrat ve İncil de açıklanan bir peygamberden (Muhammet, Ahmet) bahsetmektedir. Öyleyse bu bölümlerin bulunması gerekmektedir. Çünkü, onlar olmadan, ölümlü bir insanın yaptığı tanıklıkla kendisini bir milyarın üstündeki bir Müslüman topluluğuna peygamber olarak kabul ettirecek bir başka kanıtı olmayacaktır. Ama bununla birlikte gelecek bir peygamberden bahseden bu tür bildiriler İncil in her hangi bir bölümünde yoktur. Oysa Müslümanlar ise bu ayetlerin (Yuhanna 16:7, 14:16) kendi peygamberlerini (Ahmed) işaret ettiğine inanırlar. Acaba öylemi? Pekâlâ! Vaat edilen bu "danışman" bir peygamber mi, yoksa özellikle İncil de vurgulanan Kutsal Ruh mudur? Sizler tüm bu ayetleri okurken buraya kadar anlatılanları da şöyle bir düşünün. Bir sonuca ulaşmanız gerekir. Ve gözlerinizin önündeki kanıtlara dayanarak, İncil in Yuhanna 14:16 ve 16:7.nci bölümlerinde bahsedilen kişinin gerçekten kim olduğuna kendiniz karar verin.

Al A raf Suresi 7:157 "...yanlarındaki İncil ve Tevrat ta buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlar..."

Al Saff Suresi 61:6 Meryem oğlu İsa:"Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı "Ahmed" olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah ın size gönderdiği bir peygamberim" demişti.

.


 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:29:38
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Papazlar Kutsal Yazıları Değiştirdiler mi? ??????
Kutsal Kitap ın Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından değiştiği iddiası toplumumuzda kulaktan kulağa geçmektedir. Ancak bu iddiayı kulaktan dolma bilgilerle değil kaynağından inceleyelim...

Kutsal Kitap a bir Müslümanın yaklaşımı genellikle aşağıdaki iddiaların bir ya da bir kaçının toplamı olarak belirmektedir:

1. Kuran dan önceki Kutsal Yazılar metin olarak tahrif edilmişlerdir.

2. Kuran öncesi Kutsal Yazılar, Kuran tarafından hükümsüz kılınmışlardır.

3. İsa nın yükselişi esnasında İncil de O nunla birlikte Cennete alınmıştır.

Müslümanlar çoğu zaman bu tür iddialarını Kuran ile temellendirdiklerini savunurlar. Kuran a bakacak olursak İncil, İsa ya indirildi. İncil in ilk dört bölümü en iyileri olmakla birlikte, Hıristiyan gelenekleri bakımından güvenilir olmayıp yer yer de çelişkili kayıtlarla doludur. Bir Müslüman ın şöyle devam etmesi mümkündür: bu İncil kayıtları İsa dan Tanrı nın Oğlu olarak bahseder ama sonradan O nun haç üzerindeki ölümünden de söz etmesi kayıtların güvenilir olmadığının bir kanıtı sayılmalıdır.

Doğrudur. Kuran da İncil in İsa ya öğretildiği ifadesi yer alır. Diğer taraftan ise Kuran Yahudi ve Hıristiyanların Kutsal metinlerinin güvenilir olmadığını, Kuran tarafından hükümsüz kılındığını ya da ilk İncil in göğe alındığından bahsetmez. Gerçekten de Kuran, bu yazıların varlığını, elde edilebilirliğini, uyumunu ve evrensel önemini destekler. Kuran bu Kutsal Yazıları herkesin üstünde tutar ve hatta kendisi de bunları destekler ve teyid eder. Böylelikle Kuran, Yahudi ve Hıristiyanlara seslenir:

[De ki: "Ey Ehli Kitap! Siz, Tevrat ı, İncil i ve Rabbinizden size indirileni tam olarak uygulamadıkça... Kuran 5:68]

Kuran, İsrailoğulları na hitaben, der ki:

[...beraberinizdekini doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğuma inanın... İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap okuyup durmaktasınız! Kuran 2:4144]

Kuran, Mukaddes Yazıların Yahudi ve Hıristiyanlara ait olduğunu, okunduğunu ve tetkik edilmelerinin gerekliliğini vurgular. Bozulmamış ve hükümsüz hale gelmemiş söz konusu Kutsal Yazıları Kuran onayladığını savunur. Eğer bu Yahudi ve Hıristiyan kutsal kitapları tahrif edilmiş ise, o zaman Kuran bu bozulmuş metinleri mi onaylamaktadır?

Aslında, eğer Hz. Muhammed kendisi kuşkuya düşerse, Kuran ona Yahudi ve Hıristiyanlarla onların Kutsal Yazılarına başvurmasını öğütler:

[Şayet sen, sana indirdiğimizden kuşkulanmakta isen, senden önce Kitabı okuyanlara sor. Kuran 10:94]

Dahası, Kuran Hz. Muhammed e böyle hitap ederken, bu türden Yahudi ve Hıristiyan aleyhtarı iddialar ortaya atılabilir mi?

[İçinde Allah ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar, inanan kişiler değillerdir! Kuran 5:43]

[İncil bağlıları, Allah ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendisidirler. Kuran 5:47]

Hiç kuşkusuz, Kuran daki bu kanıt Yahudilerle Hıristiyanların elindeki Kutsal Kitabın uyumlu tutarlı olup olmadığı üzerine yukarıda bahsedilen iddiaları ileri sürmekten bir kısım Müslümanları caydırmış oldu. Öte yandan, bu tür iddiaları ileri süren Müslümanlar, kendi tezleriyle çatışma halinde olan Kuran kanıtlarını göz ardı edebilirler mi?

Şayet bu Kutsal Yazılar tahrif edilmiş, batıl olmuş ya da hiç var olmamış iseler, nasıl olur da Kuran Hz. Muhammed in çağdaşı olan Yahudilere ve Hıristiyanlara seslenerek, hükümlerini Tevrat a ve İncil e göre vermelerini ister? Eğer bu Kutsal Yazılar sahte iseler, Hz. Muhammed in çağdaşı Yahudilerle Hıristiyanların bu yazıları okumakta olduklarını Kuran nasıl söyler? Özet olarak: eğer Müslümanlar Kuran kanıtlarını temel alarak Kutsal Kitabın uyum ve bütünlüğünü, en azından Hz. Muhammed in dönemine kadar sorgularlarsa, bu tutum onları Kuran ın bütünlüğünü sorgulamaya götürmez mi?

Pek çok Müslüman a göre gelenek [hadisler] peygamberleri olan Hz. Muhammed in ilham edilmiş söz ve davranışlarının kaydından ibarettir. Hadislerin kabul edilen ve tanınan derlemeleri arasında yeterince kanıt vardır ki, bu sayede Yahudi ve Hıristiyanlara ait Kutsal Yazıların tutarlılığını destekleyen Kuran ile bu hadislerin de tam bir uyum ve bütünlük içinde olduklarını göstermek mümkündür.

Hadisler, Hz. Muhammed in ve yakın çevresinin yalnızca sözleriyle yaptıklarını yansıtmakla yetinmeyip aynı zamanda bu hadisleri derleyenlerin zamanına kadar olan sonraki kuşakların fikirlerinden de oluşur. O nedenledir ki, Hz. Muhammed i izleyen son birkaç yüzyılda kimi Müslümanlarca Yahudi ve Hıristiyan kutsal kitaplarının tahrif edilmiş olduğu, batıl sayıldığı ya da göğe alındığı iddialarının ortaya atıldığı sonucuna varılabilir.

Bugüne kadar Müslümanlar şöyle düşündüler: mademki İncil i alan İsa dır, o halde, şimdi Hıristiyanların elinde bulunan dört İncil in kayıtları doğru olamaz. Ama geçtiğimiz yüzyıl içerisinde bir bölüm Müslüman tarafından "Barnabas İncil i" gerçek İncil olarak yüceltildi. Bu arada diğer dört İncil in ise samimi ve özgün olmadığı üzerine daha önceleri yine Müslümanlarca ileri sürülmüş iddialar ya unutuldu ya da göz ardı edildi. Barnabas İncil inde bilinen bazı İslam tezlerine yer verilmiştir: İsa nın Tanrı nın Oğlu olmadığı, haçta ölenin İsa değil, Yahuda İskariyot olduğu, İsa nın Hz. Muhammed in geleceğine dair peygamberlikte bulunmuş olması vs. gibi... Bu tür beyanlar, ne yazık ki, bir kısım Müslüman için Barnabas İncilinin doğruluğunu kabule yeterli görünmektedir.

Barnabas İncil inin bilinen tek kopyası İtalyanca el yazması şeklinde olup Viyana kütüphanesindedir. Bu metin Laura ve Lonsdale Ragg tarafından İngilizceye çevrilerek düzenlenmiş ve İtalyanca ve İngilizce olarak 1907 tarihinde yayımlanmıştır. O günden sonra da bu çalışma Arapçaya, Urdu diline ve diğer lisanlara çevrilmiştir.

Nereden bakılırsa bakılsın, mevcut tüm kanıtlar Barnabas İncil inin Avrupa menşeli ve aşağı yukarı on dördüncü asır hatta belki de daha sonrasına ait bir taklit olduğunda birleşir. Yazarı sadece Kutsal Kitap ın İncil kısmındaki bilgilerden faydalanır. Ve kendi inanışına bağlı olarak da bazı kayıtları ya çıkartır ya da değiştirir. Ancak bundan ayrı olarak ve diğer coğrafi ve tarihsel yanlışların yanı sıra aşağıda verilen örnek bile bu eserin yazarının sadece İncil ile değil, aynı zamanda Kuran ile de ters düştüğünü gösterecektir:

Rahip cevap verdi: "....bize doğruyu söylemen için sana yalvarıyorum. Beklediğimiz Tanrı nın Mesih i sen misin?" İsa cevap verdi: "Gerçekten ben o değilim, çünkü o, benden önce yaratıldı ve benden sonra gelecektir." (L.&L.Ragg, Bl:96)

Barnabas İncil ine göre İsa, Mesih değildir. Bu hüküm hem İncil ile ve hem de Kuran ile çelişir. Çünkü her iki kitaba göre de Yalnızca İsa, Mesih tir. Üstelik Barnabas İncil i, İsa dan Christ (Mesih) diye bahsetmekle büsbütün karışıklık yaratır. Öyle görünüyor ki, Barnabas "Christ" sözcüğünün İbranicedeki "Mesih"in Grekçe karşılığı olduğundan habersizdi. Neyse ki, Barnabas İncil ini İncil in doğru metni olarak kabul edenler Müslümanların hepsi değildir.

Kutsal Kitap a göre yalnızca bir İncil vardır. İsa Mesih in İncil i. İncil, İsa Mesih in ta kendisidir. Kutsal Kitap ta dört ayrı İncil olarak yer alan aslında aynı ve tek bir İncil e ait dört metindir. Böylelikle İsa nın elçilerinden Matta nın yazdıkları da gerçekte İsa Mesih in Matta ya göre İncil idir. Kuran, [5:111] de Tanrı nın, havarileri kendisine ve İsa ya iman etsinler diye ilham ettiğini bildirmesi anlamlı değil midir?

Yazıldıkları dillerde olsun, çeviri olsun, İslam dan çok öncelere ait pek çok sayıda Kutsal Kitap el yazması bu metinlerin korunduğuna ve doğruluğuna ilişkin yığınla kanıtla doludur. En eski dönemlere ait ortak Hıristiyan inanışının da tam ve doğru bir şekilde İsa nın kişi olarak ve görevi itibariyle İncil deki temeli yansıttığına hiç kuşku yoktur: İsa Mesih, Tanrı nın biricik Oğlu, ...çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü. Üçüncü günde tekrar ölümden dirildi....

Elbette biz Hıristiyanlar, orijinal İbranicesi olsun, Grekçe çevirisi olsun, Kutsal Kitap ın doğruluğu ve savunusu ile ilgilenmemiz gerekir. Ancak Müslüman dostlarla bir "Kitaplar Çatışması" başlatmak gibi bir niyetimiz olmamalıdır. Bizim önerimiz sadece açık yüreklilik ve açık görüşlülükle Müslümanların, Kutsal Kitap ın verdiği mesajı Kutsal Kitap ta sunulduğu şekliyle anlamaya gayret etmelerini istemekten ibarettir. Aynen bir Müslüman ın da Hıristiyanlardan Kuran da yazıldığı haliyle, Kuran ın mesajını anlamasını önerebileceği gibi..

 
Kimden: buket  88.249.226.***
03.12.2009 00:35:29
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Son yıllarda birçok Müslüman’ın iddia ettiği şey şudur: "Kur’an’da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil’den değil, Barnaba İncili’nden söz ediliyor". Bu ortaya atılan Barnaba İncili olayı tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adı ile basılmış olan kitap incelenirse, yazarının İsa Mesih’in havarisi değil, İsrail’i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar. Bu kitap aslında 16. yüzyılda İtalya’da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlık’tan İslamiyet’e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden aktarma yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahteliği inkâr edilmeyecek somutlukta ispatlanmıştır. ...
 
Kimden: Barnabas Palavrası  88.233.107.***
03.12.2009 00:56:24
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Sevgili Ahmet Bey,

mesajlarıma cevaplarınızı büyük bir ilgi ve şaşkınlıkla okuyorum. Öncelikle ilk mesajlarınızda kesin verilerle konuşurken verdiğim yanıtlar sonrası işin boyutunu değiştirmeye çalışmanızı gülümseyerek karşıladım. Hamza Hocagil adlı büyük arami filologunun Aramice dilini Kaçırılan Rahip Daniel Savcı dan öğrendiğini belirttiniz ama cevaplarımdan sonra daha tanışmadıklarını söyleyerek bu konuda ne kadar bilgili olduğunuzu ispat ettiniz. Şimdiki mesajınızda da bu dehanın Aramice yi Mardin metropolitinden öğrendiğini iddia ediyorsunuz. Ağlasam mı gülsem mi bilemiyorum. Dünyayı sarsacak iddialarında bulunduğunuz bu olayın ardında bu kadar tuhaflıklar sergilemenizle olayın ne kadar komik ve savunulamaz bir şey olduğunu zaten kendiniz ifadelerinizle ele veriyorsunuz. Bir sonraki mesajınızda da Hamza Hocagil in soyadını değiştirdiğini ima eden bir köşe yazısını veriyorsunuz. Evet yazıyı okudum tamamen masalımsı bir havada yazılmış çocukları kandırmak için kullanılabilecek enfes bir polisiye yazısına benziyor. Kamuoyunda bu konuda bilinen şehir efsanelerini tekrarlayıp duran bir yazı. Bu yazının bilimselllikle uzaktan veya yakından ilgisi yok bile.

Verdiğiniz linkteki 1984 tarihli haber ise bulunan İncil in nasturilere ait olduğu söylenen Doğu süryanice yazılmış bir kutsal kitap. Bu kitabı nasıl da Barnabas İncili ile bağdaştırdınız hayret. Bir bilim adamı diye lanse ettiğiniz Hocagil eğer bulunan bu İncil i Barnabas İncili diye nitelendirmişse way bilim dünyamızın haline. Ha bu arada belirttiğiniz tarihte Hamza Hocagil in Aramice yi mardin metropolitinden öğrenmesine imkan yoktur çünkü Mardin de 1969 yılında vefat eden Metropolit Hanna Dolabönü den sonra 2005 yılına kadar Hiçbir metropolit görev yapmamıştır orada. Yani 36 sene metropolitin olmadığı bir yerde sayın Hamza Hocagil hayali metropolitten Aramice öğrenmiştir iddialarınıza göre. Ben bu Barnabas İncili hikayesini iyice sevmeye başladım. Olmayan metropolitten Aramice öğreniliyor, bu hayatta yaşamamış bir torun öldürülüyor yani tam bir Oskar lık senaryo...Bu senaryoyu yazan Aydoğan Vatandaş adlı şahısı tebrik etmek lazım bize böylesine muhteşem bir senaryoyu yazdığı için...Hayal dünyası oldukça geniş birisiymiş.

Hristiyanların Aziz Barnaba dediği kişi Kıbrıs lı bir Levi olan birisidir. İncil de elçilerin işlerinde geçer. Elç.İşleri 4: 36-37 Örneğin, Kıbrıs doğumlu bir Levili olan ve elçilerin Barnaba, yani Cesaret Verici diye adlandırdıkları Yusuf, sahip olduğu bir tarlayı sattı, parasını getirip elçilerin buyruğuna verdi. Gördüğünüz gibi buradaki Barnaba asla bir havari değildir. Eğer senaryonuzda Barnabas a başka bir görev verildiyse bilemem tabii ki..

“Rab kendisini veya oğlunu kendi yarattığı aciz insanların şerrinden korumaktan aciz mi. İsayı çarmıhtan neden kurtarmadı? (ben böyle inanmıyorum. İsa Efendimiz çarmıhta ölmedi, ölen yahuda işkariyottu.)” cümlelerinizle hristiyanlık inancı hakkında Hiçbir şey bilmediğiniz ortaya çıkmıştır. Rab oğlunu bu dünyaya insanların günahlarının bağışlanması için göndermiştir. İnsanlarla yeni bir antlaşma yapmıştır isa Mesih le. Çarmıhta dökülen kan karşılığında insanlığın bütün günahları af edilmiştir. Tanrı Nuh tufan ındaki gibi bir ceza vermek yerine kendinden bir parçanın dökülen kanları ile insanlığın bütün günahlarını af etmiştir. Zaten onu çarmıhtan kurtarma gibi bir gayesi yoktu ki. Bu ifadelerinizle hristiyanlık inancı hakkında hiç Bir şey bilmediğiniz ortaya çıkmıştır. Tevrat ta bahsettiğim bütün bu olacak olaylar yazılıdır. O yüzden Tevrat ile İncil birbirine tamamlar. Tevrat kendinden sonra olacaklara şahitlik eden bir kutsal kitap metni olmuştur. Ayrıca yaratılıştan itibaren insanlığın serüveni anlatılmıştır. Hrisyanlık hakkında Hiçbir bilgi sahibi olunmayıp bu kadar alakasız yorumun yapıldığı başka bir ülke yoktur herhalde yeryüzünde.

Bu metinlerde sagdan soldan copy paste yaptığınız alıntılarla bu metinlerin değerini düşürdüğünüzü sanıyorsanız yanılıyorsunuz sayın Ahmet Bey. Elbetteki Rab insanlığın tüm oluşum serüvenini anlatacaktır bu kitapta ne bir eksik ne bir fazla. Neden cinsellik içeren ayetlere takılıp kalıyorsunuz ki hayret bir şey. Tanrının koruması altında olduğunuz iddia ettiğiniz Kuran da peygamberin cinsel hayatı ve savaşları ile ilgili bir çok ayet mevcuttur. Oradaki cinsellik ve öldürme içeren ayetler neden zorunuza gitmiyor da bu insanlık serüveninde anlatılanlar zorunuza gidiyor çözemedim doğrusu.

Herşeye kadir Allah ne hikmetse kendi sözlerini korumaktan bu kadir aciz midir ? Ya da Tevrat ve İncil de yaptığı insanlara güvenme hatasını Kuran da mı telafi etmiştir. Düşüncelerinizden böyle garip sonuçlar çıkardım. Takiyecilikte sınır yok yola devam...

Umarım bir gün Rab bin gerçek sözlerini okur ve aydınlanırsınız.

saygılarımla
 
Kimden: Gabra  83.226.251.***
03.12.2009 15:50:31
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Turkler gercekten dinsiz ve imansizdir,GAVUR kelimesi sadece turklere kullanilmak icindir.
KURAN´i bile okuyamiyorsunuz yahu kuran´in neresinde iyilikten ,baristan ,sevgiden veya selamdan yaziyor.Birakin artik baska dinlere tas atmayi ,siz önce kendi dininizi,kitabinizi taniyin.
 
Kimden: banipal  78.186.118.***
03.12.2009 19:41:51
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
yav bu nedir birisi cahilce konuşmuş kimileride ağzını açmış gözünü yummuş herkes kelimelerini ölçsün öyle konuşsun gelinsize kuran nın neresinde iyilikten bahsetmiş gösterem (barnabas incili kuran da geçmemiş )
 
Kimden: Ahmed  81.213.49.7***
03.12.2009 21:01:38
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
yahu islam kelimesinin kökeni (arapça slm) "iyilik", "barış" tir. Kuran Bismillahirrahmanirrahim ile başlar ki manası "Rahmet sahibi olan Allah ın adı ile"dir. iyilik ile ilgili Kuran ayetlerini yazsak buraya sığmaz. saçma sapan saldırmayın. bu arada Hamza hocagil (Bektaş) 1946 doğumludur. o tevrat ayetleri cinsellik değil sapıklık olarak kabul edilen ensest ilişki ile ilgilidir. Asıl siz okuduğunuzu anlayamıyorsunuz. Son peygamber Hazreti Muhammed olduğu için bundan sonra peygamber gelmeyip bozulan ayetleri düzeltmeyeceği için Allah ayetlerin korumasını kendisine almıştır. hritiyanlıktaki inanışın ne olduğunu biliyorum sadece saçma geliyor. illa kendisinden kan mı dökülmesi gerekiyodu? yukardan damlatamıyomuydu? neresini tutsan elinde kalıyor. Vatikan arşivlerinde 60 kitalar listesinde 6. yüzyılda barnabas incili refere ediliyor. bu nasıraya giden gemiden bahseden incil 7. yüzyıl ürünüdür.

seviyeyi düşüren zavallıya acıyorum.

Umarım bir gün Rab bin gerçek sözlerini (Kur an-ı Kerim) okur ve aydınlanırsınız.
 
Kimden: Barnabas Palavrası  88.233.107.***
04.12.2009 00:59:31
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Sayın Ahmet Bey,

engin dini bilgileriniz ve görüşlerinizle beni ve forumun okurlarını gülümsetmeye devam ediyorsunuz. Koskoca bir Tevrat kitabını Lut peygamberin başından geçenler nedeniyle ensest bir kitap olarak tanımlayabildiniz. Oysaki Tevrat ta bu tür ilişkileri yasaklayan ve sert yaptırımlarının olduğunu söyleyen bir çok ayet vardır. Tabii okumadığınız bir kitapla ilgili böyle bir absürd yorumda bulunmak hakkınız çünkü cahillik az ve hiç okumamakla da olur. Buyurun ensest dediğiniz Tevrat taki bir bölümü okuyalım;

Levililer 18 . Bölüm

RAB Musa ya şöyle dedi:

2 "İsrail halkına de ki, Tanrınız RAB benim.

3 Mısır da bir süre yaşadınız; onların törelerine göre yaşamayacaksınız. Sizleri Kenan ülkesine götürüyorum. Onlar gibi de yaşamayacaksınız. Onların kurallarına uymayacaksınız.

4 Benim kurallarımı yerine getirecek, ilkelerime göre yaşayacaksınız. Tanrınız RAB benim.

5 Kurallarıma, ilkelerime sarılın. Çünkü onları yerine getiren onlar sayesinde yaşayacaktır. RAB benim.

6 " Hiçbiriniz cinsel ilişkide bulunmak için yakın akrabasına yaklaşmayacak. RAB benim.

7 Annenle cinsel ilişkide bulunarak babanın namusuna dokunmayacaksın. O senin annendir. Onunla ilişki kurmayacaksın.

8 Babanın karısıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Babanın namusudur o.

9 Annenden ya da babandan olan, ister seninle aynı evde doğmuş olsun, ister olmasın üvey kızkardeşlerinden biriyle cinsel ilişki kurmayacaksın.

10 Kızının ya da oğlunun kızıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü onların namusu senin namusundur.

11 Babanın evlendiği kadından doğan kızla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o babandan olmadır, senin kızkardeşin sayılır.

12 Halanla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o babanın yakın akrabasıdır.

13 Teyzenle cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o annenin yakın akrabasıdır.

14 Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.

15 Gelininle cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü oğlunun karısıdır. Onunla ilişki kurmayacaksın.

16 Kardeşinin karısıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o kardeşinin namusudur.

17 Bir kadının hem kendisiyle, hem kızıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Kadının kızının ya da oğlunun kızıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü onlar kadının yakın akrabasıdır. Onlara yaklaşmak alçaklıktır.

18 Karın yaşadığı sürece onun kızkardeşini kuma olarak almayacak ve onunla cinsel ilişki kurmayacaksın.

19 " Âdet gördüğü için kirli sayılan bir kadınla cinsel ilişki kurmayacaksın.

20 Komşunun karısıyla cinsel ilişki kurarak kendini kirletmeyeceksin.

21 İlah Molek e ateşte kurban edilmek üzere çocuklarından hiçbirini vermeyeceksin. Tanrın ın adına leke getirmeyeceksin. RAB benim.

22 Kadınla yatar gibi bir erkekle yatma. Bu iğrençtir.

23 Bir hayvanla cinsel ilişki kurmayacaksın. Kendini kirletmiş olursun. Kadınlar cinsel ilişki kurmak amacıyla bir hayvana yaklaşmayacak. Sapıklıktır bu.

24 "Bu davranışların hiçbiriyle kendinizi kirletmeyin. Çünkü önünüzden kovacağım uluslar böyle kirlendiler.

25 Onların yüzünden ülke bile kirlendi. Günahından ötürü ülkeyi cezalandırdım. Ülke, üzerinde yaşayan halkı kusuyor.

26 İster yerli olsun, ister aranızda yaşayan yabancılar olsun kurallarıma ve ilkelerime göre yaşayacaksınız. Bu iğrençliklerin hiçbirini yapmayacaksınız.

27 Sizden önce bu ülkede yaşayan insanlar bütün bu iğrençlikleri yaparak ülkeyi kirlettiler.
28 Eğer siz de ülkeyi kirletirseniz, ülke sizden önceki uluslara yaptığı gibi sizi de kusar.

29 " Kim bu iğrençliklerden birini yaparsa halkın arasından atılacaktır.

30 Buyruklarımı yerine getirin, sizden önceki insanların iğrenç törelerine uyarak kendinizi kirletmeyin. Tanrınız RAB benim."

Tam bir bölümün 30 ayeti sapık ilişkileri men ederken siz kalkmış anlatılan bir hikaye nedeniyle kutsal bir kitabı sapıklıkla suçluyorsunuz. Kurana göre ilk insan olan Adem ve Havva nasılda çoğaldılar yer yüzünde? Habil ile Kabil kız kardeşleriyle yatmadılar mı? Böyle böyle çoğalmadı mı insanlar yeryüzünde? O zaman ensest olarak mı açıklayacağız sizin kitabınızı da? Lütfen bazı ifadeleri kullanırken mantıklı olmaya çalışın..Hiç bir inanç böyle sapkınlıkları mazur göremez.

Ne Tevratı ne de İncil i okumadığınız için komik ifadeler kullanıyorsunuz “Tanrı kendi kanını damlatamaz mıydı gibi?” Damlatsaydın kimin haberi olacaktı bundan senin gibilerin mi acaba? Tanrı böyle basitliklerle mi anlatacaktı insanlara meramını? Böyle mi verecekti kurtuluş müjdesini insanlara? Tabii koskoca metinleri okumayıp sağdan soldan duyduklarınızı anlatırsanız böyle komiklikler sergilersiniz.

Madem kuran kelimesinin anlamını biliyorsunuz İncil inde anlamını bilmeniz gerekir. Eğer bilmiyorsanız ben sizi söyleyeyim : Müjdeli Haber .. Müjdeli haber ile insanlık kurtulmuş, günah yenilmiş ve başka bir müjdeli habere gerek kalmamıştır. Müjdeyi başka yerde aramanıza gerek yoktur. O sizin çok yakınınızda ama sizin bundan maalesef haberiniz yok. Umarım bir gün bundan haberiniz olur ve gerçek manada kurtuluşa ulaşırsınız.

Barnabas palavrasını konusuna ise hiç değinmiyorum bildikleriniz açıkladıkça bu konuda iyice çuvallıyorsunuz. Sevgili aydoğan vatandaş la Birkaç kere daha mailleşmeniz lazım bu konuya vakıf olmanız için..

saygılarımla
 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:30:21
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Kuran ı Kerim, Barnaba İncilinden söz eder mi? Ancak hem İncil le hem de Kuran-ı Kerim le çelişen bu kitabın kabul edilmesi imkansızdır.

Son yıllarda birçok Müslüman ın iddia ettiği şey şudur: "Kuran da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil den değil, Barnaba İncilinden söz ediliyor." Bu ortaya atılan Barnaba İncili olayı tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adı ile basılmış olan kitap incelenirse, yazarının İsa Mesih in havarisi değil, İsrail i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar.

Bu kitap aslında 16. yüzyılda İtalya da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlıktan İslamiyet e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden aktarma yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahteliği inkâr edilmeyecek somutlukta ispatlanmıştır

Barnaba İncilinin Tarih ve Coğrafya ile İlgili Çelişkileri İncil deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf tu ve Yahudilerin en eğitimli kavmi olan Levililer dendi. İsa nın havarileri onu Barnaba "Cesaret Verici" diye adlandırmışlardı (İncil: Elçilerin İşleri 4:36-37). Barnaba, ait olduğu milletin yurdunu ve yaşadığı yüzyıl olan 1. yüzyıldaki durumu çok iyi biliyordu. Barnaba İncilinin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır. Ama buna karşın eser, 1. yüzyıl Filistin inde yaşayan Barnaba gibi tahsilli bir Yahudi nin yapmayacağı tarihi ve coğrafi hatalarla doludur. Bu eserin 1. yüzyıl Filistin inin değil, ortaçağ Avrupasının toplumunu anlattığını hemen anlamak çok kolaydır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

1. Barnaba nın bizi hayrette düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Bilindiği gibi Hz. İsa nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile gölünden 600 metre kadar yükseklikte ve 25 kilometre kadar uzaklıkta bulunmaktadır ve antik çağda bunun gibi bir mesafe uzak sayılırdı. Kudüs ise 811 metre yükseklikte ve en yakın göl olan Lut Gölü nden 23 kilometre kadar uzaklıkta bulunmaktadır. Ama Barnaba nın 20. bölümüne göre, "İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar." Dahası var. 151. bölüme göre Hz. İsa nın bindiği gemi Nasıra "limanından" (!) çıkıp uzaklaşıyormuş. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş biliyor musunuz? Kudüs te! Bölüm 152 de şunları okuyoruz, "İsa Kudüs e gelip de..." Anlaşılan, Barnaba ya göre Nasıra dan Kudüs e gemiyle gidilebilir! Tıpkı günümüzde, "Ankara dan bir gemiye binip Adana ya gittim" demek gibi!

2. Barnaba nın 119. bölümünde İsa nın şekerden söz ettiği yazılıdır. Ama şeker Akdeniz yöresine ancak İ.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmeye başladı. Şeker sanayini Araplar İranlılardan, İranlılar ise İ.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar şeker sanayini Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. yüzyıl Filistininde bilinmeyen bir maddeydi. Okuyucu şunu anlamalıdır ki, Hz. İsa nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi kadar gülünç olurdu. Barnaba İncilinde şekerden söz edilmesi yazarın sahtekârlığını açığa vurmaktadır.

3. Barnaba nın 54. bölümünde 60 "minuti"ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor. Hz. İsa nın zamanında ise, Roma İmparatorluğu nda dinar, altından değil gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 "as"a, her "as" da 4 "kuadrans"a eşitti. "Minuti" diye bir para birimi yoktu. "Minuti" denilen para birimi yüzlerce yıl sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğu nda değil, İspanya da kullanılmıştır. Barnaba İncilinin yazarı 1. yüzyılda Filistin de var olmayan bir paradan söz etmekte ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu göstermektedir. Alınan tüm tedbirlere rağmen, herhangi bir sahte eser kendini ele verir. Barnaba İncili de bu konuda bir istisna değildir.

4. Barnaba İncilinin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra ortaçağda kullanılan usuldedir. Sanık, yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsa nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir usul yoktu.

5. Barnaba İncilinin 152. bölümünde "tahta fıçılar" dan bahsediliyor, ancak 1. yüzyılda şarabı korumak için tahta fıçılar kullanmak hiç bilinmeyen bir şeydi. O dönemde yaşayan insanlar deriden tulumlar kullanırlardı. (Bkz. İncil: Matta 9:17)

6. Barnaba İncilinin anlatım tarzı bile dikkat çeker. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyanca metni, Toskanalı ve Venedikli diatessaronları örnek almıştır. İ.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu diatessaronlar (yani, gerçek İncil in dört "müjde kısmı" özetleyip tek cilt haline getiren eserler) İtalya da çok rağbet gördü. Bu ebatta diatessaronlar ilk defa olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnaba İncili de ortaçağda yazılmış olsa gerek, ne diyorsunuz?

Sahte Barnaba sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom un İ.S. 4 yüzyılda yaptığı Tevrat, Zebur ve İncil in Latince Vulgat çevirisinden aktarmalar yapıyor. (Bkz. bölüm 74 ve Zebur: Mezmur 84:6; bölüm 12 ve Zebur: Mezmur 110:3; bölüm 118 ve Tevrat: Yeremya nın Mersiyeleri 3:51, bölüm 4 ve İncil: Luka 2:15).

Ayrıca, Barnaba İncilinde Dante nin şiirlerinden (İ.S. 1265-1321) bir sürü aktarmanın bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına dair başka bir kanıt oluşturur (Bkz. bölüm 60, 78, 106, 135, 217).

Barnaba İncilinin Kutsal Kitap ile Çelişkileri 7. Sahte Barnaba ya göre (bölüm 3 ve 217) Pontiyus Pilatus, Hz. İsa nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi. Oysa İncil e (İncil: Luka 3:1), İ.S. 1 yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus a ve diğer 1. yüzyıl Roma tarih kayıtlarına göre Pilatus, İ.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus un döneminde vali atandı.

8. Sahte Barnaba, 93. bölümde diyor ki, Yahudi baş kahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus la birlikte "İsa nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu!" Ama başkâhin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsa nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O nu yakalayıp ölüme mahkûm etmek istiyorlardı. Doğal olarak, kesinlikle O na tapınmak istemezlerdi! (İncil: Luka 22:47-54, 66-71; 23:1-23)

9. İncil de Hz. İsa nın, "Mesih" (Tanrı nın seçtiği Kurtarıcı) olduğu defalarca belirtiliyor (Tevrat: Danyel 9:24-26; Zebur: Mezmur 22:7-12; İncil: Matta 16:13-17; İncil: Yuhanna 1:41; 4:25-26), ama sahte Barnaba (bölüm 96) bunu inkâr ediyor. Kuran dahi en azından 7 kere Hz. İsa nın "Mesih" olduğunu açıkça belirtiyor (3:45; 4:157, 172; 5:17, 72; 9:30- 31).

10. İncil e göre Pavlus, İncil de büyük yer tutan mektupların yazarıdır. Oysa sahte Barnaba, Pavlus un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir (bölüm 222). Bunun gibi sözler, sahte Barnaba nın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı propaganda maksatlı olarak yazdığını gösterir.

Barnaba İncili nin Kur an ile Çelişkileri 11. Kuran a göre (Kuran: Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnaba ya göre göklerin sayısı dokuzdur. (bölüm 178)

12. Kuran a göre (Kuran: Meryem 19:23) doğum sancısı Meryem i, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnaba ya göre "Bakire (Hz. Meryem) çocuğunu sancısız doğurdu." (bölüm 3)

13. Sahte Barnaba, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrat metnini tahrif etmekle suçluyor. Bu suçlama herhalde Hz. İsa nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneltilmiştir. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrat metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt bulunmamaktadır. Kuran da böyle bir iddiada bulunmuyor. Gerçi Yahudileri Tevrat ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor. Ama daha önce de gördüğümüz gibi, İslam peygamberi kendi zamanında okunan Tevrat la İncil in hakiki olduğunu biliyordu. (2:113; 2:136; 3:3-4,;3:23; 3:84; 5:44)

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnaba İncilinin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975 te Lucknow şehrinde basılan "Al-Furkan" dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır: "Hıristiyanlar eldeki İncil-i Barnaba nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıkınca doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır." Barnaba İncili nin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler vardır. (Abbas Mahmud el-Akkad, "News Bulletin of the Near Christian Council" Paskalya 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslam dergisi "İmpact", Londra, 1 Ocak 1974; Prof. E.R. Hambye "İslam and the Modern Age," New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975; Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi "Etudes Arabes" no. 48; vs.)

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler İncil-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma adlı kitaptan (R. Benson, İstanbul (P.K. 107 Kızıltoprak-Kadıköy): Zafer Matbaası, 1985) özetlenmiştir. Eğer Barnaba İncili hakkında daha geniş bir araştırma yapmayı arzu ederseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz

Sonuç

İ.S. 325 yılında Yeni Ahit (İncil) veya başka bir tarihte Kitab-ı Mukaddes, esas düsturları içinden çıkarılarak ciddi bir şekilde değiştirilmiş olsaydı, bu uyuşmazlık en eski tanıklıklar vasıtası ile belli olurdu. Çünkü İ.S. 325 ten çok öncelere ait birçok eski metin halen bulunmaktadır. Ama bunlarda da düsturları değiştiren hiçbir uyuşmazlık söz konusu değildir.

İ.S. yedinci yüzyılda meydana gelen Kuran da Kitab-ı Mukaddes in (Tevrat, Zebur, İncil) değiştirildiği gibi bir iddia bulunmamaktadır. Tam tersine, Kitab-ı Mukaddes in okunması tavsiye edilmektedir. Kuran a göre tüm gerçek inanlıların Tanrı nın Sözü nü (Kitab-ı Mukaddes) benimsemesi gerekir.

"Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?"

(Kur an: Bakara 2:85)

"Kitab ın hepsine inanırsınız." (Kur an: Al-i İmran 3:119)

"Deyin ki: ‘bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O na teslim olanlarız. " (Kur an: Ankebut 29:46)

"De ki: ‘Ben Allah ın indirdiği her Kitab a inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışma (sebebi) yoktur. " (Kuran: Şura 42:15)

Bu kısa kitapta Kutsal Kitap ın değişmezliği hakkında birçok delil verilmiştir. Bunlar:

1. Tevrat a göre Tanrı nın Sözü değişmez.

2. İncil e göre Tanrı nın Sözü değişmez.

3. Kuran a göre Allah ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur.

4. Kuran a göre Kutsal Kitap Hz. Muhammed in zamanında da sapasağlam mevcuttur.

5. Hz. Muhammed den önceki dönemden günümüze gelen yüzlerce Eski Ahit el yazmaları hâlâ mevcuttur.

6. Hz. Muhammed den önceki dönemden günümüze gelen binlerce İncil el yazması hâlâ mevcuttur.

7. Bu nüshaların hepsi de aynı şeyi söylüyorlar. Nüshaların arasındaki ufak tefek imla ve kopya hataları, Kutsal Kitap ın mana veya gerçeğini değiştirebilecek bir şey değildir.

8. İlk Hıristiyan ataların yazıları ve eserleri de Kutsal Kitap ın değişmezliğini açıkça gösteriyor.

9. Tanrı, insanları uzun bir süre Kendi gerçek mesajı ya da vahyinden mahrum bırakacak, ve onlara sadece büyük ölçüde çarpıtılmış, yoz ve doğru olmayan kitaplar bırakacak kadar zayıf ve güçsüz değildir. Tanrı insanlığa verdiği yazılı vahyini özel olarak Kutsal Kitap ta saklayıp korumuştur.

Bunlar karşı konulamaz ve reddedilemez delillerdir. Tanrı nın Sözü nün güvenilir olduğunu defalarca gördük. Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) Allah ın Sözü dür ve onun değiştirildiği iddiası uydurmadır. İslam dünyasında çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradır. Kutsal Kitap ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Üstelik Kuran da bile Tevrat veya İncil in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet yoktur! Eğer Kitab-ı Mukaddes yüzyıllar önce değiştirilmiş olsaydı, Kuran bu önemli noktaya değinmez miydi? Tersine, "Rabbinin sözü, hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir." (Kuran: En am 6:34) "Allah ın kelimeleri değişmez," (Kur an: Yunus 10:64) diyen ayetler vardır.

Gücü her şey yeten ulu Tanrı, kendi Kutsal Sözü nün değiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir. "Allah sözünden caymaz" (Kuran: Hac 22:47). Elimizdeki Tevrat la İncil sağlam ve güvenilirdir. Kaldı ki, eğer insan Kitab-ı Mukaddes te öğretilenleri kabul etmek istemezse, Kutsal Kitap ın değiştirildiği iddiasından başka bir gerekçeye başvurmak zorundadır.

Aklımıza gelen şeylerden biri de şu olabilir:

İslamiyet in ilk çağlarında Kutsal Kitap ın (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmesiyle ilgili bu tür boş iftiralar hiç yokken asırlar sonra ortaya çıkmalarının ve günümüzde de bazı Müslümanlar tarafından yayılmalarının sebebi nedir?

İnsanların amaçlarını yüce Allahımız dan başka hiç kimse kesin olarak bilemez ancak tarihi incelediğimizde bazı bilimsel tahminler yürütebiliriz. İslamiyet in ilk çağlarında okuma yazma bilme oranı çok düşük olduğundan ve ne yazık ki o çağda Kutsal Kitap ın Arapça çevirisi mevcut olmadığı için ilk Müslümanlar Kuran ile Kutsal Kitap ın çelişmediğini düşünüyorlardı. Zaman geçtikçe Müslüman bilginler Kutsal Kitap ı incelemeye başladıklarında hayal kırıklığına uğramışlardır. Kutsal Kitap ın İslam peygamberi ve İslam inançlarına destek vereceğine onun ana öğretileriyle çeliştiğini görmüşlerdir. Tevrat, Zebur ve İncil birbirleriyle uyum içinde oldukları halde Kuran dan çok farklıdırlar.

Ama sanki iş işten geçmişti, çünkü Kuran a göre Kutsal Kitap doğru ve güvenilirdi. Belli ki İslam öncülerinin Kutsal Kitap hakkında fazla bir bilgileri yoktu, yoksa hem onun sağlam olduğunu söyleyip hem de birçok konuda onunla açıkça çelişecek öğretiler sunmazlardı. Hem Kuran hem de Kutsal Kitap doğru olamazdı. Birinden biri yanlış olmalıydı. Bu yüzden İslamiyet i korumak amacıyla Kutsal Kitap ın değiştirildiği konusunda bilime ve tarihe dayanmayan söylentiler yaymaya başlamışlardır. Bu konuda hiçbir kanıtları yokken, İznik Konseyi nde toplanan Hıristiyan din adamlarının yüzlerce İncil içinden dört tanesini seçtiği gibi saçma sapan hikâyeler uydurmuşlardır. Yüzyıllar sonra da "Denize düşen yılana sarılır," misali sahte Barnaba İncili çıktığında ona sarılmışlardır. İslam ülkelerinde hâlâ Kutsal Kitap ın dağıtılıp okunması engelleniyor. İncil in sonradan değiştiği ve asıl İncil in kaybolduğu gibi hakaretleri birçok vasıtayla yaymaya çalışıyorlar. İyi niyetli ve gerçeğe yönelik insanlar kendi önyargılarına destek arayışında olmak yerine, tarihi ve kanıtları inceleyerek gerçeği bulmaya çalışırlar.

Müjde Soru şudur: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Tanrı nın cevabı ise şöyledir: "Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa da Tanrı nın doğru olduğu bilinmelidir. Kutsal Kitap ta yazılı olduğu gibi:

"‘Öyle ki, sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın. " (İncil: Romalılara 3:4).

İncil de İsa Mesih, kendisi Allah ın Yaşayan Sözü (Kelâm) olarak, kendi sözleri ve ebedi hayat hakkında çok önemli birkaç söz söyledi:

"Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. Söylediğim söz o kişiyi son günde yargılayacaktır."(İncil: Yuhanna 12:4

Dikkat! Eğer herkes son günde İsa Mesih in sözüyle (yani İncil e göre) yargılanacaksa, o zaman İncil kesinlikle değiştirilemez. Tanrı nın o Sözü koruması gerekir. "Tanrı kullarıyla (haşa) dalga geçmez", onlarla oyun oynamaz.

İsa Mesih dedi ki:

"Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz." (İncil: Yuhanna 5:39-40)

Dikkat edelim! Eğer birisi Hz. İsa nın bir peygamber olduğuna tanıklık edip, aynı zamanda O nun kendi hakkındaki sözlerini kabul etmezse, bu mantıklı ve inandırıcı bir davranış olur mu?

"İsa ona, ‘Yol, gerçek ve yaşam ben im dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba ya kimse gelemez. " (İncil: Yuhanna 14:6)

"Yahya ertesi gün İsa nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! " (İncil: Yuhanna 1:29)

"Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa dır." (İncil: 1.Timoteyus 2:5-6)

"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (İncil: Elçilerin İşleri 4:12)

"Biliyoruz ki, biz Tanrı danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir. Yine biliyoruz ki, Tanrı nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan dayız. O nun Oğlu İsa Mesih teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır." (İncil: 1.Yuhanna 5:19-20)

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında İsa Mesih in Tanrı olduğu gerçeğini tüm sıcaklığıyla sizlerle paylaşan Kutsal Kitap ın kesinlikle Tanrı nın Yaşayan ve Öz Sözü (Kelâm) olduğunu ve bu müjdenin de hepimizin ortak iyiliği için olduğunu belirtmek istiyoruz. Sizleri Tanrı nın değiştirilmemiş yazılı Sözü nü, yani Kitab-ı Mukaddes: Tevrat, Zebur ve İncil i açık fikirle inceleyip İsa nın gerçekten Kim olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.




AHMET ASIL BİZ SENİN GİBİ EZİKLERİN SEVİYESİNE İNMEKTEN UTANIYORUZ..BUNLARI KABULLEN ARTIK BAK BÜTÜN TEORİLERİNİ ÇÜRÜTÜYORUM NEDEN KABULLENMEK İSTEMİYORSUN ..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:32:56
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
İncil de İslam Peygamberi ile ilgili bir ön bildiri var mıdır? ??????

İncil de pek çok kişinin iddia ettiği İsa dan sonra gelecek olan kişi gerçekten de Muhammed midir? Paraklet kimdir? Kutsal Ruh mu yoksa Muhammed mi?

Acaba Kuran ın dışında Muhammet le ilgili bir bildiri var mıdır? Eski Yahudi ve Hıristiyan yazılarında O nun geleceğine ilişkin herhangi bir şey söylenmekte midir? Bazı Müslümanlar ise; İncil in Yuhanna 16:7. ayetinin, Kuran ın Al-A raaf suresi (7:157) ve Al- aff suresinde (61:6) tanımlanan bazı kehanetleri bildirdiğine inanmaktadırlar.

Oysa Hamza, Cilt 1 sahife 330 da, "Biz Yuhanna 16:7. ayetini Eski ve Yeni Anlaşma nın ışığı altında incelersek, adı geçen bu sureyi (7:157) yukarıdaki öngörüyü geçerli kılan bir bildiri olarak gösteremeyiz" demektedir. Yahudileri, Hıristiyanları ve Müslümanları aynı çelişkiye düşüren tüm yanlış anlama İncili tercüme eden kişilerin "teselli edici veya yardımcı" anlamında kullandıkları paraklet sözcüğünün yazılış ve okunuşundan gelmektedir. Biz bu sözü paraklet olarak mı yoksa periklit olarak mı okuyacağız?

Müslümanlar orijinal Yeni Anlaşma nın Grekçe yazıldığını çok iyi bilmektedirler. Grekçe dilindeki "periklet" kelimesi "yüce, göksel, meshedilmiş" anlamlarına gelirken; İncil de kullanılan asıl sözcükse "teselli edici, avutucu, savunucu" anlamlarına gelmektedir. Bu nedenle, Müslümanlar Kuran daki (61:6) bu sureye dayanarak, İncil de (Yuhanna.14:16 ve 16:7) geleceği bildirilen kişinin kendi peygamberleri olduğunu ileri sürmektedirler. Çünkü yukarıdaki Kuran ayetinde geçen Arapça sözcük "Ahmed" Muhammed in adlarından biridir ve övülmüş, meshedilmiş anlamına gelmektedir.

GREKÇE, PARAKLET KELİMESİNİ DOĞRULAMAKTADIR:

Bazı Müslümanların yapmaya çalıştıkları şey, bu kelimenin (PARAKLETOS) sesli harflerini (a-a-e-o), öbür kelimenin (PERİKLYTOS) e-i-y-o gibi harfleriyle değiştirmektir. Seslilerin kelimeye dahil edilmediği dönemlerde, İbranice ve Arapça gibi dillerde yazarın hangi sesli harfi kullanacağı konusunda birtakım tartışmalı boşluklar vardır. Ama aynı şey Grekçede yoktur; çünkü tüm sesli harfler Grekçe metinlerde açıkça yazılır.

GREK EL YAZMALARI "PARAKLETOS" KELİMESİNİ DOĞRULAR: Eğer bu kelimenin nasıl yazıldığı konusunda herhangi bir kuşku varsa, bunu mevcut el yazmalarından anlamak mümkündür. Bunlar, en eski el yazmaları olan Codex Siniaticus ve Codex Alexandrianus (ki şu anda Londra da British Müzesindedirler) da dahil olmak üzere her isteyenin araştırmasına açıktırlar. Zaten, Yeni Anlaşma nın Muhammed in devrinden öncelere giden 70 den fazla Grekçe el yazması vardır ve bunların hiçbirinde de PERİKLYTOS kelimesi kullanılmaz.

ÖYLEYSE MUHAMMET "PARAKLETOS" OLAMAZ: Bir Müslüman için, İncil ve Tevrat ın dışında Kuran daki Al A raf (7:157) suresinde işaret edildiği gibi, Muhammed in geleceğine ilişkin bir kanıt bulabilmek konunun asıl amacını oluşturmaktadır. Nasıl ki Kuran için tek otorite Muhammet se Muhammet için de tek kaynak Kuran dır. Bunun dışında Muhammet için başka kıstas yoktur. Bu da dolaylı olarak sürekli öne sürülen ama yapılan araştırmalar sonucu geçerliliği olmayan bir iddiadan öte gitmez. İncil de Muhammed e ilişkin olarak İsa tarafından ortaya konulan bir peygamberlik olmadığından; Müslümanlar kendi peygamberlerinin güvenilirliğini sağlamak için bir dış kanıt bulma konusunda oldukça büyük sıkıntı çekmektedirler.

ÖYLEYSE PARAKLETOS KİMDİR Müslümanlar için bir diğer problem de İncil de adı geçen Yuhanna 14:16. ayetin sözlerinde yatar. Öyle ki; "Ben de Baba dan dileyeceğim ve O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye bir başka Yardımcı gönderecek". Pek çok Müslüman Kitabı açıp Yuh 16:7 ile birlikte bu ayeti okur ve Kitabı kapatır. Onların kavrayamadıkları husus Kitabın bir bölümünü alıp diğer yerleri görmezlikten gelmeni çok sakıncalı olduğudur. Bir okuyucu gerçekten de samimi bir şekilde ilgileniyorsa kendi amacına uygun olan ayetleri veya tümceleri okumadan önce bölümün tümüne bakmalıdır. Ve bunu yaptığında görecektir ki İsa Mesih, Yuhanna 14:16 ve 16:7. ayetlerde, gelecek Parakletos un kimliği ve gelişiyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Yuhanna 14 ve 16. bölümlere göre İsa gelecek Parakletos un bir insan olamayacağını söyler, şöyle ki:

Yuhanna 14:16..."o sonsuza dek sizinle birlikte olacak" (oysa bir insan sonsuza dek yaşamaz).

Yuhanna14:17..."o gerçeğin ruhu olacaktır" (bir insan ruhtan farklıdır).

Yuhanna 14:17..."dünya onu ne görür" (oysa insan görülür).

Yuhanna 14:17..."ve ne de onu tanır" (oysa insan tanınır).

Yuhanna 14:17..."ve o içinizde olacaktır"(bir insan başkasının içinde olamaz).

İsa kendisini işaret ederek Parakletos un özel bir misyonu olduğunu söyler, şöyle ki:

Yuhanna 14:26..."Babanın benim adımla göndereceği"

Yuhanna 14:26..."size söylediğim tüm şeyleri hatırlatacak"

Yuhanna.16:08..."o günah karşısında tüm dünyanın suçluluğunu gösterecek"

Yuhanna 16:14..."o beni yüceltecek"

İsa Parakletos un bir ruh olduğunu yineler:

Yuhanna 14:17..."Gerçeğin Ruhu"

Yuhanna 14:26..."Yardımcı (Parakletos) Kutsal Ruh"

YANIT 50 GÜN SONRA GELEN KUTSAL RUHTUR Metinden de anlaşıldığı kadarıyla hiç bir peygamber veya ruhsal varlık Parakletos un yerini tutamaz. Bunları göz önüne alın: "o, sonsuza dek onlarla birlikte olacak, başkaları tarafından ne görülecek ve ne de tanınmayacak ve İsa Mesih i yüceltirken söylediklerinin tümünü onlara hatırlatacak." İncil de bu nitelikleri taşıyan bir tek varlık görülmektedir o da İsa nın gösterdiği ve Parakletos olarak betimlediği İncil in Kutsal Ruh udur. O, yukarıda söylenen tüm şeyleri yerine getirecektir.

Göğe alınmadan hemen önce İsa, Elçilerin İşleri 1. bölümde Kutsal Ruh için (Yuhanna 14:16 ve 16:7 de vaat ettiği) şöyle söylemektedir:

Elçilerin İşleri 1:1 "Baba nın vermiş olduğu ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin"

Elçilerin İşleri1:5 "Sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruhla vaftiz edileceksiniz"

Görülüyor ki İsa nın kendisinden bahsettiği "yardımcı" güçle donanarak, O nun göğe alınışından 10 gün sonra (dirilişin 50. günü olduğu için Pentikost günü denilir), ama Muhammed in doğuşundan tam 570 yıl önce gelen Kutsal Ruh tur.

Kutsal Ruh vaadi Yuhanna 16:7 40 GÜN SONRA

İsa nın göğe alınışı 10 GÜN SONRA

Pentikost Elçi 2:1 570 YIL SONRA

Muhammed in doğuşu

PEKİ SÖYLENENLER İÇİN NE DİYELİM? Kuran Sure 7:157 ve 61:6, daha önceden Tevrat ve İncil de açıklanan bir peygamberden (Muhammet, Ahmet) bahsetmektedir. Öyleyse bu bölümlerin bulunması gerekmektedir. Çünkü, onlar olmadan, ölümlü bir insanın yaptığı tanıklıkla kendisini bir milyarın üstündeki bir Müslüman topluluğuna peygamber olarak kabul ettirecek bir başka kanıtı olmayacaktır. Ama bununla birlikte gelecek bir peygamberden bahseden bu tür bildiriler İncil in her hangi bir bölümünde yoktur. Oysa Müslümanlar ise bu ayetlerin (Yuhanna 16:7, 14:16) kendi peygamberlerini (Ahmed) işaret ettiğine inanırlar. Acaba öylemi? Pekâlâ! Vaat edilen bu "danışman" bir peygamber mi, yoksa özellikle İncil de vurgulanan Kutsal Ruh mudur? Sizler tüm bu ayetleri okurken buraya kadar anlatılanları da şöyle bir düşünün. Bir sonuca ulaşmanız gerekir. Ve gözlerinizin önündeki kanıtlara dayanarak, İncil in Yuhanna 14:16 ve 16:7.nci bölümlerinde bahsedilen kişinin gerçekten kim olduğuna kendiniz karar verin.

Al A raf Suresi 7:157 "...yanlarındaki İncil ve Tevrat ta buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlar..."

Al Saff Suresi 61:6 Meryem oğlu İsa:"Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı "Ahmed" olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah ın size gönderdiği bir peygamberim" demişti.

Yusef Ali nin tercümesinden alındı.


 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:37:33
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
HER ŞEYDEN ÖNCE AHMET BİZ YASA ALTINDA DEĞİLİZ İSA MESİH İMANLISIYIZ VE ONU İZLERİZ ...EVET YASA MUSAYLA GELDİ AMA LÜTÜF VE GERÇEK MESİH ARACILIĞIYLA GELDİ..YA SEN HİÇ KENDİ KENDİNE DÜŞÜNMEDİN Mİ tanrı neden başka bi yasaya ihtiyaç duymuş....ve kaldıki kuran çelişkilerle dolu bir kitap ve dahası alıntılarla dolu ..zerdeştlükten bile almış yani..istersen ispat edeyim sana ..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:44:25
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Hiristiyanlar niçin Hz. Muhammed e inanmıyorlar?????*

Müslümanlar İsa ya inandıklarını söyledikleri halde Hıristiyanlar neden Muhammed i peygamber olarak görmezler? Peygamberlikler ne diyor?

Hz. Muhammet e ilişkin Hıristiyanlığın yorumuna Kutsal Kitapta İsa Mesih ile ilgili yazılanlar göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Hem Hıristiyanlar hem Müslümanlar İsa nın Mesih olduğu konusunda hem fikirdirler.

İsa nın Mesih olması ne anlama gelir?
Kutsal Kitaba göre Mesih, tüm Kutsal Yazıların ve Peygamberliklerin gerçekleşmesidir. Hıristiyanlar onun insanlığın kurtarıcısı olduğuna inanırlar.

İsa Mesih şöyle demiştir: "Yol, gerçek ve yaşam benim" (Yuhanna 14;6).

Bu nedenle Hıristiyanlar gerçeğin ölçütünün İsa Mesih olduğuna inanırlar. Kutsal Kitabın tanıklığı budur. Hıristiyanlar Hz. Muhammet e baktıklarında, İsa Mesih le doruğa ulaşan tüm Kutsal Kitap tanıklığı ile değerlendirmelidirler. Hz. Muhammet ancak Kutsal Kitabın İsa Mesih ile ilgili tanıklığını kabul ettiği ölçüde Hıristiyanlar tarafından kabul görecektir. Aynı şekilde yine ancak Hz.Muhammet in yaşamı ve öğretileri İsa Mesih in çarmıhtaki kurtarışına tanıklık ettiği ölçüde Hıristiyanlar kendisini benimseyecektir.

 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:46:28
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
kuran ni yerde derki isa mesihtir der ondan sonra bi yerde de şöyle der isa ya mesih diyenler kafir olmuşlardır..ben bişey anlamadım bu kurandan ..ondan sonra bi yerde derki ibrahimin isakın yakupun dinine uy diyor ..ilginçtirki hiç kimsenin uyduğu yok...
 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:55:43
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
her şeyden önce yahve nin kutsal yazıları yahudilere emanet edildi..bunuda unutma..
 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 11:58:20
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Tanrı Değişmez
Ben RAB bim, değişmem. Siz bunun için yok olmadınız, ey Yakup soyu!

Kutsal Kitap Tanrı’nın değişmediği hakkında böyle diyor. İncil’e geldiğimizde şu ayeti okuyoruz. İbr.13: 8 “İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır”.

DEĞİŞMEYEN TANRI
Mal.3: 6 "Ben RAB bim, değişmem. Siz bunun için yok olmadınız, ey Yakup soyu!

Kutsal Kitap Tanrı’nın değişmediği hakkında böyle diyor. İncil’e geldiğimizde şu ayeti okuyoruz. İbr.13: 8 “İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır”.

Ancak Müslümanlar tarafından son mesaj ya da son kitap olarak adlandırılan Kurana geldiğimizde Allah’ın sözlerinin, düşüncelerinin ve kriterlerinin değiştiğini görüyoruz. Eğer Kuran’ın ve Tevrat ve İncil’in Tanrısı aynı Tanrı ise böyle bir değişiklik neden oluyor? Kutsal Kitap Tanrı’nın değişmeyen olduğunu söyler; gelin Kuran ve Kutsal kitaptan Tanrı ve Allah’ın özelliklerine bakalım.

O hiç bir şeyde değişmez:
Bir çok yüzyıl gelip ve geçmiştir, bu yüzden dünya başlangıçta yaratıldığı gibi değildir. Doğup büyüdüğünüz yerleri 20-30 yıl sonra ziyaret ettiğinizde bu yerin aynı yer olup olmadığı konusunda şaşkınlığa düşersiniz. Her şey çok çabuk değişiyor. Teknoloji, bilim ve eski şeylerin hepsi değişiyor. Sadece bir şey değişmeden kalıyor; Kutsal Kitap’ın Tanrısı değişmiyor. O dün bugün ve yarın aynıdır. O başlangıçta ne ise bu günde aynen O’dur. Bir küçük şey bile değişmemiştir.

Eğer O Aden bahçesinde Adem ile yürüyebildiyse bu gün bizimle de yürüyebilir. Eğer O Musa ve İsrail ile yürüdüyse bu gün bizim ile de yürüyebilir. Eğer O İbrahim ile bir arkadaş gibi konuştuysa bu gün bizimle de konuşabilir ve arkadaş olabilir. Kalbi kırık olanların gözyaşlarını dün silebiliyorsa bugün de yapabilir. Dün ne yapabiliyorsa bugün de aynısını yapabilir. Neden? Çünkü O değişmeden sonsuza dek kalandır.

Kuran ve Hadislere baktığımızda Muhammedin son peygamber ve Kuran’ın da son kitap olarak kendilerini beyan ettiklerini görüyoruz. Son hutbesinde; “Ey insanlar, benden sonra yeni bir peygamber ya da elçi gelmeyecek ve yeni bir inanç doğmayacak. Size iki örnek bırakıyorum, Kuran ve benim yaptıklarım yani Sünnet. Eğer bunları takip ederseniz doğru yoldan sapmazsınız.”

Bu açıklamayla Muhammed Tanrı’nın ölü olduğunu bildirmiştir. Çünkü ondan sonra bir daha Tanrı peygamber ya da elçi aracılığıyla konuşmayacaktır. Bu açıklamayla değişmeyen Tanrı’ya deşiğen Tanrı olarak görülmüştür. Ama demek istiyorum ki Muhammed’in bu kehaneti doğru olabilir çünkü Kuran’daki Allah ile Kutsal Kitap’taki Tanrı aynı Tanrı değillerdir. Tanrı Kutsal Kitap boyunca değişmez; “Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor. İsa Mesih in beden alıp dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı dandır. Tanrı nın Ruhu nu bununla tanıyacaksınız.” 1.Yu.4: 1-2

Tanrı hiç bir zaman Kutsal kitap’ta bir kaç son peygamber göndereceğini söylemedi, Ancak bize gerçek ve yalancı peygamberler olduğunu ve onların ruhlarını sınayarak doğru mu yalan mı söylediklerini bilmemiz gerektiğini söyledi.

O’nun özellikleri değişmez;
Yaratılıştan Vahiy’e kadar Kutsal kitap’ta Tanrı’nın bizimle bir ilişki içinde olmak istediğini görürüz. O her zaman insanı arıyor. Adem ve Havva günaha düştüklerinde onları aramaya gelmişti. Neden? Bizimle olmayı çok istiyor. Ve İncil’de İsa Mesih’in Tanrı’dan kaybolmuş günahkarları aramaya geldiğini okuyoruz. O bizi günahlarımızdan kurtarmaya ve sonsuz yaşam vermeye geldi.

Ama Kuran’a baktığımızda Allah’ın bizimle ilişki içinde olmakla ilgilenmediğini görüyoruz. Kutsal Kitap’taki peygamberlerin görüp duydukları gibi İslamın kurucuları bile Allah’ı görüp duyamıyorlardı. Kutsal Kitap’a göre duyup ya göremezlerde zaten. İsa Mesih; “Ne mutlu yüreği temiz olanlara Çünkü onlar Tanrı yı görecekler” Mat.5: 8, dedi. Fakat Kuran’da bu özelliği göremezsiniz. Neden, Çünkü Allah Elohim ya da Yahwe değildir.

O’nun Sözü Değişmez;
İsa diyor ki; “Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak” Mat.5: 18.

Ve Kutsal Kitap’ta şöyle diyor; “O antlaşmasını, Bin kuşak için verdiği sözü, İbrahim le yaptığı antlaşmayı, İshak için içtiği andı sonsuza dek anımsar” Mez.105: 8-9.

Müslümanların şöyle dediğini biliyorum “İncil değişmiş ya da bozulmuştur. İncil’in bir çok versiyonu vardır ve Kilise Babaları İncil’i yeniden yazmışlardır ta ki Allah Muhammed aracılığıyla değişmeyen sözü gönderene kadar.

Ama gerçek bu mudur? Tabi ki değil! Kutsal Kitap tüm dünyadaki kitaplar içinde tek değişmeyen kitaptır. Bir çok kitap, filozof ve düşünce geldi ve geçti. Bir çok yazarda öyle. Ancak Kutsal Kitap, yüzyıllardır, nesiller boyunca hala ayaktadır. Son keşiflerde de Kutsal Kitap’ın doğru ve değişmediği kesinleşmiştir. Kutsal Kitap’ın Ester hariç bütün kitaplarını Ölü Deniz Tomarları içinde buldular. Onları inlediklerinde gördüler ki 2000 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen Kutsal Kitap’ın yazıları değişikliğe uğramamıştır.

Evet, Kutsal Kitap Tanrı’nın Yeşeya’da dediği gibi kesinlikle değişmemiş ve bozulmamıştır; “Ot kurur, çiçek solar, Ama Tanrımızın sözü sonsuza dek durur." Yşa.40: 8.

Kuran’a geldiğimizde Kutsal Kitap’taki peygamberlerin ve elçilerin mesajının Kuran’a taşınmadığını görüyoruz. Kuran’daki Kutsal Kitap’takinden çok ayrı bir mesajdır. Kurtuluş için Musa’nın yasasındaki kan dökme gerekliliği ve İsa Mesih’in bunu gerçekleştirdiği konusunda hiç bir şey yoktur. Kuran kurtuluşun iyi işlerimize ve Allah’ın merhametine bağlı olduğunu söylerken, Kutsal Kitap bu kurtuluşun herkes için olduğunu, iyi işlerimizle ona bir ücret ödemeye ihtiyacımız olmadığını ve İsa Mesih’in bunu ödediğini belirtir. Kuran’da sonsuz hayat ile ilgili de bir şey yoktur. Bu ancak İsa Mesih ile mümkün olabilir. İsa Mesih şöyle dedi; “İsa, "Yol, gerçek ve yaşam Ben’im" dedi. "Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez” Yu.14: 6.

Muhammed; Kutsal kitap’ın mesajından farklı bir mesaj taşıdığını açıktır. Ancak Tanrı yarı yolda fikrini değiştirmez. Açıkça görülüyor ki Allah Kutsal Kitap’taki yahve ve Elohim le aynı değildir.

O’nun vaatleri değişmez
Tanrı günahlarımızı kaldırmak, vaatlerini yerine getirmek, günahlarımız için ölmek için Mesih’i göndereceğine vaat etmiştir. (Yeşeya 53) Günahlarımızın içinde kalmayalım diye İsa Mesih dünyaya gelmiş, çarmıhta ölmüş ve bizim için o değerli kanını dökmüştür.

İsa Mesih göğe yükselmesinden sonra Kutsal Ruh’u göndererek bir vaadi daha yerine getirmiştir; “Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. İmanlıların hepsi Kutsal Ruh la doldular, Ruh un onları konuşturduğu başka dillerle konuşmaya başladılar” Elç.2: 1-4

Müslümanlar, Muhammed ve Cebrailin Kutsal Ruh olduğunu iddia ediyorlar. Burada bu iddianın yanılgısını temizlemek istiyorum. Kutsal Ruh ne Muhammet’tir ne de melek Cebraildir. Kutsal Ruh bir insan değil Tanrı’nın kendi Ruhudur. İbranice Ruah, Grekçede de Pneuma’dır. Bu iki sözcüğe sözlükten baktığımda şu açıklamalarla karşılaştım;

Tanım: rüzgar, nefes, akıl, ruh, Tanrı’nın Ruhu, Üçlübirliğin üçüncü şahsı, Kutsal Ruh, eşit, Baba ve Oğulla ezeli ve bedi bir arada bulunan.

Gördüğümüz gibi Kutsal Ruh ne bir insan ne de Melektir, yani Kutsal Ruh, ne Muhammeddir ne de Cebrail’dir. Kutsal Ruh Tanrı’nın Ruhudur. Melek, melektir, Kutsal Ruh değildir.

Dahası İsa Mesih dünyadan ayrılacağı zaman öğrencilerine şöyle dedi; “Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek. Çünkü benim olandan alıp size bildirecek”. Yu.16: 13-14.

Ve yine diyor ki; “Ben de Baba’dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı*, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır” Yu.14: 16-17.

İsa Mesih “Gerçeğn Ruhu”nun herzaman bizimle kalacağına söz verdi. Muhammed Kutsal Ruh olamaz çünkü o öldü ama Gerçeğin Ruhu hala yaşıyor, eğer hayatmıza davet edersek onu gelip bizimle yaşayacaktır.

Evet O değişmez, ama Kuran’a geldiğimizde vaatlerin değiştiğini görüyoruz. Kuran İsa Mesih’in çarmıhta ölümünü inkar ettiği için İslam’da kurtuluş yoktur. Kuran, Kutsal Ruh’un İsa Mesih aracılığıyla verildiğini inkar ettiği sürece İsa Mesih’în dediği gibi gerçeğe yöneltilemiyorlar. O yüzden Allah Kutsal Kitap’ın Tanrısıyla aynı değildir.

 
Kimden: buket  88.249.226.***
04.12.2009 12:04:54
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi

Tanrı ile buluşma diğer dinlerde olduğu gibi Zerdüştlükte de dağda olmuştur.
Bu dağ Zerdüşt inancında Sabalan Dağı, Musevilikte Sina Dağı, Hıristiyanlıkta Seir Dağı, Müslümanlıkta ise Hira Dağı olmuştur.
Zerdüşt’ün tanrı Ahura Mazda ile konuşması ve talimatları alması “Kutsal Ölümsüzler” olarak bilinen altı melek aracılığıyla olmuştur. Daha sonra bu melek kavramı Hıristiyanlık ve Müslümanlık dinlerinde de görülmüştür.
İyiliği ve aydınlığı temsil eden Ahura Mazda tanrıyı, kötülüğü ve karanlığı temsil eden Ahriman ise Şeytan‘ı ifade ediyordu.
Cennet ve cehennem, ruh, ölümden sonra diriliş, kılıcın keskin kenarı kadar ince olan Cinvat köprüsünden dinsizlerin geçemeyip cehenneme düşmesi, günde beş vakit ibadet hep Zerdüşt inancında mevcut olan kavramlar idi.
Adem ile Havva kavramına benzer bir şekilde Zerdüşt inancında tüm canlıların başladığı bir ilk mevcuttu. Ağaçların ilki Hom, hayvanların ilki ise boğa olarak bilinmekteydi. İlk insan ise boğanın böğürlerinden oluşmuştu.
Hıristiyanlıktaki “baba, oğul ve kutsal ruh” üçlemesi Zerdüşt inancına göre kutsal sayılan ateşin tanrı Ahura Mazda’nın ruhu ve oğlu anlamına gelmesine benziyordu.
Zerdüşt inancına göre fakirlere cömert davranma, yabancılara misafirperverlik, toprağı sürme, sığırlara bakma, iyilik yapma anlamındaydı. Bu yüzden sığır etinin yenmesi yasaktı. Muhtemelen nedenleri farklı bile olsa, gene de Hindistan’da sığır etinin yenmemesi, Yahudilik ve Müslümanlıkta da domuz etinin yasak olması ister istemez bir benzerliğe dikkat çekmektedir.
Sözün Özü
Aslında Tevrat, İncil ve Kuran’da yazılı olan birçok konunun şu veya bu şekilde Sümerlilerin çivi yazılarında da anlatıldığı, dolayısıyla bu dinlerin çok daha eski tarihli Sümer kültüründen bile etkilendiği de ileri sürülmektedir.
Bütün bunlar gösteriyor ki insanların tanrı ile ilgili düşünceleri (olması gerektiği gibi) kişisel algılamalarla değil, toplumsal öğretilerle şekillendirilmektedir....KENDİNE BU DİNİ İYİ ARAŞTIR AHMET GÖRECEKSİNKİ İSLAMIN NASIL ALINTILARLA OLUŞTUĞUNU ..GOGLEYE GİR MEDYALI KÜRT ZERDÜŞT YAZ..HER ÇIKAR KARŞINA..
 
Kimden: ülkü  85.107.185.***
12.12.2009 22:18:21
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Hani bir söz vardır "İnsanı dinden imanda eder" derler.

Yukarıda yazılanları okuyunca, ben aynen bu duyguya kapıldım. Buket,titrin nedir ögrenebilirmiyim? Kuranı biliyorsun, İncili biliyorsun, çokta iyi hakaret ediyorsun. Başka dine bu kadar hakaret eden bir kişinin kendi dininede saygısı yoktur.
 
Kimden: ayşe  88.229.39.3***
20.01.2010 00:28:16
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
yazlanları okudum.arkadaslardar gayet kendilerinden emin sanki kendi dinlerinin doğruluğu kendilerine allah tarafından vahyedilmiş gibi ve gerçekleri göz ardı ederek islamiyete çok çirkin hakaretler ediyorlar.ben kişilik olarak her inanca saygı duyan bir insanım,bu saldırılar ve hakaretler kaeşısında saygımı ister istemez yitiriyorum.cünkü saygıda karşılıklı olur.EVET BANA GÖREDE HAK DİN İSLAMDIR!YANLIŞLARINIZLA BAŞBAŞA KALIN BİZLERE DİL UZATMAYIN.AHİRETTE HERŞEY BELLİ OLACAK ALLAHIN İZNİYLE,ORADA GÖRÜŞÜRÜZ İNŞALLAH...
 
Kimden: ayşe  88.229.39.3***
20.01.2010 01:00:20
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
BİZİM DİNİMİZ BİZE,SİZİNKİSİ SİZE.BİR ÖNCEKİ YAZIMDA,HAKARETLERİNİZ KARŞISINDA COK SİNİRLENDİM.ARKADASLAR ALLAH RIZASI İÇİN BİZİM İNANCIMIZA COK KÖTÜ HAKARET EDİYORSUNUZ YAPMAYIN.BU HİÇBİR İNANCA SIĞMAZ
 
Kimden: Esra  80.227.127.***
20.01.2010 06:55:04
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Bazen uzuluyorum, dinlerden once isadan musadan muhammedden oncede insanlar gokteki tanrilari mi birbiriyle savastiriyorlardi.Hindular kadar olamiyoruz.Yanimdaki ofiste hindu bir bayan oturuyor,daha az dedikodu yapiyor,daha cok sevgi saciyor, daha guler yuzlu ,daha iyi.Tanrilari pekcok bana bir carka dizili resimlerinden bahsederken hepsinin guzel yonlerini anlatiyor.Bu para tanrisi, bu su tanri bu bu tanri:) biz
2-3 tanriyi birbirine dusurup yetmiyormus gibi birbirimizi ugruna olduruyoruz.

Tanri icimizde.Tanri etrafimizda.Tanriyi verdigimiz enerji kadar geri alirirz.

Wake uppppppppppppp
 
Kimden: bünyamin  85.107.201.***
11.10.2012 15:15:27
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
İÜTFEN ÖNYARGISIZ HEPSİNİ OKUYUN...

buket hanım ve diğer kişlerin iddaalarının hepsini cevabı verilmiştir.bu cevapları ön yargısız bir şekilde okuyan-bu hususta birçok eser yazılmıştır hatta sonradan müslüman olan bir zamanlaar yahudi ve hrisyan-insanlar gerçeği görür kuranı bir takım art niyetlilerin ayet seçip bütünü görmeden yorumlaması yanlış anlamalara sebep oluyor..aynı şey tevrat ve incilde yapılıyor bir çok kişi hz. davudu suçlar -kumandanının hanımı sebebiyle- önyargıları lütfen bırakalım
ben tüm iftiralara rağmen tevratın bütününü incilşn bütünü okuyorum ve hala araştırmalarımı yapıyorum...tevratta ilginç gelen ayetler olabilir..ancak biz müslümanlara göre hz.isa ölmemiştir yüce yaratıcı ibrahimi ateşten musayı fravunun zülüm ve işkencesinden kurtarırken bunlar kadar mühim ve önemli bir elçi olan hz.isaya neden eziyet etsin...

buket hanımın müslümanların puta taptığını söylemesi ve bazı oryantalistlerin ay tanrısı iddalarına cevaplar 50 senedir veriliyor biraz araştırın.bu iddayı konu eden neden müslüman değilim isimli tarih bilimsel açıdan saçma eseri okudum..ve çok güldüm :D..şunu belirtiyim ki hila islamın dini sembolü değil hicretin sembolüdür bazı kaynaklarda ramanzan ayının sembolü olduğunu ve oruç zamanı hilallerin asıldığını biliyoruz.. üstelik kabede yaşayan bir ay tanrısına ibadet iddiası tarihi bilmemenin kanıtıdır zira müslümanlar islamın ilk zamanlarında kıble olarak kudüse yönelip namaz kıldılar çünkü kabe putlarla doluydu kabe tamamen boşalınca insanlık tarihinden beri en mukaddes yer olan kabeye yöneldiler bazı ateist ve ön yargılı hristiyan ve musevilerin ortaya attığı iddialar yıllardır yanıtlanmış ve bir çok hristiyan ve yahudi müslüman olmuştur bunu artık dünya biliyorum lütfen kardeşlerim ALLAH TANRI YEHOVA NE derseniz deyin bizzat hz. MUHAMMDED BİLE yahudi ve hristiyanlar yerine kendi topluluğu olan putpereslere yönelmiş onları uyarmıştır zaten hristiyan ve yahudilerle aynı tanrıya inandıklarını söylüyor haham rav adoni ile grüşme fırsatı olanlar sorabilirler

lütfen birbirimize saldırmayalım biraz araştıralım sorgulayalım ben yıllardır sorguladım ateit olma tehlikesi altına girdim kuranın çelişkili yalanına kandım ancak ilk emir olan oku emrini yerine getirmenin son çare olduğunu görünce onu denedim ve tüm gerçekleri öğrendim

kuranda hata yok/doç dr. halis aydemir
gerçek din bu 1 cild
gerçek din bu 2.cild
islama itirazlar ve kurandan cevaplar

ve daha bir çok ingilizce ve almanca yayın var ..

okuyun bilgi güçtür ...

araştırın sorgulayınh kormayın ben ateizm tehlikesine bile kapıldım ve son anda zafer benim oldu ancak okuyarak araştırarak



kaedeşlerim kabe musevinin hristiyanın müslümanında kıblesidir Protestanken sonrada Müslüman olan martin lings kabenin neden Museviler ve hristiyanlar tarafından terk edildiğini kitabında anlatır (martin lings hz.Muhammedin hayatı syf 2-10)

kabeyi hz.ishak ve kardeşi ismailin haklıda ziyaret ediyordu çeşitli savaş ve etkileler Araplarda putpereslik baş gösterdi daha sonra haklı olarak Musevi ve hristiyanlar kabeyi ziyaretten vazgeçtiler ve orada çıkacak bir peygamberin tüm bunları düzelteceğine inandılar bunları bir zamanlar Protestan iken Müslüman olan martin lings diyor yapmayım kardeşlerim birbirimize saldırmayalım

(Atlas Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit edilmiştir. Bunun 1400 sene önce Kur an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın hak din olduğuna inanıp müslüman oldum.) Kaptan Kusto (Fransız)
Kur an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat Stevens (İngiliz)
İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum. Roger Garaudy (Fransız)
Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına Gfanzıl (Alman)
İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas Clayton (Amerikalı)
İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr. Rolf Freiherr (Avusturyalı)
İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura (Japon)
İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla Cannolly (Avusturyalı)
İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum. Mr. Board (Amerikalı)
İslâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir. Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)
İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai (Zengibar)
Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi (Habeş İmparatoru)
Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi. Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu


Bunlar bazı örnekler

Tim Winter: İngiliz Öğretmen
Akon: Aslen Senegalli R&B şarkıcısı
Butsa Ryhmes: Jamaikalı rapçi
Leila Mourad: eski Yahudi artist
İce Cube: Amerikalı Aktör
Picthall: İngiliz Çevirmen
John Coltrane: Amerikan jazzcı
Art Blakey: Amerikan Jazz Sanatçısı
Michael Jackson: Popçu
Dave Chapelle: Şovmen
Dante terrel Smith: Şarkıcı/Aktör
Jimmy Clif: Jamaikalı şarkıcı
Larry Johnson: Amerikan Futbolu Oyuncusu
Wilfred Hoffman :Alman diplomat yazar
Mike Tyson:Boksör
Fransa Futbol Takımı: Bu takımın çoğu zaten müslamandı fakat Henry, Anelka, Ribery gibi isimler sonradan Müslüman oldu.
Rap Müzik Sanatçıları
Rakım
Everlast
Natıve Deen uyelerı,
Twista
will smith
Ammar144
Lupe Fiasco
Outlandısh
Nas
Busta Rhymes
AZ
Vinnie Paz..
bizzy bone
flesh-n-bone
akon
DJ Khaled
İce Cube
kadafi
fatal
jus Allah
Tha Game
RZA
Lupe Fiasco: Mohammad Walk
Sporcular
(Bilal) Frank Ribery (Bayern Munhen)
(Bilal Abdülselam) Anelka (Bolton)
Van Persie (Arsenal)
Zenedine Zidan (EFSANE)
Kaka (Milan)
Muhammed Zidan
Yaya Toure (Barcelona)
Kolo Toure (Arsenal)
Zlatan İbrahimoviç
Frederik Kanoute (Sevilla)
Vieria
İbrahim Affelay (Psv)
İsmail Aisatti
Mehmet Scholl (Bayern Munhen)
Mahmoudha Diarra (Lyon)
Muhammed Lamine Sissoko (Mali-Liverpool)
Hasan Salihamidzic (Bosna-Bayern Münih)
Kerim Abdul-Jabbar (ABD): Amerikalı eski ünlü basketbol yıldızı. Müslüman olmadan önceki adı:Lewis Alcindor
Sinema yıldızları Diğer katogori şarkıcılar
Wesley Snipes
Michael jackson
Everlast
Imran Khan (Dünyanın en ünlü Kriket oyuncularından)
Dave Chappelles (Komedyen&Şarkıcı)
Daniel Moore (Yazar&Şair)
Art Blakely (Jazz Yıldızı)
Anousheh Ansari (Astronot)
Hicham Arazi (Afrika Kıtasının en iyi Tenisçisi)
Benazir Bhutto (Pakistan Ek Başbakanı)
Cheb Foudel (Fransanın en ünlü Rai sanatçısı)
Chab Khaled (şarkıcı.Onu Abdülkader parçasından tanırız.İbrahim tatlısesin sesine benzer sesi)
Hammasa Kohistani (İngiltere Güzeli)
Ahmed Zewail (Nobel ödülü sahibi)
Rana Raslan (İsrail Güzeli)
Ömer Şerif (Ünlü Aktör)
Prince Naseem (Boksör)
Antony Queen (Ünlü Aktör)
Diğerleri
Malcolm X =)))) (ŞEHİT)
İngiltere Prensi Charles (Mahmut)
Tolstoy
Kaptan Kusto
Prens Bismark

Kardeşlerim birbirimizle uğraşmayalım herkes duyduğu şeye inanmasın ay tanrısı saçmalığı gibi arap tarihin de bile putlar arsında bu yok(gösterilern iddialar bir çok din tarihçisi tarafından yalanlandı-
Annemarie Schimmel
En büyük tehlike ateizm ahlaki hukuku tanımayan bu rejime karşı olalım birbirimize değil
Selametle kardeşler…




 
Kimden: bünyamin  85.107.124.***
11.10.2012 15:23:57
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
kardeşlerim barmabas inciline gelince bu konuda fazla araştırma yapmadım ancak uydurma bir incil uğruna yahudi asıllı viktoria rabin neden öldürülsün uydurma ise bilimsel araştırmalarla kanıtlanır bir çok yöntem var bu konuda uzmanlara danıştım bir çogu şunu söylüyor incilin aslına eleştiri olması için uydurma barnabas incilleri türedi
almanyadan benyamin adoni bu konuyu bana actı
(gotingende haham) kendisi barnabas incilinin aslı ile uydurmasının karıştırıldığınım ve bir medya oyununun oynandığını söyledi kendisine islamı neden seçmediğini sorduğumda o incili elime alıp okumadan olmaz hem okusamda seçmem belki dedi elbette saygı duyarım ancak bu medya oyunlarına gelmeyin kardeşlerim
 
Kimden: bünyamin  85.107.124.***
11.10.2012 15:29:37
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
krdeşler islam zorlayan bir savaş dini olsaydı endülüs ispanyasında bir tane kilise olmazdı gidin bakın mısırda süriye hatta türkiyede ne kilise ne hritiyan bulurdunuz kuran bu savaşı bize müşriklerle puta tapanlarlarla yapın diyor ve sizinle savaşmayan toplumla savaşıp haddi aşmayın diyor..

yapmayalım hepimiz aynı yaratıcının önünde eğiliyoruz nedir bu düşmanlık rav adoni gibi bir çok haham papaz aynı tanrıya inandığımızı kabul ediyor . lütfen ..bunu yapmayın hz. isa indiğinde bizi böyle görmesin bir üzüntü daha çekmesin..

 
Kimden: baterisst  94.55.210.1***
20.10.2012 15:24:14
Cevap: Apokrifal Barnabas Incili Meselesi
Bünyamin bey ilk önce açıp şu kuranı türkçe veya idrakınızın en kuvvetli olduğu bir dilde okuyun.İslam hakkında bizlere anlattığınız şeylerin aslında yalan olduğunu anlayacaksınız sadece yapmanız gereken irdelemeniz.Ama ne yazıkki islam irdeleme karıştırma diyor.O zaman yalanlarınız la kısır bir döngü içerisinde yaşamaya devam ediniz.
 
CEVAP YAZ - Onaylı Üyelik Gerektirir
isim:
konu:
cevap:
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım