Renkler Solmasın Kültürler Kaybolmasın

             
 
KÜLTÜR / SANAT
Yok Hükmündeki Millet-i Mahkumeler

1912'de Şark Yıldızı Gazetesi

Süryani Edebiyatının 2000 Yıllık Geçmişi

Soğan Kabukları ve Adıyaman'ın Öteki Tarihi

İstanbul Süryanilerine Bakış:Mazlum ve Makul

Süryani Kadınların Acılarına Işık Tutmaya Çalıştım

Azınlık Malları Nasıl Türkleştirildi

Bir Süryaninin Askerlik Anıları

Barışa Emanetiz

Kutsal Ruhun Kavalı Mor Efrem

Geçmişten Günümüze Mardin Müzisyenleri

Yok Sayılan Bir Halk

Süryaniler

hepsi

Süryani Dili

Süryanilerde Tiyatro ve Sinema

Süryanilerde Popüler Müzik

Süryanilerin Müzikal Çığlığı

Süryanilerde Kilise Müziği

Süryanilerde Halk Oyunları

Süryanilerde Ölüm Gelenekleri

Diyarbakır'da Geleneksel Bir Meslek Puşicilik

Turabdin'de Siboro Geleneği

Süryanilerin Yüzyıllardır Yaşattığı Sanat: Telkari

Şarabın Süryani Ustaları

Süryanilerde Paskalya Bayramı ve Hazırlıklar

Kaybolan Bir Süryani Sanatı: Basmacılık

Süryani Geleneğinde Noel (Yaldo) Bayramı

Bir Süryani Geleneği : Hano Kritho

Taştan Çıkan Beyaz Çorba: Gabula

Turabdinin Temel Yemeği Bulgur

Babağannuç

Yemek Tarifleri

 
 
/ SOĞAN KABUKLARI VE ADIYAMAN'IN ÖTEKİ TARİHİ

Eğer tüm dünyada tamamen masum ve çok mazlum bir halk arıyorsanız, o halk Süryanilerdir. Tamamen masum; çünkü tarih boyunca hiç devlet kurmamış, yaşadığı ülkenin resmî sahibi olmamış, iktidarda bulunmamış bu halk asla hiç kimsenin tavuğuna kışt demedi.

Ama masumluğun ve sessizliğin bedeli olarak hep baskı gördü. 1915-16’da Ermenilerle birlikte yağmalandı ve kılıçtan geçirildi. Zaten Süryaniler yaşadıklarına da aynı adı koydular: Kılıç. Sayfo.

Anavatanları Tur Abdin’de yaşananlar böyle olunca, çok daha seyrek olarak bulundukları Adıyaman’da daha 1911’den itibaren cereyan edenleri tahmin zor değil.

Bu kitap işte orada yaşananları anlatıyor. Birinci bölümünde o günleri çekmek zorunda kalmış bir Süryani’nin el yazmasının, ikinci bölümünde de o günlerden hayatta kalmış tanıklarla 1982-92’de yüz yüze yapılmış görüşmelerin ağzından…

Prof. Dr. Baskın Oran

KİTABIN YAZARIYLA YAPILAN BİR RÖPORTAJ

Bu göç yaşantısında Adıyaman’ın Gerger ilçesine kadar uzanan yolda , Adıyaman’ da yaşayan Süryaniler in Tarihi hakkında Adıyamanlı Süryani Yazar Olan Muzaffer İris ile birlikte Son yazmış olduğu Adıyaman Süryani Tarihini ele alan “Soğan Kabukları” adlı Kitabı ve Adıyaman’ da yaşayan Süryaniler hakkında Evrensel’e Röportaj veren Muzaffer İris’e sorularımızı şu şekilde yönelttik. 

1- Muzaffer iris öncelikle Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Adıyaman Gerger ilçesi Vank’(Yeşilyurt) köyünde doğdum. İlkokulu köyde Ortaokulu ve Liseyi Gerger de okudum. İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldum. 

2-Adıyaman’da yaşamış ve halen varlığını sürdürmekte olan Süryani Halklarının sizin için önemi nedir?

Süryani halkının benim için önemi nedir sorusu çok geniş ve kapsamlı bir soru. Her halkın, her kültürün, her bireyin benim için önemi vardır. Bütün halklar, diller, kültürler, renkler, yaşamlar önemlidir. Benim için hiçbir halk diğerinden üstün, fazla ya da az değildir. İncelendiğinde bütün halkların tarih boyunca yaptıkları iyi ve kötü şeyler vardır. Yapılan iyiliklere sevinir kötülüklere de üzülürüz. Bu bir nevi şuna benziyor her ağacın meyvelerine bakarak hangi meyvenin iyi hangisinin kötü olduğu gibi bir anlam da ifade ediyor.

Benim için Süryanilerin önemine dönersek; İnkar edilemeyecek kadar büyük bir öneme sahiptirler. Düşünün dünyanın ilk Hristiyanları, İsa’nın kullandığı dili hala kullanıyorlar. 5 bin yıllık bir tarihleri var. El sanatlarından mimariye, büyük bir sanatın temsilcileri. İlk üniversiteyi kurmuşlar. Kullandıkları dil Yunan Edebiyatı ile Arap edebiyatı arasında bir köprü olmuş.7. yy da Süryanice dünya dili olmuş. Eflatun’un, Heredot’un eserleri Yunancadan Süryaniceye ve oradan da Arapçaya çevrilerek Müslüman edebiyatına büyük bir katkı sağlamış.

Böyle bir halk önemli olmaz mı? Ama maalesef böyle büyük medeniyetler kurmuş bir halk şimdi yok olmakla karşı karşıya. Kültürleri, dilleri ve hatta kendileri yok olmakta. Süryaniceyi kullananların sayısı gün geçtikçe azalmakta. Bu halk göç etmekte ve neredeyse Kelaynak kuşlarının durumuna düşmek üzeredir. Böyle bir manzarayla karşılaşmak insanı üzüyor doğrusu. Antik bir halk tarihten silinmemeli. Bu halk, bu dil, bu kültürler yok edilmemeli. Desteklenmeli, yaşatılmalı tarihe olan katkıları unutulmamalı.

1. Adıyaman’ın Kültürel Tarihinde Süryanilerin yeri ve önemi ne olmuştur ?

Adıyaman birçok medeniyetin hüküm sürdüğü bir şehir. Adıyaman tarihi incelendiğinde onlarca halkın, milletin izine rastlamak mümkün. Asurlular, Frigler, Persler, Makedonlar, Kommagene Krallığı, Roma, Bizans, Emeviler, Abbasiler, Anadolu Selçukluları, Memlüklüler ve en son olarak ta Osmanlı İmparatorluğunun Adıyaman da hüküm sürdüğünü görüyoruz.

Süryanilerin Tarihi ise Asur ve Aramilere kadar iner Adıyamanda.1519 Osmanlı kaynakları Adıyaman’daki Süryani ve Ermeniler hakkında bize yazılı bilgiler vermektedirler. Özellikle, Samsat, Besni, Gerger, Kahta ve köyleri Süryaniler için önemli yerleşim merkezleriydi. Süryaniler, Samsat için ‘Şimşat’Gerger için ‘Gargar’,Besni için ‘Beit Hesna’diyorlardı.

Adıyamanda bulunan Mor Petrus ve Mor Pavlus Kilisesi 1701 yılında yapılır. Kilisede bulunan bir levhada ise 1883 tarihi yazılıdır.
Patriklik merkezinin M.S 969 yılında Malatya’ya taşınması Adıyaman da ki Süryanilerin daha da güçlenmesini sağlar. Gerger Süryanilerin bir matbaası haline gelir. Gergeryo isimli yeni bir yazı stili ortaya çıkar. Birçok Süryani metropolit, yazar ve düşünür Gerger de yetişir. 

Adıyaman da bulunan Mara mahallesinin tamamı Süryani ve Ermenilerden oluşuyordu. Gâvur Mahallesi denmesinin sebebi budur.1978 Yılında Adıyaman da bulunan kilise maalesef kapanır. Kilise kapanınca birçok Süryani ibadet edecek yer bulamaz. Birçoğu bu arada Müslümanlığa geçer.2000 yılında kilise yeniden açılır.

Adıyaman da ki sanat ve ticaretin neredeyse tamamı Süryaniler tarafından icra ediliyordu. Ayakkabıcılık, sıvacılık, marangozluk, duvar ustalığı, demircilik denince ya Süryani ya da Ermeniler akla gelirdi. Adıyaman da bu mesleklerin öğretmenleri Süryani ve Ermenilerdi. Kâhta ve Gerger de şimdi bile bu durum hemen hemen hiç değişmemiş sadece işi yapanların dini tercihleri değişmiştir.
Süryaniler her yıl 28 Haziranda büyük bir özlemle Adıyaman’ı ziyaret etmektedirler. Yurt dışı ve yurt içinden birçok insanın Adıyaman’a gelmesi Adıyaman’ın Süryaniler için hala önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

4-Yazmış olduğunuz kitabın adı olan ’Soğan Kabukları’ isminin ayrı bir anlamı veya önemi var mıdır?

Evet gerçekten değişik ve ilginç bir isim. Birçok kişinin dikkatini çekmiş. Bazıları gerçekten soğan kabuğu olarak anlıyor.

Adıyaman Süryaniler için mutluluğun, güzel günlerin yaşamasının yanında acılarla dolu anıları ve yaşamları da barındırır.
Birinci kitabımda Süryanilerin Bütün Yönleriyle tarihlerini ele almıştım. İkinci kitabım da da Süryani Mutfağını yazdım. Bu çalışmamda da Süryanilerin Adıyaman da yaşadıkları acılara yer verdim. Özellikle Kahta ve Gerger de Süryanilerin uğradıkları vahşeti yazdım. Canlı tanıklarla yaptığım röportajları yayımladım.1

915 te Süryanileri kurtaran koruyan iyi niyetli Müslümanlara da yer verdim. Kitabın ismine gelince, Asker Adıyaman’ın Gerger ilçesine bağlı Vank köyüne gider ve Köyün ağasına Süryanileri toplayıp götüreceğini söyler. Köy ağası bu köyün Ermeni değil, Süryani köyü olduğunu bu nedenle götüremeyeceğini kanunun Ermeniler için olduğunu söyleyince, komutan ağaya şunları söyler’ Bizim için soğanın kabuğunun rengi önemli değil, kokusu önemlidir. Soğan soğandır.’ Der. Yani Ermeni ve Süryani olmasının bir anlamı yoktur. Dinlerinin Hristiyan olmasının yeterli olduğunu belirtir ve Süryanileri toplayarak Fırat’a doğru götürür…

Röportaj: Serhad Buğdaycı  Adıyaman/Evrensel;  Güncelleme Tarihi: 19 Temmuz 2017 

 
   

   


© Copyright 2008 www.suryaniler.com
tasarım: Web Tasarım